📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Berserk'ün dönüm noktası sayılabilecek Eclipse'in gerçekleştiği volume. Neler olacağını bilerek okumaya başlamama rağmen beni oldukça sarsan bir kitap oldu.
Sanırım edebi, felsefi ve sanatsal anlamda en çok beğendiğim sayı bu olmuştur. Miura'nın çizimlerinde detaylara verdiği öneme hep hayran olurum fakat bu kitaptaki bazı paneller ayrı bir güzeldi. Önceki sayıda Griffith'e oldukça üzülüyordum, bunda ise o hariç herkese aynı duyguları hissediyor insan. Eclipse'teki o mahşeri hava gerçekten çok etkileyici, insanın içini karartıyor.
Berserk'ü okumaya başlamadan önce 97 yapımı anime'sini izlemiştim. O yapımda yer verilmeyip de mangada olan bir sahne var, Griffith yeniden doğmadan önce boyutlararası bir mekanda Tanrıyla konuşur. Önce ne olduğunu anlamayıp "Bu da ne?" diye sorar. Yapı da şöyle der:
"Hislerden oluşan bir okyanus. İnsanlar ruhlarının derinliğinde bireyselliği aşan bir ortak bilince sahiptir. O kolektif bilincin karanlık tarafı işte bu genişleyen okyanus. Ben bu dünyanın egosu olarak o genişlikten doğdum. Ben, dünyanın ta kendisiyim, her insanın içinde olan karanlığım; kötülük düşüncesi, tanrının özü budur."
Berserk gibi karanlık bir dünyaya oldukça uygun bir Tanrı tasarısı bu. Kolektif bilinç ile yaratılmış, kökenini insanın karanlığından alan bir Tanrı. Bana bir nebze de Dostoyevski'nin şu sözünü hatırlattı: "Düşünüyorum da, şeytan yoksa, o zaman onu insan icat etmiştir; hem de kendi benzeri olarak."
Griffith de şöyle der: "Tanrı... O zaman Tanrıyı insanlar mı yarattı? O zaman bunun oluşmasını isteyen insanlık mıydı? Bu korkunç şeyi biz mi yarattık? Şey gibi sanki... Cehennem."
"Cehennem. Bazıları öyle der. Bu pek çok zihinsel derinliğin en dış kısmı sadece. Fakat sen de tahmin edersin ki içerisi korkunç derecede insanî. Vahşet ve yalnızlık... Burası
“Bana öyle geliyor ki, kötülük hiç durmadan yeniden canlanıyor; oysa iyilik, erdem ölümsüzdür. Kötülüğün hep yeni, taptaze bir çehresi vardır, oysa erdem dünyadaki her şeyden köklü ve saygındır.”