Yağmur

Puan vermedi·168 syf.··
2025 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Temmuz 2025 10:38
Kitap 1900'lerin başında Japonya'nın çeşitli yerlerinden, evlenmek ve bu yolla daha rahat bir hayata kavuşmak, ailelerine para göndermek gibi sebeplerle Amerika'ya gelen "resimli gelinler"le başlıyor. Bu genç kadınlar zorlu bir yolculuğun ardından Amerika'ya ayak bastıklarında kaçtıkları sömürünün başka bir haliyle karşılaşıyorlar. Üstelik onların ne dilini biliyorlar ne de kültürlerini... 1940'lara gelindiğinde ise Japonya'nın Pearl Harbor'a saldırısının ardından Amerika'da Japonlara karşı oluşan şüphe güçleniyor. Böylece Japon kökenli vatandaşlar ki bunlara Amerika'da doğan küçük çocuklar da dahil göçe zorlanıyor ve sahip oldukları her şeyi arkalarında bırakmak zorunda kalıyorlar. ( 1980'lerde Amerikalı yetkililer bunun ırk temelli ve haksız olduğunu kabul etmiş ve hayatta kalanlara 20.000 dolar tazminat ödemiş) Kitap, bu tarihsel olaylara yaslanan ve "biz" anlatıcıyı benimseyen bir eser. Yazar bunu hem Japonların gözünde anlatılan ve kitabın büyük çoğunluğu kapsayan bölümlerde hem de Amerikalıların duruma bakışlarının anlatıldığı son bölümde yapmış. Bu tercih kitaba pek çok hikayenin girmesini de sağlamış. Kitap kapaklarını okumayı hiç sevmem, bu sebeple gerçekten ne bulacağımı bilmeden bir okuma yaptım yine. Sanıyorum isminden ben bunu hep kişisel gelişime benzer bir kitap zannetmiştim ve niyeyse mesafeli durmuştum. Çok akıcı, savaşın ne kadar anlamsız ve kimsenin haklı olmadığı ve herkesin her zaman kaybetmeye mahkum olacağı bir hadise olduğunu hatırlatan, boğazınızdaki yumruyu baştan sonra tutan, bazen öfkelendiren bazen hüzünlendiren iyi ki okumuşum dedirtenlerden oldu...
Tavan Arasındaki BudaJulie Otsuka · Domingo Yayınevi · 20181,229 okunma
Reklam
Puan vermedi·99 syf.··
Beğendi
·
2021 23. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 27 Eylül 2021 00:05
Bu kitap yalnızca 99 sayfa, her bir cümle en fazla 3-5 kelime, her bir bölüm 3-4 sayfadan fazla değil. Dili çok sade. Ancak asla basit değil. Ben edebiyatta bunu çok seviyorum. Yazar anlattığı şeyleri öyle sade anlatıyor ki eserin vuruculuğu biraz da buradan kaynaklanıyor. Okuyucuya daha çok alan bırakıyor. Eser yapısal olarak çok sayıda bölümden oluşan bir roman-uzun hikaye. Bu bölümlerin her birini öykü olarak da nitelendirebilirsiniz. Her biri kendi içinde anlamlı ve tek başına da okunabilir. Ancak ben bunu romanın bölümleri olarak değerlendirmenin daha anlamlı olacağını düşünüyorum. Sıradan, beş kişilik bir ailenin ortanca çocuk tarafından anlatıldığına tanık oluyorsunuz. Olayları hiç tam bir zihin açıklığıyla göremiyoruz. Bütün yönlerinden emin olamıyoruz. Tıpkı çocukluk anılarımız gibi. Karakterin de bazı şeyleri çok net hatırladığını görüyoruz ancak kimi olaylar bir sis perdesiyle gölgelenmiş. Buna rağmen çocuk anlatıcımız hatırladığı şeyleri oldukça iyi yorumluyor. Çünkü bir yetişkin tarafından anlatılıyor, kendi yetişkinliği tarafından... Hepimizin bir başka halini yaşadığı dramlar, acılar, eğlenceler, pişmanlıklar... Bunlar gerçekten anlatıldığı gibi mi yaşanmış peki? Ona da cevap veriyor karakterimiz: "...hiçbir şey göründüğü, hatta yaşandığı gibi değil! Her şey hatırlandığı gibi."
Edebiyat
Aramızdaki En Kısa MesafeBarış Bıçakçı · İletişim Yayınevi · 20204,313 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
Beğendi
·
2021 21. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 16 Eylül 2021 00:09
Bu kitap bana çok dokundu. Etkisinden uzun bir süre kurtulabileceğimi sanmıyorum. Bazen bir sayfanın sonuna geldiğimde soluğumun kesildiğini, derin bir nefese ihtiyaç duyduğumu fark ettim. Belki çok küçük bir kitap olmasına rağmen çok yavaş okuyabilmemin de bir nedenidir. Anlattıkları, hissettirdikleri çok ağır geldi bana. Kitapta inanılmaz bir şiirsel dille karşılaşıyorsunuz. Bir şiir kitabı olduğunu da söyleyebilirsiniz hatta. Ancak çok parçadan oluşan uzun bir şiir bu. Bir destan gibi. Baştan sona bir anlam bütünlüğü içinde.
Sağır Cumhuriyetİlya Kaminsky · Harfa Yayınları · 2020210 okunma
Puan vermedi·117 syf.··
Beğendi
·
2021 19. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 08 Eylül 2021 13:57
Kendi ölümünüz, yaşayan her şeyin ölümü, ölüm, hakkındaki soğukkanlılığınızı annenizin ölümü karşısında da koruyabilir misiniz? Bu bir ağıt. Nesnel olmaya çalışan fakat lirikliğin, duygusal coşkunluğun iliklerinize kadar işleyen anlatısı... Eser boyunca bir annenin oğlu üzerinde bıraktığı etkilerin, öldükten sonra dönüşerek varlığını sürdürdüğüne tanık oluyorsunuz. Caraco, istanbul doğumlu, eserlerini Fransızca olarak kaleme alan bir yazar. Hayatı boyunca hep intihar fikriyle yaşamış. Ancak ailesinin üzüleceği düşüncesiyle bundan hep uzak kalmış. Ta ki babasının 1971 yılındaki ölümüne dek. Babasının ölümünden birkaç saat sonra kendi yaşamını da noktalamış. Hayat hikayesindeki bu bilgi, kitapta kesin ve net olarak ifade ettiği bazı düşüncelerinde ne kadar kendinden emin olduğunu da kanıtladı bana. Caraco, karamsarlığı, hayattan hiçbir şey beklememesi ve ölüm karşısındaki soğukkanlılığıyla izi sürülmesi gereken bir yazar.
Post-MortemAlbert Caraco · Sel Yayıncılık · 2020751 okunma
Rahatsız Edici Bir Oyun: Dar Ayakkabıyla Yaşamak
10/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2021 12. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2021 21:04
Dar Ayakkabıyla Yaşamak veya Ölüm ve Hayat Pornografisi. Her iki isim de cuk oturuyor bu oyuna. "Dar ayakkabı" çağı olarak da bilinen 21. yüzyıl; yeniliklerin, dönüşümlerin dönemi. Etik, ahlak, siyaset, aşk, ölüm gibi kavramların anlamları da bu dönemde değişime uğruyor. Böyle bir değişimin içinde kendi emeğinin, iş gücünün, alın terinin hakkını savunmanın, adalet-eşitlik talep etmenin yolu nedir? Bu yolun bedeli nedir? Emek sömürücülerinin tek bir çehresi mi vardır? Steva, Zlata, Veseli, Rada ve İsa; LİZO isimli ayakkabı fabrikasında uzun yıllar alın teri dökmüş, sağlıklarından vazgeçmiş ancak emekleri dar birer çift ayakkabıya sığdırılmış kişiler. Onların mücadelesine ortak oluyorsunuz. Ancak bu ortaklık öylesine rahatsız edici ki... Bütün o ironiler, göndermeler, tezatlar... Hepsi üzerine sayfalarca yazılabilir. Küçük hacmine rağmen uzun zamandır okuduğum en etkileyici kitaplardan biri oldu.
Dar Ayakkabıyla YaşamakDuşan Kovaçevic · Mitos Boyut Yayınları · 201183 okunma
Reklam