En derinden hisettim hislerim savrulurken dahil
Sana ne yaşattılar peki nedir bu gözlerinin hali neden canından can aldıklarında bile ağlamadın Bu kadar mı kayıptın kendinde ellerim ellerine can olsun o sarsılmaz duvarların ardında kim bilir neler vardır derdim hep kaçardım kendimden durdum sonra duvarlar üstüme yıkıldı anladım tek damla göz yaşın dahi düşse hepsi birer birer devrilecekti nefes alamadın göz yaşı dökmedin seni sen öldürmek istedin her gün daha da ağırlaştı ama izin veremedim buna debelendim durdum korktum da kendimden çok korktum benimsersem kendimi yok ederdim ettim de çektim de yinede senden vazgeçemedim oyaladım kendimi hep her dalıp gittiğim esnada niye bana bunu layık gördü dedim bu kini nefreti ne dedim durdum kin de değildi nefrette o da korkuyordu kendinden insan en çok da kendinden korkar ya bazen dersin ki bana nolucak yine mi gidicek sağlığımdan birer birer eksilicem düşersem sımsıkı sarar mı ruhuyla ruhumu dersin sarar biliyor musun senin için kendini yok edene kadar yapar bunu insan bir yerde bir şeyler gördüyse eksik kalan yanını yitip giden neşesini kalır orda ne pahasına olursa olsun ...
Bir damacana su içen teyze vardı ya hani böyle bir su içip ohh çekiyordu sanırsın dünyanın en güzel şeyini içiyo öyle bir oh çekişi vardı heh işte susuz kalıyorum ki onu yaşayayım diye işte böyle bazen kendimize aksiyon yaşatmalıyız dimi SKSNSLSOSJSLSKSM şunu da ciddiye alıp okuyup bir de yorum yapıyorlarmış ne gülerim lan
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bu erkeklerin saçma özgüvenlerini de anlamıyorum. Canım iyisin hoşsun da ne kadar hoş olursan ol dünyada senden başka erkek mi yok? Bu afralar tafralar neyin nesi? Ben gencim güzelim senin yanında. Ben niye senin peşinden koşayım, sen koşacaksın beni kaybetmemek için. Kaybedersen de eyvallah, biri gider biri gelir. Ya da hiç gelmez, yalnızlık da güzel şey doğrusu. Kafa rahat.
Uzun süreli bir uygulama kullanıcısı olarak, bugüne kadar uygulamada yapılan birçok güncellemeyi deneyimleme şansım oldu. İçlerinde başarılı bulduğum yenilikler olduğu gibi amacını aşan değişiklikler de gördüm. Ancak son dönemde yapılan ve “yeniden paylaşımların takipçi akışına düşmesini engelleyen/sınırlayan” güncelleme, şu ana kadar gördüğüm en mantıksız adım oldu. Bir içeriği yeniden paylaşmamın temel amacı, o gönderiyi beni takip eden kişilerin görmesini sağlamak. Bu özellik zaten geçmişte doğrudan ve kusursuz bir şekilde amacına hizmet ediyordu. Eğer bir takipçim bu paylaşımlardan rahatsız oluyorsa, beni takip etmeyi bırakma özgürlüğüne zaten sahipti. Bu durumun uygulama algoritması tarafından bir kısıtlamayla çözülmeye çalışılması kullanıcı deneyimine zarar verdiği gibi aşırı saçma da olmuş. Uygulamayı daha derli toplu ve organize bir hale getirmeye çalışırken, aslında temel işlevleri daha karmaşık ve işlevsiz bir yapıya sürüklüyorsunuz. Bu özelliğin "daha iyi bir hale getirilmeye" ya da dönüştürülmeye ihtiyacı yoktu; eski, yalın hali zaten en doğrusuydu. Okurlar arasındaki ekileşimi azaltmaya devam ederseniz uygulama bir “okur sosyal ağı” olmaktan çıkacak. 1000Kitap 1000Kitap Destek
1000Kitap

Grekov Kafkayevski

@Grekov_Kafkayevski
·
uygulamada yapılan son güncelleme sonrası uygulama kullanıcılarınca gerek kendi gönderileri gerekse de başka kullanıcıların gönderileri özelindeki yaptıkları tekrar paylaşımların ve uygulama kullanıcılarının gerek kendi gerekse diğer uygulama kullanıcılarının gönderileri özelinde yaptıkları yorumlarının akışta görünmemesine yönelik ( #306559955 ) gerek uygulama kullanıcılarının gerekse uygulamada bu güncellemeyi yapanların -görece- dikkatini çekmek için ve bu saçma güncellemenin geri alınması için, geri alınmasına dikkat çekmek için, şu an itibariyle paylaştığım bu iletiyi aklıma geldikçe müzik, şarkı, türkü linkleri ile alıntılayıp bu konuyu -kendimce- gündemde tutmaya çalışacağım.. 1000Kitap Destek başlıyoruz.. youtu.be/oIZhgRyQFWQ?si=...
Kadın erkek kıyasını temel alan içerikler etkileşim getiriyor. Özellikle bir tarafın faziletini anlatan paylaşımlar taraftar topluyor. Hiçbir faydası olmayan tespitler kör tartışmalara neden oluyor ve sadece izletiyor! Halbuki Kur’an, kadın ve erkek arasında mukayese yapmıyor. Rasulullah’ın metodu da karşılaştırma üzerine değil! Kur’an ve sünnetin yönteminde erkeği ve kadını beraberce kulluğa teşvik etmek vardır. Kadınlar ve erkekler birbirinin tamamlayıcısıdır. İnsan, kadın ve erkekten oluşan varlıktır. Birinin diğerine nazaran ayrı bir donanıma sahip olması üstünlük değil, görev farklılığıdır. Kadınlara şirin gözükmek ya da erkekleri zayıf göstermek için verilen mesajlar samimi değildir. Erkekleri mutlu etmek veya kadınları kötülemek için yapılan paylaşımlar doğru değildir. Birbirimizi doğruya ve sabra davet ettiğimiz hatırlatmalar ise Kur’an’ın tavsiyesidir..✨
Duygu ve Düşünce
Eşikten geçtikten sonra bir daha eski versiyonuna dönme ihtimalin kalmıyor.Bize acının hep gürültülü bir şey olduğu yalanını kim söyledi bilmiyorum ama fena inanmışız. Birinin darmadağın olduğunu anlamak için illa sinir krizleri falan bekliyoruz. Oysa gerçek acı, sabah 9 akşam 6 mesaisini asla aksatmıyor. Dışarıdan bakıyorsun, her şey tıkırında. Story'de kahve fotoğrafı, WhatsApp'ta emojiler, yeri geldiğinde yapılan o espriler... Ama içeride kolonlar çoktan çökmüş, sadece dış cephe ayakta. Çünkü acının en yıkıcı hali avaz avaz bağıran değil, dudaklarını birbirine mühürleyen halidir. İnsanların tuhaf bir empati tembelliği var. Birinin kötü olduğuna ikna olmak için kanıt, çöküş, bir yardım çığlığı istiyorlar. Bu sığ beklenti yüzünden bazı insanlar aniden sessize alır kendini. O enkazı kelimelere döksen, karşıdakinin bunu idrak edecek kapasitesi olmadığını iyi bilirsin. Anlatsan ne olacak? Üç tane fason kişisel gelişim aforizması satıp kendi hayatlarına dönecekler. Dünyanın en mesaisi bitmeyen işi, iyiyim taklidi yapmaktır. Zihninin içi şantiye alanı gibiyken dışarıya isviçre kasabası dinginliği sunmak adamın ruhunu sömürür. Gece olup yatağa uzandığın an başlayan o zihin harbi var ya... Kimsenin bileti yoktur o savaşa. Omuzlarına çöken ağırlığı sadece sen ve tavan bilirsiniz. Neden yalnız kalmayı seçiyorsun, insan içine karış, diyorlar. Çünkü kalabalıklar şifa vermiyor, sadece gürültü yapıyor. Bir noktadan sonra o zamanla geçer diyenlerin suratına boş boş bakarken buluyorsun kendini. Geçmediğini, senin sadece onunla yaşamaya alıştığını bilmezler. Bazı yaralar kahve masalarında konuşularak değil, kendi karanlığında sessizce taşıyarak kabuk bağlar. Şu anı yaşadıktan sonra zaten derdini de, yaranı da alıp sadece kendi sessizliğine temelli taşınıyorsun. Ben o sessizliği kendi