İnsanlar geri döndüklerinde umut mu ararlar,
yoksa dönmek için mi çabalarlar?
Yoksa düşünceleri, sadece daha önce hiç gitmedikleri bir ıssızlığa sürüklenmekten mi ibarettir?
Bunlar tezat gibi görünse de aslolan şudur:
Mutluluk çaba ister,
Nefes almak bile zor gelse de, insan mutlu olmayı denemeli.
"Mutluluk emekle mi olur?" deseler, "Evet" demeli.
Çünkü insan, en dar anında bile bir şekilde hayata tutunmayı öğrenir.
Bugün herkes dünyanın ve yeni neslin kötülüğünden yakınıyor;
sanki bu durumu kendi elleriyle yaratmamışlar gibi sırt sırta vermiş, karşı tarafa bakıyorlar.
Oysa insan en değerlisini bulmuşsa;
uyumu, huzuru hissetmişse, bunu kaybetmemek için sonuna kadar çabalamalı.
Neden diye soracak olursanız efenim?
Bir kez bulunan bir ruh, bir kez hissedilen o bağ, aynı şekilde tekrar bulunur mu sanıyorsunuz?
Yaşananların nasıl bir anda eksildiğini, güzelliklerin nasıl kaybolduğunu görmüyor musunuz?
İnsan duygularına tutunmalı;
insan olduğunu hissederek,
o dipsiz yokluğa kapılmamalı.
Çabalar yok sayılmamalı azizim,
çabalar görülmeli.
Mutluluk için ne kadar zor olursa olsun bir adım atılmalı.
Çünkü iki kişi gerçekten "bir" olduğunda, aşılamayacak hiçbir güçlük yoktur.
Hâlâ, her şeye rağmen...