10/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Mart 2026 16:20
Bazı kitapları bitirince boşluğa bakar kalırız ya, işte bu da o kitaplardan biri. Amanda Peters'ın ilk romanıymış ama tarzına hayran oldum. Duyguyu çığ gibi, küçük ayrı anlatımları derinleştirerek büyütmesi çok hoşuma gitti. Bir ailenin yaşadığı kayıp hikayesinin altında çok ciddi konulara irdelemiş. Olur da okumayı düşünen biri incelememi görürse diye ayrıntı vermeyeceğim ama bu kitap kesinlikle tavsiye edilecekler listeme girdi.
Edebiyat
Yaban Mersini ToplayıcılarıAmanda Peters · Beyaz Baykuş Yayınları · 2025204 okunma
​Hiç Değişmeyen Hikayemiz
Puan vermedi·214 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
128 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 23:25
​Kitabı okumam uzun sürdü ama kesinlikle çok akıcıydı. Okurken yer yer çok rahatsız oldum; çünkü yazar gerçekleri hiç saklamadan, olduğu gibi yüzümüze vuruyor. Özellikle aydın kesim ile halkın birbirini bir türlü anlayamaması ve aralarındaki o bitmeyen çatışma beni çok etkiledi. İşin en acı tarafı ise günümüz Türkiye’sinde hâlâ her şeyin aynı olduğunu görmek...
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202154,6bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·214 syf.··
2026 44. kitabı
Şu romanı okuyup da yüreği sızlamayan , canı yanmayan var mıdır acaba ? Anadolu halkının yüzyıllarca göz ardı edildiği ve çetin coğrafya ile başbaşa bırakıldığı gerçeğine parmak basılmış. Bunun sonucunda yozlaşan halkın kendi ırkına ve yaşadığı ülkeden bihaber olması şaşılacak birşey değil sanırım. Bunlara rağmen küllerinden doğan yekpare bir vücut olan bu vatanın evlatları olduğumuz icin Her birimiz çok şanslıyız. Bu vesileyle bu uğurda ölen şehitlerimizin ruhlarını da şad edelim. Saygılar.
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202154,6bin okunma
Alaturka ve Alafranga
9/10
·232 syf.··
2026 68. kitabı
Yakup Kadri Karaosmanoğlu sadece bir roman yazmakla kalmadı Osmanlı devletinin son dönemlerini konak üzerinden ilmek ilmek işledi. Batılılaşmanın toplum üzerindeki etkisi ve eski düzenle yeninin uçurumunu Naim Efendi, Seniha, Servet ve Sekine, Faik karakterleriyle çizdi. Hakkı Celis’in iyi hali, Naim efendinin çaresizliği aslında kitabın özeti gibiydi. Toplumsal yenilik beraberinde yozlaşmayı getirmişti. Görkemli bir konağın harabeye dönüştüğü hal ise Osmanlı Devleti’nin geldiği son noktayı tasvir ediyordu. Yazarın ilk kitabı olmasına karşı anlatımı oldukça etkileyiciydi. Hikaye örgüsü ise yine ilk romanın çok ötesinde bir kaliteye sahipti. 1. Dünya savaşında ölüme giden Hakkı Celis ve tek başına ölümle burun buruna kalan dede Naim efendi karakterleri oldukça derin izler bıraktı. Dönem, konu ve anlatımı itibariyle müthiş bir roman ve müthiş bir yazar diyebilirim. Yaban, Hüküm Gecesi, Panaroma, Sodom ve Gomore ve Ankara gibi romanları okuma listesinin başına geçmiş durumda…
1000Kitap
Kiralık KonakYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202321,8bin okunma
7/10
·214 syf.··
Beğendi
·
2026 50. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 15:21
Romanı çok kötü bulmadım ama daha iyi bekliyordum açıkçası. Ahmet Celâl karakterini severim gibi gelmişti ilk sayfalarda ama çok da sevdiğim bir karakter olmadı. Başkasının sözlüsüne bakmasını hoş bulmadım en başta. Köydekilere acıyordu ama onların yanına sığınmıştı Ahmet Celâl. Sağ kolunu savaşta kaybetmesi çok üzücü ancak Ahmet Celâl'e göre cahillik bir uzvunu kaybetmekten daha acınası bir durumdu. Belki de haklıydı ama köylüler de öyle yetişmiş, suçları yok ki... Fırsat verildi de onlar mı değerlendirmedi sanki. Kitabın finalini de pek sevemedim. Hikaye pat diye bitmiş gibi geldi bana.
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202154,6bin okunma
10/10
·282 syf.··
Beğendi
·
2026 176. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 00:00
"YIRTICI CANAVAR" "Bir daldan diğer bir dala konup özgürce uçmak, kendisi için vazgeçilmezdi. Yaban mersini favori yiyeceğiydi ve ormanda bu meyvenin çeşitli versiyonları mevcuttu. İstediği meyveden yiyor, hiç yorulmadan da karnını doyuruyordu. Ama bu durum, yaklaşık üç ay olan yaz mevsimi için geçerliydi. Kendisine dost olan orman, kış gelince acımasız ve merhametsiz bir düşman hâline geliyordu. Bütün kuşlar için olmasa bile, birçok kuş türü için geçerli bir kuraldı bu." Umut nedir? Bir kuşun kanadına yüklenen o incecik duygu, gerçekten bir ormanın kaderini değiştirebilir mi? Bu sorunun cevabını, Kuzguncuk ve dostlarının ölümcül yolculuğunda buluyoruz. Her destan bir tehditle başlar. Yırtıcı Canavar'ın gölgesi, gökyüzünün özgür çocuklarının üzerine düştüğünde, geriye ya kaçmak ya da direnmek kalır. Kuzguncuk ise üçüncü bir yol seçti: yönlendirmek. Küçük bir saka kuşunun devasa bir göçü yönetmesi ne kadar gerçekçi? Belki değil. Ama masallar gerçeği değil, gerçeğin içindeki anlamı anlatır. Bu hikâye de bunu yansıtıyor yazar, bizlere. Yolculuk boyunca her durak bir sınavdı: · Fırtınalar, yön duygusunu çalan puslu sabahlar · Açlık, bitkinlik, yoldaşlarını kaybetmenin tarifsiz acısı · Yırtıcı Canavar'ın nefesini ensede hissetmek Ama her kayıp, geride kalanlara yeni bir kararlılık armağan etti. Çünkü göç etmek, coğrafya değiştirmek değildi onlar için aynı zamanda içlerindeki korkuları aşmaktı. "Kuş Cenneti"ne varmak, sadece bir menzil değil, hak edilmiş bir huzurdu. Bugün modern dünyada hepimiz bir "cennet" arıyoruz: terfi, ev, aidiyet, sevgi... Ama gerçek huzur, varışta değil, varışı hak eden yolda saklı. Kuzguncuk ve dostları, bu cenneti kanatlarıyla, terleriyle ve gözyaşlarıyla inşa ettiler. Onların cenneti, kimsenin lütfu değil; emeğin ve dayanışmanın
Edebiyat
Yırtıcı CanavarBurhan Tentaş · Otağ Yayınları · 20251 okunma