“[...] insan ruhu nefstir, soluktur; aynı şekilde, dünya da canlı, ezeli-ebedi ve Tanrısal bir varlık olup, varlığının devamını kendisini kuşatan sonsuz havaya borçludur. İnsan da ruhunun nefs olduğunu kanıtlayacak şekilde nefes alıp verdiği sürece yaşıyorsa eğer, buradan çıkartılması gereken sonuç insan ile evren, mikrokozmos ile makrokozmos arasında çok yakın bir ilişki olması, bir akrabalık münasebeti bulunması gerektiğidir”.
“[Pythagorasçılara göre] insan bileşik br varlık olup biri ruh, diğeri beden olmak üzere iki farklı bileşenden meydana gelir. Bunlardan ruh temel, asli veya özsel bileşen olup insanın gerçek özünü meydana getirir. Bundan dolayı bedenin yok olup gittiği yerde asıl gerçeklik olan ruh uçup gitmez; o ölümsüz olup bedenden bağımsız bir varlığa sahiptir”.
“Pythagorasçılar, gerçekliğin çok farklı yön ve görünümlerini anlamanın anahtarının sayı, oran ve dolayısıyla matematik olduğu kavrayışlıyla Batı felsefesi içinde Platon’la güçlenip Kartezyanizmde doruk noktasına erişecek olan matematiksel düşünme geleneğinin başlatıcısı olan filozoflardır.”
“Pythagorasçılar için amaç insanlara evren hakkında bilgi vermekten çok insanları kurtarmak, yani onları doğuş ve ölüm çarkının dışına çıkarmak, bu amaca ulaşabilmek için de arındırmaktır.”
“Pythagorasçı Okulun ikinci önemli özelliği burada felsefeyi doğuran, felsefi düşünceyi yaratan motifin değişmesidir. İyonya’da filozoflar felsefeyle felsefenin bizatihi kendisi için uğraşır, salt anlamak ve bilmek amacıyla felsefe yaparken; […] Pythagorasçılar felsefeyle salt pratik amaçlarla uğraşmışlardır. Burada amaç anlamak ya da öğrenmekten ziyade arınmak; bilgi yolula saflaşarak evren ruhuyla birleşmek olmuştur.”