“...şimdi gerçek olan tek şey elimin altında hissettiğim şu gövdem ve içindeki yakıcı sancı, içindeki can acısı... Diğer her şey ahmaklık... hiçbir anlamı yok artık... çünkü bu acı, benden başka kimsenin canını acıtmıyor... kaygılarımı paylaşan kimse yok... onlar beni anlamıyor, ben onları anlamıyorum... kendimle yapayalnızım, daha önce bunu hiç bu kadar hissetmemiştim. Şimdi burada yatmış, ölümün içimde ilerleyişini hissederken farkına varıyorum, ama artık çok geç...”
...Alçak sesle sohbet ediyorlardı, fakat bu bile bana fazla geldi. Gergin sinirlerimi uyaran her şey azap veriyordu. Dudaklar hafifçe birbirine değerken çıkan şapırtı, çatal bıçak sesleri, tabakların şıngırtısı, her bir devinim, her bir soluk, her bir bakış beni geriyordu. Hepsi içime işleyip canımı yakıyordu...