Bilemedim acın nerelere kadar Sarar canımı, bu yaban otlar içimi acıtır İnan ki yabancın değilim Gidemedim ama daha da kalamam Bu yalana daha inan, inanamam Sen beni bırak, ben seni bırakacak değilim Gittiğim her yerde sen de benimle olacaksın Sen bunu hiç bilmesen de içimde yaşayacaksın Sevgini aldın ve gittin ya, nerede saklayacaksın? Aklıma her geldiğinde bir çiçek gibi kokacaksın Beyaz ve güzel, bi' çiçek de üzer Dikenin batar elime, acın da güzel Bi' filiz olur içimde, benimle gezer Kalbimin acısı İçerimden akar dışıma Ve yazar ellerim acını Gözümle sular büyütürüm adını Ve çiçekler açar kalbimin acısı
Müzik
sylvia plath hanımefendinin geyiğe yaban mersini yedirdiği fotoğrafı gördüm.. çok kötüyüm. devrin daim olsun bacı
Reklam
BABAMIN MİRASI
İnce belli bir çay bardağı başucumda kum saati Her kum tanesi ömürden bir gün Yetmiş iki yerden kırılır mı bir gönlün takati Bir öncekinden acımasızsa her dün Katli vaciptir beklenen bu son gün. Bassana bağrına şu yaşlı başımı Parmakların dolaşsın saçlarımda Erkek adam nasıl ağlarmış görsünler Ne fark eder ha altmışında ha otuzunda Hep kadınlar mı ağlayacak erkeklerin omuzunda. Sözün bittiği yerdeyim gözümün önünde yüzün Birkaç damla gözyaşı birkaç tutam hüzün Ne kapanmaz yaraymış, birde zaman her derde devadır derler… Oysa ben arasındayken kapanmış gök ile yerler Sevgiden daha çok şefkata ihtiyacım Başımdan büyük dertlerim, darağacına muhtacım Kendime celladım ben verilecek bir başım Elliyi çoktan aştım ama bir çocuk kadar yaşım. Yırtılsa şu göğsüm her kaburgam bir Havva Sura üflenmeden kapanmaz vallahi bu dava. Hakkım varsa helal olsun, ki ram’dım emrine Bir tek onun sevgisi merhem olurdu derdime Ne sevdiğini söyledi ne başımı okşadı Bir kez olsun aferin deyip, benim ile coşmadı Adam olmaz senden derdi hiçbir gün unutmadım Adam olmadım baba yüzünü karartmadım.
Şiir
Söz ve müİk bana ayit :)
Gülü bile koklasam Gelmiyor bana güzel. Karınca bile bassa Garip gönlüm ezer Şimde sen yaban elde Ben ise neredeyim. Fırsat vermıyor kader Sende bir yer edeyim Yapmadın bana nişan. Şimdi kimdir perişan. Ferhat değil güzelim. Bendim dağları aşan.
Şiir
Haydi, biraz da sen tutun rengarenk kanatlı yaban kuşlarının çıkardığı umut rüzgarına.
Memleket Üzerine
Memleket ne dünyaya gözümüzü açtığımız ne de yaşamaya çalıştığımız o yerdir. Memleket ne ana yurdumuz, ne baba ocağımız, ne de içinde yetim gibi yaşadığımız o yaban şehirdir. Uzun yıllar tek başına, ailesinden uzakta yaşamış olanlar, ait olmamanın ne demek olduğunu çok iyi bilir. Ailemizin şehrine gittiğimizde, her yanını bildiğimiz o şehirde hissettiğimiz ve bizi saran yabancılık duygusu nasıl tarif edilir? Bir zamanlar bir olduğumuzla el olmak gibi; her yanını bildiğimizle bir daha birbirimizin olmayacağını bilmek gibi biraz da suçluluk belki. Yaşadığımız şehre döndüğümüzde hissettiğimiz huzur, oraya alışmış olmamızdandır, düzenimizdendir. İkisinde de sevdiklerimiz vardır; mutluluğu da huzuru da, mutsuzluğu da derdi de buluruz. İnsani şeylerin hepsi vardır içlerinde ama ait değilizdir; ayaklarımız yere değmez, aldığımız nefes bizim değilmiş gibidir; her an gidecek bir misafirmişiz gibi hissederiz. Bazen orası tam ama sen ait değilmişsin gibi gelir. Bazen fazlaymışsın, o şehir seni kusuyormuş gibi; bazen kalabalığın içinde kendimizi küçük bir zerre gibi hissederiz. Bazen de büyüğüzdür, sanki o şehre sığamıyormuşuz gibi. Yurdumuz, ülkemiz, vatanımız bellidir ama asıl memleketimiz neresidir? Anladım ki memleket dediğimiz, sevdiğimizin yanıdır. Metropol, küçük şehir, kasaba ya da dağ başındaki küçük bir köy fark etmez. Hepsinin kendine göre zorlukları vardır ama aidiyet hissinin yarattığı boşlukla yaşamayı başarmış olanlar, bu zorluklara da göğüs gerebilirler. Onlar evin dört duvar olmadığını, evin içinde birlikte yaşadıklarımız olduğunu bilirler. İşte şehirler de evler gibidir. Memleket dediğimiz, sevdiğimizin yanıdır. İnsan ilişkilerinde bağ kurabiliriz ama ait olma hissini yaşayamayız. Sevdiğimiz kişiyle sevmek, sevilmek, birlikte mutlu ve huzurlu olmak değil;
Duygu ve Düşünce
Reklam
Reklam