Size derim... Size çoban olmaya geldim. Çift de sürerim... Ekin de biçerim. Derim ki benim adım
Mıstık derim, Kara Mıstık... Anam yok, babam yok... Abdi Ağam da yok derim. Sizin davarınızı güderim... Sizin çiftinizi sürerim. Sizin çocuğunuz
da olurum. Olurum işte. Benim adım İnce Memed değil. Kara Mıstık derler bana. Anam ağlasın. Olurum işte.
Sokaklar renkli, gökyüzü biraz mahzun...
İçimizde yankılanan çocuk gülüşlerine sessiz bir hüzün eşlik ediyor.
Bayrağımızı yine aynı gururla dalgalandırıyoruz, ama İstiklal Marşımızın her mısrası bu kez boğazımızda düğümleniyor.
Biliyoruz...
Sevincimiz yarım, kalbimiz eksik.
Yine de Atamızın izinde, o tertemiz düşlerin yeniden parlayacağı, her çocuğun korkusuzca güleceği sabahları bekliyoruz...
Unutmadan, özleyerek... 23 Nisan Kutlu Olsun.
Beni bu güzel havalar mahvetti,
Böyle havada istifa ettim
Evkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım,
Böyle havada âşık oldum;
Eve ekmek ve tuz götürmeyi
Böyle havalarda unuttum;
Şiir yazma hastalığım
Hep böyle havalarda nüksetti..
Orhan Veli Kanık