Bir Şiir Kitabından Fazlası: Alınyazısı Saati
10/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 09:22
Sezai Karakoç, büyük şair, üstad… Üstad derken ben, sadece Necip Fazıl Kısakürek derdim. Yanılmışım. Bu ülkede şair ustaları bir tane olur mu hiç? Olmaz tabi… Sezai Karakoç * Yunus Emre * Mevlânâ Celâleddîn Rûmî * Fuzûlî * Nâbî * Nâzım Hikmet * Necip Fazıl Kısakürek * Yahya Kemal Beyatlı * Cahit Sıtkı Tarancı * Orhan Veli Kanık Ve * Sezai Karakoç Sadece bazıları, daha niceleri… Kitaba gelince ; Alınyazısı Saati - Şiirler IX Sezai Karakoç, şiirlerinde karanlık ve yıkımı anlatıyor, müslümanlara yapılan eziyetleri anlatıyor. Fakat hiç bir zaman umudunu kaybetmiyor . Çözümünü sunuyor bizlere… Birlik, beraberlik , dayanışma … Çöküş varsa yeniden diriliş de var… Yine şiddetle tavsiye edilir . Tavsiye edip başkasının faydalanmasını sağlayan herkese teşekkür edilir efendim :)
1000Kitap
Alınyazısı Saati - Şiirler IXSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 20181,167 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2026 26. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 18:05
Kitaptaki Ezansız Semtler pasajı bir harikaydı. Kitabı tamamen okumayacak olanlar sadece bu birkaç sayfayı okusalar dahi yeter. Ayrıca kitabı okurken Kendi Gök Kubbemiz'i baştan sona gözden geçirmek istedim. İstanbul'u görmeden önce okuduğum satırlar gördükten sonraki bana nasıl tesir edecek merak ediyorum. Yahya Kemal Beyatlı
Edebiyat
Aziz İstanbulYahya Kemal Beyatlı · İstanbul Fetih Cemiyeti Yayınları · 2025915 okunma
Reklam
Ortadan kaybolan fil miydi sadece?
9/10
·355 syf.··
2026 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2026 01:12
#okudumbitti -Ortadan Kaybolan Fil Haruki Murakami Haruki Murakami 'nin 1980 ile 1991 yılları arasında yazdığı 17 farklı öykünün birleşiminden oluşan kitap yazarın büyülü gerçekçilik,modern yalnızlık ve gizemli olanın bilinemezliği temaları etrafında dönüyor. Bunlar elbette çok aşina olduğumuz şeyler yazar özelinde.Yaşadığı Japon toplumunun arka bahçesinde varolan ama aynı zamanda unutulmaya yüz tutmuş orta sınıf modern insanların ruhlarinda varolan boşluğu,sessizliği ve yabancılaşma duygusunun ruhsal bir röntgeni gibi hikayeler. Bu kadar çok okunan bir yazar olmasında ki anahtar sözcük bana göre akıcılık. Hikayelerin çoğu ucu açık bir şekilde bitsede bu yazarın dilini bilenlerin çokta şaşırmayacağı bir şey. Hikayelerde ki karakterler çok sıradan,bir şeylerini kaybetmiş ve genellikle hayattan sıkılmış gibi görünse de hiç beklenilmeyen bir anda mutfaktaki bir çatlaktan ya da telefondaki gizemli bir sesten içeri başka bir dünya sızar.Bu sizde artarak devam eden merak duygusunu tavan yaptığı pik noktada, kendinizi boşlukta sallanip bu dünyada bir parça bulursunuz ve bu sizi fazlasıyla tatmin eder. Kitap;Dünya'nın bize göründüğü kadar anlamlı ve mantıklı olmadığını savunur. İnsanın mantığı her zaman olmasa da çoğunlukla yanilabilir ve gercek ise rüyalarda,tesadüflerle ya da ortadan kaybolanlar da saklıdır. Bazen insan onuru bir ekmekle sınanır,bazen geçmişin izleri yakılan bir ambarda aranır,bazen de ortadan kaybolan bir filin toplumun kolektif hafızasından bir parçanın kopup gitmesidir. Murakami'den okuduğum 7.kitap hikayelerin romanlarına nazaran bir tık aşağıda kaldığını söylemek isterim. Yalnız kitaba ismini veren Ortadan Kaybolan Fil,Aile Meseleleri,Uyku,Sessizlik,Dans Eden Cüce ve Ambar yakmak gibi hikayelerin olay örgüsü ve merak unsuru mükemmeldi diyebilirim. Ambar yakmak
Ortadan Kaybolan FilHaruki Murakami · Doğan Kitap · 2023573 okunma
AZİZ İSTANBUL VE YORUMU.... .
Puan vermedi·190 syf.··
2026 2. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2026 19:48
Aziz İstanbul , Yahya Kemal Beyatlı ’nın bir şehri anlatmasından çok, ona duyduğu derin bağlılığı ve vefayı dile getirdiği bir eserdir. Bu kitapta İstanbul; sokakları, semtleri, camileriyle anlatılan bir mekân değil, bir medeniyetin ruhudur. Yahya Kemal Beyatlı , İstanbul’a uzaktan bakmıyor, aksine ; onun içinde yaşamış, sesini duymuş, geçmişini bugüne taşımaya çalışmış bir tanık olmuş. Eserde hissedilen asıl duygu nostaljiden çok , kaybolan bir zarafetin farkındalığıdır. Yazar, geçmişi körü körüne yüceltmez; ama geçmişin taşıdığı ölçüyü, estetiği ve inceliği bugünün telaşıyla yan yana koyar. Bizler, bu satırlar arasında sadece İstanbul’u değil, zamanla değişen insanı ve hayatı da düşünmeye başlıyoruz. Dil sade görünür ama derindir. Cümleler süslü değildir; buna rağmen güçlüdür. Okurken insan yorulmaz, aksine durur ve düşünür. Kelimelerde bir musikî hissi vardır; sanki metin okunmaz da dinlenir. Anlatım sakin, ağırbaşlı ve samimidir. Yahya Kemal Beyatlı yüksek sesle konuşmaz; sessizliğiyle etki eder. Aziz İstanbul , bir şehir kitabı olmaktan öte, bir hafıza ve aidiyet kitabıdır. Okuyana şunu hissettirir: Şehirler değişirken yalnızca binalar değil, ruhlar da eksilir. Yahya Kemal Beyatlı ’in yaptığı şey, o eksilen ruhu hatırlatmaktır. Bu yüzden kitap bittiğinde insan İstanbul’u sadece sevmez; ona karşı bir sorumluluk hisseder. Tavsiye edilir..... Kitapla ve sevgiyle......
Duygu ve Düşünce
Aziz İstanbulYahya Kemal Beyatlı · MEB Yayınları · 1969915 okunma
Mucizeye Yolculuk-Bir Ruhun Uyanış Öyküsü
10/10
·318 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2026 11:57
Gökhan Atış’ın “Mucizeye Yolculuk” adlı kitabı, sıradan bir otobiyografi olmanın çok ötesinde; derin bir spiritüel dönüşüm hikâyesi, bir modern zaman masalı ve aynı zamanda kimine göre ise bir çağrı. Nilüfer tohumunun çamurda uyanıp su üstünde açılması gibi, yazarın kendi hayatındaki karanlık dönemlerden ışığa doğru yükselişini anlatıyor. Kitap, denizcilik yıllarından zeytinli vadideki doğa yaşamına, oradan Hindistan’a doğru yeniden kanat açışa uzanan bir yolculuğu, üçüncü gözden, yüksek benlik bakışıyla aktarıyor. Hem gerçek hem kurgusal unsurları harmanlayan üslubuyla okuyucuyu hem tanık hem katılımcı kılıyor. Kitabın en güçlü yanı, samimiyeti ve cesareti. Gökhan, çocukluğundan itibaren taşıdığı derin yaraları (aile dinamikleri, babasıyla ilişkisi, toplumsal beklentiler, sistemin dayatmaları), gemilerdeki yalnızlık ve karanlık dönemleri, intihar düşünceleriyle yüzleştiği dipsiz kuyuları saklamadan anlatıyor. Bu açıklık, okuyucuda güçlü bir yankı uyandırıyor çünkü çoğu insan benzer gölgelerle boğuşuyor. Ancak yazar, bu acıları şikâyet malzemesi yapmıyor; aksine onları şifaya, bilince ve sevgiye dönüştürmenin araçları olarak sunuyor. “Yaralar; sevgiye, bilgeliğe, birliğe dönüştü” derken, bunu sadece söylemiyor, adım adım nasıl olduğunu gösteriyor. Denizcilik yılları, özellikle dokuz gemilik serüven, kitabın en çarpıcı bölümlerinden. Her gemi bir hayat evresi, bir ders, bir ölüm ve yeniden doğum gibi. Albatros’un kanat çırpışı, balinanın mesajı, Georgi’nin trajik vedası… Bunlar sadece anılar değil; evrensel semboller. Georgi’nin “Life is Joy” diyerek ışığa geçişi, okuyucunun boğazını düğümlüyor ve aynı zamanda umut aşılıyor. Yazar, kendi karanlığından geçtiği için başkalarının karanlığını görebiliyor ve onlara el uzatabiliyor; bu, kitabın en dokunaklı temalarından
Mucizeye Yolculuk IGökhan Atış · Sokak Kitapları Yayınları · 202516 okunma
Yaralardan Sızan Işığın ve Kendini Bilmenin Hikâyesi
10/10
·100 syf.··
2025 48. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2025 09:12
Müge Akgün Gülşen ’in kaleme aldığı Temet Nosce, sadece bir roman değil, aynı zamanda ruhun en karanlık anlarından nasıl aydınlığa çıkılabileceğine dair bir yol haritası niteliğinde. Kitabın isminin taşıdığı o kadim anlam —“Kendini Bil”— hikâyenin her satırında yankılanıyor ve okuru sarsıcı bir deneyimin içine davet ediyor. Acıdan Doğan Sahicilik Kitabın en etkileyici yanlarından biri, yazarın bizzat deneyimlediği 2023 depreminin izlerini taşıyor olması. Müge Akgün Gülşen, Hatay’da yaşadığı o dehşet anlarını, maddi ve manevi yıkımı, romanın başkahramanları Raçel ve Kemal üzerinden büyük bir içtenlikle anlatmış. Depremin sadece binaları değil, ruhları da nasıl sarstığını okurken, yazarın bu süreci bizzat tecrübe etmiş olmasının getirdiği o "sahicilik" hissi sizi hemen kavrıyor. Dramatize etmekten kaçınan ama derinliği olan bu dil, okuru ajitasyona değil, ortak bir acıda buluşmaya ve şifalanmaya yönlendiriyor. Öğrenerek İyileşmek Temet Nosce, klasik bir roman kurgusunun ötesine geçerek hibrit bir yapı sunuyor. Bir tarafta Raçel’in enkaz altından çıkışını ve hayata yeniden tutunma çabasını takip ederken, diğer tarafta yazarın bu zorlu iyileşme sürecinde edindiği bilgileri hikâyeye ustalıkla yedirdiğini görüyoruz. Psikolojik yaklaşımlar, kuantum farkındalıkları ve spiritüel öğretiler; Raçel’in yaşadığı mental kopuşlar ve ışığa olan yolculuğu ile harmanlanmış. Okur, hikâyenin akışına kapılmışken bir yandan da "anda kalmak", "korkularla yüzleşmek" ve "içsel ışığı korumak" gibi yaşamsal bilgileri birer hayat dersi gibi değil, karakterin doğal bir gelişim süreci olarak benimsiyor. Sonuç Olarak Temet Nosce, samimi diliyle kalbe dokunan, zor süreçlerden geçen herkesin kendinden bir parça bulabileceği bir eser. Yazarın kendi yarasını bir başkasına ışık olmak için kullanması, kitabı sadece
1000Kitap
Temet NosceMüge Akgün Gülşen · Karina Yayınevi · 202545 okunma
Reklam
Reklam