Sena Seher

Aslında çocuğumuzla, çocukluğumuzu el ele tutuşturup yürümek gibi annelik. İçindeki çocuğun sesine, hissettiklerine kulak verdikçe, anlamaya çalıştıkça hakkını verebildiğin emanetçilik.
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
...Ancak hayat dediğin nedir ki? Anlaşılmaz bir sır. Kurduğumuz düzen hep öyle sürüp gidecek sanırız. Birden ip kopar, ışık söner, her şey darmadağın olur.
Sayfa 12·Kitabı okudu
... Kısa bir sessizlik oldu. Sonra henüz dört yaşındaki Ayaz başını kaldırıp, gözlerimin içine bakarak, söyleyişini de kelimelerini de hiç unutmayacağım bir vurguyla, aynen şöyle dedi: "Anne, başkasının istediğini yaparsam, ben hep mutsuz olurum. Kendi istediğimi yapmalıyım." Zamanı geri sarabilsem, o anı kamerayla kayıt edebilsem, tüm okullarda ders olarak, yetmez, tüm kanallarda kamu spotu olarak izletsem.. O günün gecesinde hiç uyumadım. Neredeyse sabaha dek, usulca, ağladım. Ben, kendi istediğimi yapmanın neresinde kalmıştım?
Sayfa 16·Kitabı okudu
Ne yaşadıysanız yüzünüze yansır. İnsanın yüzü bir kitap gibi okunabilir. İfadeniz bomboşsa da hiçbir şey yaşamadığınız fark edilir. Bundan kaçının, monotonluktan uzaklaşın. Yüzünüz ifadesiz kalmasın.
Hayal dünyamda daima neşe vardı. İstediğimi düşünebiliyordum, özgürdüm.
Sayfa 27·Kitabı okudu