8/10
·112 syf.··
2026 5. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 19:53
Diyaloglar üzerine kurulu, felsefi sorgulamalarla dolu bir eser. Metinde yer alan “Ben” ile “O” arasındaki konuşmalar, Aydınlanma devrinin çatışmalarını ve bir devrin ruhunu kavrayabilmemiz adına kıymetli bir okuma deneyimi sunuyor bize. Bu eseri ve yazılış amacını daha iyi anlamak için yalnızca metnin kendisine değil, XVIII. yüzyıl Fransa’sının siyasal ve toplumsal koşullarına da bakmamız icap eder. Aydınlanma Çağı’nın en mühim simalarından biri olan Diderot’un düşünsel dünyasının arka planını iyi analiz etmeliyiz. Mutlakiyetçi krallığın çürümüşlüğü, kilisenin baskıcı rolü, burjuvazinin yükselişi ve halkın sefalet içindeki yaşamı Diderot’un fikir yoğunlaşmalarında ciddi role sahip gerçeklikler. İşte bu tarihsel tablo, diyalogdaki “Ben” ile “O” arasındaki çatışmanın neden bu kadar canlı ve keskin olduğunu açıklıyor bize. Diderot’un kişisel hayatına baktığımızda da bu çelişkilerin izlerini görmemiz mümkün. Langres’te küçük burjuva bir ailede doğmuş, papaz olması beklenmiş ama bu yola direnerek Paris’te özgür bir düşünür olarak yaşamayı seçmiş… Maddi sıkıntılar, bohemlik, zindan günleri, Rousseau ve d’Holbach gibi çağdaşlarıyla dostlukları ve nice yaşam deneyimleri, onun düşüncelerini sürekli bir gerilim içinde beslemiş. Bu yüzden Rameau’nun Yeğeni adlı bu eser, yalnızca bir edebi taşlama değil, Diderot’un kendi hayatındaki paradoksların da bir yansıması gibi yorumlanabilir. Metnin diyalog yapısı, dönemin salon kültürünü hissettiriyor bize. Fikirlerin tartışıldığı, sanatın ve müziğin toplumsal işlevinin sorgulandığı bir ortam var. Yeğen figürü yani “O”, çıkarcılığın ve sefahatin sesi olarak, aristokrasinin çürümüşlüğünü dile getiriyor. Buna karşın “Ben” ise aklın ve ölçülülüğün sesi olarak Aydınlanma’nın ideallerini savunuyor. Bu karşıtlık, esasen ana düşüncenin
Rameau’nun YeğeniDenis Diderot · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2013292 okunma
Raskolnikov'un gerçeği
8/10
·704 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2026 19:42
"Romanı zevk için okuruz umumiyetle, hastalanmak için değil. Suç ve Ceza'yı okumak, kendini isteyerek hasta etmektir. Kitabı okurken, daima bir ruh sancısı duyarsınız." der Cemil Meriç Bu Ülke kitabında ve ekler; "Suç ve Ceza'nın Raskolnikov'u daha çıplak, daha kendisi daha insan. Sefaleti bütün zilleti, bütün rezillikleriyle yaşamış. Çıkmazdan kurtulmak için tek çaresi vardır: Tefeci kadına kıymak. Adeta meşru bir müdafaa içindedir, hukukçuların iztirar hâli dedikleri korkunç durum. Kanayan bir hassasiyet, uyanık bir zekâ ve hasta bir şuuraltı." . Suç ve Ceza'nın odak noktasını tüm XIX. yüzyıl gerçekçi edebiyatı için geçerli olan sorun oluşturur. Bu XVIII. yüzyıl Fransız burjuva devriminden sonra, Batı Avrupa'da ve 1861 toprak reformundan sonra Rusya'da oluşan yeni koşullar içinde, insan kişiliğinin olası gelişme yolları sorunudur. Yeni toplumsal yapının çelişkilerini henüz göremeyen aydınlanmacı romancılar mutlakıyetin yok oluşunun, insanın çok yönlü gelişimini olanaklı kılacağına inanıyorlardı. Ama burjuvazinin zaferinden sonra, "herkesin herkese karşı" bireyci savaşına dayanan toplum koşullarında, kişiliğin özgür ve uyumlu gelişiminin hayalden başka bir şey olmadığı çabucak anlaşıldı.
Edebiyat
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,3bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
TÜRKAV Kamu Yönetimi Enstitüsü Sosyal Bilimler Dergisi / Cilt 5. Sayı 1. Yaz/ Haziran 2026. Sahipliğini Ebubekir Korkmaz'ın Yazı İşleri Müdürlüğü ve Baş editörlüğünü Tuğba Tombuloğlu'nun yaptığı derginin, bu sayısında sayı editörlüklerini Yusuf Akbaba, Hüseyin Şen, yardımcılığını da Mustafa Tekeli yapmaktadır. Dergi sosyal bilimlerin 19 farklı alanı ile ilgili editör görevlendirmesi ile 53 kişilik de Türk ve dünya üniversitelerinden zengin bir yayın kuruluna sahiptir. Dergi, EBSCO- Central & Eastern European Academic Source (CEEAS), ProQuest I Ulrich's Periodicals Directory, ERİH PLUS ( European Reference Index for the Humanities), MLA İnternational Bibliyografy indexlerinden taranmaktadır. Dergilin bu sayısında 15 özgün makaleye yer verilmiştir. Ancak dergi politikaları gereğince 8 makale derginin basılı nüshasına konulmuştur. Bunlar: Arş. Gör. Ömer Faruk Demirci'nin Teröristle Mücadelede Mantık- Caydırıcılık İkilemi, Dr. Elif Akar'ın 1944-1947 Turancı Yargılamalarda Sanık Kararlarına Yansıyan Cumhuriyet Algısı, Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Yağcı'nın Bir Hainin Portresi: Kaisar Ionnas Doukas, Doç. Dr. Murat Serdar- Doktorant Mustafa Güneş'in Yemen Eyyübi Sultanı Melik el-Muiz İsmail'in Dönemi, Fatima Sevde Gül'ün XVIII. Yüzyılda Balkan Coğrafyasında Veba Hastalığının Görüldüğü Yerler ve Osmanlı Ekonomisine Etkileri, Şeyma Aslan'ın Zorla Kültürleme Bağlamında Cengiz Dağcı'nın "Onlarda İnsandı" Eserindeki Ruslaştırma Örnekleri, Prof. Dr. Ali Erol- Emine Sonsuz'un Halil Rıza Ulutürk'ün Şiirlerinde Ama Dili, Ablat Khodjaev'in Türk Etnoniminin Eski Çin Hiyeroglif Transkripsiyonları makaleleridir. #Kitapşuuruinsanlıkşuurudur.
TÜRKAV Dergisi - Cilt 5 Sayı 1 (Yaz/Haziran 2025)TÜRKAV Dergisi · KYE Yayınları · 20251 okunma
8/10
·256 syf.··
2014 55. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2014 00:00
Stefan Zweig’ın okuduğum ilk biyografisi, yere göğe sığmayacak bir beğenme yarattı benliğimde. Diğer üzücü durum, Zwieg’ın öykülerle bilinmesi, biyografilerin geri plana atılması, sindirilmesi zor bir hadise benim için; hele hele Joseph Fouche: Bir Politikacının Portresi’ni okuduysanız. Joseph Fouche, 31 Mayıs 1759’da, liman şehri Nantes’ta doğmuş. Tüccar ailesinden gelen bu soğuk benizli, tepesi kelleşmiş çıkarcı adam, manastırda yarı papaz olarak idame ettirir hayatını. Fransa’da devrim patlak verince, Jakobenler (radikalciler, cumhuriyet yanlıları) ve Jirondenler (ılımlılar, XVI. Louis’in, kralın giyotine gidişine engel olmak isteyenler) şeklinde ikiye ayrılırlar. Bundan sonrası, yaşamı boyunca iktidara gelebilmek için, Robespierre, Desmoulins, Danton, Collot, Lafayette ve Napoleon Bonaporte ve XVI. Louis’in kardeşi XVIII. Louis’de didişmeleri... Zweig, onun neredeyse ilişkilide bulunduğu tüm insanlara kazık attığı, iş çevirdiği ve alabileceğini alınca çöp sepetine atış tuttuğunu ileri sürüyor. Fransa’nın Michavelli’si diyebiliriz bir nevi. (Prens kitabının yarattığı iğrençlikleri unutmak mümkün değil.) Siyasi kariyer yapmış şahısların altını pisletmeden oturduğu koltuktan kalkacağının mümkünatının olmadığı da aşikar. Fouche, bu sebeple, Okunması gerekiyor. O’nun hayat hikayesini okurken, Fransız Devrimi ve Napoleon’un dünyaya politikalarıyla verdiği zararları, dünya tarihini anlamınızda şahane bir kaynak. Daha da ileride gidip, bu eserin üniversitelerde, Edebiyat Fakültelerinde “bir biyografi nasıl yazılmalı?” minvalinde okutulmasını öneriyorum. Okumadığınız taktirde çok şey kaybedeceğiniz çalışmalardan. Zehra Kurttekin’in çevirisi çok başarılı.
Joseph FouchéStefan Zweig · Can Yayınları · 2007885 okunma
10/10
·1056 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2026 18:46
Alexandre Dumas (1802 -1870) Eser yayın yılı: 1844 Dönem Fransız Restorasyon Dönemi : 1814-1830 Monarşi XVIII. Louis 1814-1815 Din öne çıkıyor Napolyon Elbe adasında Dönemin toplumundaki kralcılar tüccarlar ve halk arasındaki güç farkını etkileyici bir şekilde ortaya koyuyor 1Her şey bir mektupla başlar Edmond Dantès, kaptanının son isteği üzerine bir mektubu: • Sürgündeki Napolyon’a (Elba Adası’na) ulaştırır • Sonra da Paris’te birine vermekle görevlidir Dantès için bu sadece bir görev Ama o dönemde bu çok tehlikeli bir siyasi suç ⸻ 2. Siyasi korku ortamı (çok kritik nokta) Napolyon sürgündedir ama geri dönme ihtimali vardır. Bu yüzden Fransa’da iki taraf vardır: • Kraliyetçiler (Napolyon’a karşı) • Bonapartçılar (Napolyon’u destekleyenler) Bu gerginlik yüzünden: En küçük şüphe bile “vatana ihanet” sayılır ⸻
Monte Cristo KontuAlexandre Dumas · İthaki Yayınları · 201037,2bin okunma
Puan vermedi·360 syf.··
2026 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2026 22:38
1800 lü yıllara kadar İmamların mahallelerinde oturanlar hakkında tam bir bilgi sahibi olmaları beklenirdi: Her imâmın mahallesinde kaç hâne vardır ve sâhib-i mülk ve müste’cir, kibâr ve esnâf ve erâmil cümlesinin isimleri ve dirlikleri ve san‘atları tasrihiyle defterlerinin tanzimi, mahallede oturanların kimliklerinin belirlenmesi, gelen yabancıların veya yeni taşınanların tesbiti ve kayıt altına alınması işleri; yeni gelenlerin kefalete rabtı, keza ya bu rabtın bizzat kendisi tarafından üstlenilmesi veya genel kefalete bağlanarak bu işlemin mahalleli adına yapılması, mahalle sakinlerinin ikamet mahal ve sürelerinin belirlenmesi, mürûr tezkireleri’nin elde edilmesi ile ile ilgili ilk işlem olmak üzere ikametgâh ve kimlik belgelerinin tanzimi, imamlar tarafından görülür ve kefilsiz olanların mahallede barınmasının sorumluluğunu taşırdı. Bilâ vâris veya vâris-i ga’ib olarak vefât edenlerin bildirilmesi, ölüm ve defin, doğum kayıtları, nikah akdi gibi işlemler imamlar tarafından yürütülür, bazı beledî işlerin görülmesi, bu meyanda mahallenin temizliğine dikkat edilmesi ve çevre temizliğinin sağlanması, yangına karşı evlerdeki ocakların iyice söndürülmesi ve temizlenmesinin temini, keza vazîfeleri arasına sayılırdı. Taşradaki ve bazı şehirlerdeki imamlar, geçimlerini imamlık yanında kendi topraklarını işleyerek yada ticaretlerini sürdürerek sağlarlardı. Buna imkanı olmayanlara ise Vakıf gelirlerinden maaş bağlanırdı. Vakıf sisteminin, ekonomik yönden zaman içinde görevlerini yerine getiremez duruma düşmeleri, sistem ile birlikte bu kesimi de zor duruma sokmuştur. XVIII. yüzyılın son çeyreğinden itibaren özellikle Rusya ile girişilen uzun savaşlar ve bunun neticesi olan büyük mali buhran ve meydana gelen hayat pahalılığı, belirlenmiş ve genelde değişme göstermeyen
Din
Osmanlı'da İmamlar ve Bir İmamın GünlüğüKemal Beydilli · Pınar Yayıncılık · 201814 okunma