Kitabın başkahramanı Nehlüdov toplumun üst sınıfına mensup birisi. Gençliğinde temiz, iyi yürekli bir delikanlı olarak anlatılır fakat, özellikle orduya katılmasıyla katılmasıyla beraber, ileriki zamanlarda karakterinde bozulmalar meydana gelmiştir:
«Bu korkunç değişikliğin tek nedeni, kendine inanmayı bırakıp başkalarına inanmaya başlamasıydı. Kendine inanmaktan vazgeçmiş, başkalarına inanmaya başlamıştı, çünkü kendine inanarak yaşamak çok zordu: kendine inandığında sorunlarını kolay sevinçler arayan hayvansal “ben”in yararına değil, neredeyse her zaman bu hayvansal “ben”e karşı koyarak çözümlemesi gerekiyordu; oysa başkalarına inandığında ortada çözümlenecek bir sorun olmuyordu. Her şey zaten çoktan çözümlenmişti, hem de ruhsal “ben”e karşı, hayvansal “ben”in yararına çözümlenmişti. Ayrıca kendine inandığı sürece hep insanlar tarafından ayıplanmışken, başkalarına inandığında çevresindeki insanların övgüsünü kazanıyordu.»
Nehlüdov içinde bulunduğu topluma uyum sağlamak uğruna, önceden ruhunda baskın olan iyi tarafını baskılamış ve kendini hayvanî tarafına teslim etmiştir ya da etmek zorunda bırakılmıştır. Çünkü aynı Peyami Safa’nın dediği gibi: "intibak zorlaştıkça ferdiyet artar. Çünkü intibak daima ferdiyetten bir fedakârlık pahasına mümkündür.” insanın, içinde yaşadığı topluma uyum sağlaması için gerçekte olduğu kişiden fedakarlıklar yapması gerekir.
Nehlüdov; tanrı, gerçeklik, yoksulluk gibi konular hakkında kafa yorduğunda, harcamalarını kısıtlayıp eski paltosunu giymeye devam ettiğinde veya içki içmediğinde insanların onunla alay ettiğinden bahseder. Büyük paralar harcadığında ise herkes onu övüyordur. En sonunda teslim olur ve kendisine inanmayı bırakır:
«Nehlüdov, ilk başta bununla mücadele ediyordu ama mücadele çok zordu, çünkü kendisine inanarak iyi