#296202596
Hayırlı sabahlar arkadaşlar, aranızdan 6 kişiye yoruma yazacağınız bir kitabı hediye etmek istiyorum. Paylaşanlar arasından da üç kişiye istediği kitabı hediye etmek istiyorum.
6 şubatta açıklarım.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Aşk bir kadının yaşamının tüm öyküsü, erkeğin ise yalnızca bir serüvenidir. "
Madame De Stael
Un Cœur Simple ve Simple Passion'u birlikte anıyorum, sahipleri Rouen'de iki kadın, aralarında bir asır. Flaubert toprağından Ernaux. Flaubert “Madam Bovary, c'est moi!” diyerek tarihe yazdırdığı savunmasında Emma'nın avukatlığına soyunmuştu. Ernaux ise isimsiz anlatıcısı olduğu, silik muhatabıyla doldurduğu Yalın Tutkusu'nda tamamen kendisi. Kadınsı bir tutkunun sahibi tarafından dile getirilebilmesi için asırlarca bekledik. Yanlış anlaşılmasın: "Muzlarla ilgili o şiir henüz yazılmadı".
" - eskiden neredeyse ölecek duruma gelmeden bakılamayan şey, şimdi tokalaşmak kadar kolay görülüyor" diyerek başlatıyor kısa ancak derinlikli romanını Ernaux. Öncesinde bir porno sahnesini tasvir ediyor, niyeti bu sahneyi yazma eylemine bağlamak. Algılarda cinsel organların soğuk ve ürkütücü görüntüsünden, iştah kabartıcı ve sıradanlığa kavuşmasında epey vakit var sanıyorum.
Gustave Courbet'nin Dünyanın Kökeni'ndeki yapraklarına kadar açılmış irisi, - ah! Pardon o biricik Georgia O'Keeffe'idi- dudaklarını vahşice tüylerin kapladığı vajinasıyla sere serpe yatmış dişisi, tabloya da adını verdiği üzere Dünya'nın üzerindeki maalesef ki en baskın türün yaşamının başladığı noktayı işaret ediyordu. Vajina! Kelime size soğuk mu geliyor? Aşk diyelim, karşılar mı? Edebiyatta çıplaklığın sıradanlığının görsel sanatlardan geride olduğunu hepimiz biliyor olmalıyız. Buraya takılmadan sanatsal hafızamızdaki vajina ve penis görüntülerini yoklayalım; Kibele'den David'e. Hangisini ne kadar çok gördüğümüz çok önemli, kesilmiş görüntülü küçük penislerden, erkeğin rolünün git gide azaldığı (Kadınların Sanattaki muhalefetine dek, iktidar
Yalın TutkuAnnie Ernaux · Can Yayınları · 20226,8bin okunma
Tom Robbins kitaplarını çok severim. Başta Parfümün Dansı ile başladığım bu yolculuğa, Ağaçkakan ve şimdi de Dur Bir Mola Ver ile 3. kitabını bitirmiş bulunmaktayım. Yazara yeni başlayanlar için de bu sıralamayı tavsiye ederim açıkçası. Parfümün Dansı, hâlâ en sevdiğim kitabıdır yazarın. Kudra ve Aloabar aklımdadır hâlâ. Bu kitaba gelince, bir çingene ve büyücünün hikayesi diyebiliriz ancak bunun arkasında Tom Robbins, felsefesi ile bu kitabı yazmış aslında. Hayatı istediğin gibi yaşamak, hayatı keyifle yaşamak, özgürlük, heyecan, tutku, sevgi gibi kavramlara çokça değinmiş ve hayatın hiçbir şeyden daha önemli olmadığını söylemiştir. Zaten kitabın arkasında da şu güzel söz yer alıyor: "Kaybetmekten ve kazanmaktan öte bir hayat arayanlara."
Cesur ruhların hikâyesi. Okumanızı kesinlikle öneririm