wybie

kısassızlık
Nasıl olmuşsa bilmiyorum, vurmuşlar bize, biz vurmamışız. -Cahit Zarifoğlu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2016 11. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2016 00:00
Hayat felsefem olmayı başaran kitap. Gerçek manada insanların tepkilerini sosyolojik olarak incelemiş. Gerçekleri yüzünüze çok sert biçimde vuran, herkesin kaldıramayacağı bir eser. Bölüm bölüm olduğu için daha kolay hazmedileceğini düşünüyorum. Kitabı bitirdim fakat dönüp dönüp hala bölümleri okuyorum. Baş ucu kitabı. Kitapta beni vuran belki de en vurucu cümle ise : " İntihar etmek için bile daima çok geç." Okumadan evvel kemerleri bağlayın, derinden sarısalacaksınız.
Felsefe
Çürümenin KitabıEmil Michel Cioran · Metis Yayınları · 202514,5bin okunma
10/10
·119 syf.··
Beğendi
·
2016 24. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2016 00:00
Umursamaz bir adamın umursamazlığının varabileceği son nokta. Ortada cinayet var katil var ama olay sandığınız gibi değil. Kahramanın trajikomik hikayesi. Okunması elzem. Ve bir insanın salt insan olarak, göstermelik duygulardan uzak olarak nasıl olduğu gözlemlenmelidir.
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,4bin okunma
Alenen ve gizlice ölüm
Makine(giyotin), kendisine doğru yürümekte olan adamla aynı hizadaydı. Adam adeta, rastladığı bir kimseye doğru yürür gibi yürüyordu ona. Bu da can sıkıcı bir şeydi. İskemlenin üstüne çıkmak gökyüzüne doğru yükselmek hayali az çok hayal edilebilirdi. Halbuki bu noktada da, makine her şeyi ezmekteydi: İnsan biraz utanç ve büyük bir kesinlikle, adeta gizlice öldürülüyordu.
Sayfa 101 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Cezanın Kusuru
Ama insan her zaman makul hareket edemez tabii. Örneğin; bazen de kanun tasarıları yapıyordum. Cezaları düzeltiyordum. İşin aslının,mahkûma bir şans vermek olduğunu fark etmiştim. Binde bir şans, birçok şeyi düzeltmeye yeterliydi. Örneğin hastayı [hasta, diye düşünüyordum], onda dokuz ihtimalle öldürecek olan bir kimyasal bileşim bulunabilirdi. Fakat mahkûm bunu bilecekti, şart bu olacaktı. Çünkü iyice düşününce ve olayları soğukkanlılıkla irdeleyince görüyordum ki, giyotin bıçağının kusuru, şansa hiç mi hiç yer bırakmamasıydı. Sonuç olarak mahkûmun ölümüne kesin şekilde karar verilmiş oluyordu. Olmuş bitmiş bir iş, iyice ayarlanmış bir düzen, kabul edilmiş ve bozulması düşünülmeyecek bir anlaşmaydı bu. Binde bir ihtimalle bıçak inmez veya kesmezse, süreç yeniden başlıyordu. Demek ki, meselenin can sıkıcı tarafı mahkûmun, makinenin iyi işlemesine dua etmek zorunda olmasıydı. Cezanın kusurlu tarafı işte buydu. Bir bakıma bu, doğru. Fakat başka bir bakıma iyi bir düzenlemenin bütün sırrının da işte bunda olduğunu kabul etmek zorundaydım. Sözün kısası mahkûm da kendisinin idamına manen yardım etmek zorundaydı. Her şeyin aksamadan yürümesi onun yararınaydı.
Sayfa 100 - Can Yayınları·Kitabı okudu