Hayat bir beşikten farksızdır. Bizi sallar ve uyutur... Her birimiz bunu hisseder fakat birbirimize gösteremeyiz. Beşikten farkız olmasından da öte hayat bizzat bir beşiktir, içinde her an uyuduğumuz... Oysa bu uyku ardında koskoca bir enkaz bırakır. O zaman şöyle mi desek? Hayat beşik sanıp uyuduğumuz koskoca bir depremdir belki de... Bebekken beşik sandığımız her şey büyüdüğümüzde depremimiz olur. Enkaz ise içimizdir.
Annem ve babam gittiğinde Ege'yle de uzun bir süre konuşmamış ve tamamıyla karanlıkta kaldığımı hissetmiştim. Sonra Ege geldi, içimin ışıkları bir bir yandı, ama hiçbir zaman tamamen aydınlanmadı... Şimdi annem ve babamın da geldiğini hissettiğim andan beri içimin tüm ışıklarının yandığını hissediyordum. Artık o ışıklar yanıyordu, artık bu ev de ruhum da karanlıkta kalmayacaktı...