…Köşedeki nakışlı çoraba gözü ilişince titremeye başladı. Eğildi aldı. Yaban elmasının kokusu dört yanı sarmıştı. Eli çoraba değince titremesi arttı. Yüreğinden ılık bir şeyler geçti. Bir hoş oldu. Bir sıcaklık, bir yumuşaklık… Sandığın loşluğunda çorabın renkleri koyu… Çekti ışığa götürdü. Renkler ışıkta açıldı. Parladı. Bir türkü duyulur… Gecede başka türlü, gündüzde başka türlüdür. Çocuk söylerse başka tatta, kadın söylerse… Genç söylerse başka türlü olur, yaşlı söylerse… Dağda söylenirse başka, ovada, ormanda, denizde başka türlüdür. Hep ayrı ayrı tattadır. Sabahleyin başka, öğle, ikindin, akşamlayın başkadır. Bu nakışlı çorap bir türkü gibidir. Bir türkü sıcaklığında örülmüştür. Sarısı, kırmızısı, yeşili, mavisi, turuncusu, türlü rengi karışıp uyuşmuş, bir sıcaklık, bir yumuşaklık meydana getirmiştir. Aşk gibi, şefkat gibi bir şey olmuştur. Bu çorap aşktır. Öyle bir gelenekten gelir. …
Sayfa 63 - YKY
Edebiyat & Roman
Kader tam bir oyunbazdır. Tüm ipuçlarını önüne koyar ve senin onları bir araya getirip, daha önce anlamlandırmayı hayal bile edemediğin şeyleri çözüp çözmeyeceğini görmek ister.
Reklam
Yaban
Sabah oldu. Ama, ne sabah! Çığlıklar içinde bir sabah. Kadınlar bağırıyor ve çocuk hıçkırıkları köpek ulumalarına karışıyor. Sanki bir gemi batmak üzere. Sanki çılgın bir bestekar iptidai bir orkestrada, "Dünyanın sonu"nu çalıyor.
Sayfa 178·Kitabı okudu
Yezid ve Akıbeti
Yezid, içkiye çok düşkündü. 467 Oruç tutacak olursa, onu içki ile açardı, 468 Maymunlara, yaban eşeklerine türlü türlü elbiseler giydirir, çalgılar, eğlencelerle vakit geçirirdi. Yezid; Kerbelá fáciasından sonra, bir gün içki meclisi kurmuş, İbn-i Ziyad'ı sağ yanına oturtmuş, uşağına önce kendisine içki sunmasını emr etmiş, sonra da "Fâsık İbn-i Ziyad'a tıbkısını sun! O, benim katımda sır ve emânet sahibidir!" demiştir. Yezid; Huvvarin nahiyesinde sarhoş olarak avlandığı sırada yaban eşeğinin üze-rindeki maymunun üzerine binmiş, yaban eşeği tepilip koşturulunca düşmüş, boynu kırılmış, karnı yarılmış ve ölmüştür.
Sayfa 201
1000Kitap
Göğe Bakma Durağı
İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar Şu aranıp duran korkak ellerimi tut Bu evleri atla bu evleri de bunları da Göğe bakalım
Sayfa 27·Kitabı okuyor
Alıntı
İbrahim Şahin' in yazı başlığı şöyle, Kiralık Konak yahut Ero­sun Fenomenolojisi. Eros1a Kiralık Konak'ın ne ilişkisi var den­ dikte, İbrahim Şahin bu ilişkiyi şöyle kuruyor, Panorama'dan başlıyor, Yaban, Erenlerin Bağından, Okun Ucu'ndan çıkıyor. Sonra şöyle diyor, ''Anadolu insanını yaşama bağlayacak olan erosu arar. " (y. 72) Peki bunu nasıl yapacak Yakup Kadri, İbrahim Şahin'e göre, "Tasavvuf münasebetiyle klasik edebiyat metinlerinde gördüğü­ müz 'aşkınsal' erotizm"Ieri yaparak yapacak bunu. .(y. 72) İbrahim Şahin 'in iki yanlışı var. Birincisi eros' u yanlış yorumluyor. İki, yöntemi yanlış. Eros' tan başlıyorum. Eros1a ilgili söylemem gereken şu. Eros'un tasavvufla, aşkınsal olmakla hiçbir ilgisi yoktur. Eros kadınla erkek arasında yarahlan estetik bir ilişkidir. Bu estetik yarahnın oluşabilmesi için, insanın toplumsal bir varlık olması zorunludur. Oysa kapitalizm insanın toplum­ sallığını bozar. Kapitalizmde insan bencildir. İnsani değerle­ rini yitirmiştir. Böylesi kişiler aşkı... eros'u oluşturamaz.
Sayfa 35 - İnsancıl yayınları 2024
Araştırma inceleme deneme edebiyat
Reklam
Reklam