Toplanmış ve tertemiz bir elbise dolabı (birisi iyice tozunu almış olacaktı) bana geride bırakabileceği en üzüntülü anıydı. Kendi eşyalarını tek tek benimkilerden ayırmıştı. Dolabın içi, başarıyla yapılmış bir ameliyatın sonrası gibiydi. Ona ait hiçbir şey, kopup düşmüş bir bluz düğmesi bile yoktu.