wybie, bir alıntı ekledi.
 13 Nis 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Cezanın Kusuru
Ama insan her zaman makul hareket edemez tabii. Örneğin; bazen de kanun tasarıları yapıyordum. Cezaları düzeltiyordum. İşin aslının,mahkûma bir şans vermek olduğunu fark etmiştim. Binde bir şans, birçok şeyi düzeltmeye yeterliydi. Örneğin hastayı [hasta, diye düşünüyordum], onda dokuz ihtimalle öldürecek olan bir kimyasal bileşim bulunabilirdi. Fakat mahkûm bunu bilecekti, şart bu olacaktı. Çünkü iyice düşününce ve olayları soğukkanlılıkla irdeleyince görüyordum ki, giyotin bıçağının kusuru, şansa hiç mi hiç yer bırakmamasıydı. Sonuç olarak mahkûmun ölümüne kesin şekilde karar verilmiş oluyordu. Olmuş bitmiş bir iş, iyice ayarlanmış bir düzen, kabul edilmiş ve bozulması düşünülmeyecek bir anlaşmaydı bu. Binde bir ihtimalle bıçak inmez veya kesmezse, süreç yeniden başlıyordu. Demek ki, meselenin can sıkıcı tarafı mahkûmun, makinenin iyi işlemesine dua etmek zorunda olmasıydı. Cezanın kusurlu tarafı işte buydu. Bir bakıma bu, doğru. Fakat başka bir bakıma iyi bir düzenlemenin bütün sırrının da işte bunda olduğunu kabul etmek zorundaydım. Sözün kısası mahkûm da kendisinin idamına manen yardım etmek zorundaydı. Her şeyin aksamadan yürümesi onun yararınaydı.

Yabancı, Albert Camus (Sayfa 100 - Can Yayınları)Yabancı, Albert Camus (Sayfa 100 - Can Yayınları)