Puan vermedi·200 syf.··
2026 26. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 18:05
Kitaptaki Ezansız Semtler pasajı bir harikaydı. Kitabı tamamen okumayacak olanlar sadece bu birkaç sayfayı okusalar dahi yeter. Ayrıca kitabı okurken Kendi Gök Kubbemiz'i baştan sona gözden geçirmek istedim. İstanbul'u görmeden önce okuduğum satırlar gördükten sonraki bana nasıl tesir edecek merak ediyorum. Yahya Kemal Beyatlı
Edebiyat
Aziz İstanbulYahya Kemal Beyatlı · İstanbul Fetih Cemiyeti Yayınları · 2025915 okunma
3/10
·88 syf.··
2026 6. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 18:13
Eski Şiirin Rüzgârıyle, Yahya Kemal’in klasik tarzda yazdığı şiirlerinden oluşur. Eser, 6 bölümden meydana gelir. Birinci bölüm “Selimname”dir. Terkib-i bend şeklindeki manzume Yavuz Sultan Selim’i anlatır. İkinci bölüm “Gazeller”dir ve geleneğe bağlı olarak gazeller kafiye harfine göre sıralanmıştır. Üçüncü bölüm “Musammatlar”dır. Dördüncü bölümde “Şarkılar” bulunmaktadır. Şairimiz için otobiyografik özellik taşıyan “İthaf” şiirine, “Hasan Rıza’ya Sesleniş” de eklenerek müstakil bir bölüm ayrılmıştır. Son bölüm “Kıt’alar-Beyitler”dir. Yahya Kemal, bir anlamda geçmiş yüzyılların diliyle geçmişi günümüze taşırken bir anlamda da bizim geçmişi içimizde yaşatabileceğimizi göstermiştir. Unutmamak gerekir ki bu şiirlerinde şair, klasik şiirin şekil özelliklerini korumakla beraber muhteva, mazmunlar vb. bakımlardan eski şiiri tekrarlamaz. Onun gazellerinde eski dönem şairlerimizin gazellerindeki pek çok unsur artık yoktur. Yeni unsurlar, yeni anlayışlar vardır. Meselâ Lâle Devri gazellerinde anlattığı güzel/kadın, klasik şairin anlattığı güzelden bir hayli farklıdır. Ahmet Hamdi Tanpınar’a göre “O, sadece yeni dili bulmamış, eski dili de ayıklamış, basit hayallerin zaruriyetiyle nesre kaçan unsurlarını ve Türkçenin bünyesine uymayan, asırlık yürüyüşünde dil zevkinin kabul etmediği lügat ve deyişleri atmış, sadece zevkiyle, hatta bir çeşit dokunma, yani derinden gelen hisle eski Türkçeyi temizlemiştir.”
Eski Şiirin RüzgârıyleYahya Kemal Beyatlı · İstanbul Fetih Cemiyeti Yayınları · 2022602 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
​Kelimelerle İnşa Edilmiş Bir Tarih ve Musiki Şöleni
9/10
·102 syf.··
2026 23. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2026 22:47
​Peşinen söylemeliyim ki; bu kitap, Türkçenin estetik ve felsefi olarak ulaşabileceği en zirve noktalardan biridir. Eseri okurken metnin size sadece bir şiir değil, kusursuz bir musiki olarak gelmesi tesadüf değildir. İçindeki pek çok şiirin ("Sessiz Gemi", "Rindlerin Akşamı"...) bugün hafızalarımıza kazınmış şarkılara ve marşlara dönüşmesi, yazarın o muazzam kelime kuyumculuğunun ve ritim duygusunun en somut ispatıdır. ​Günümüz okurunun sıklıkla şikayet ettiği "aruz vezninin zorluğu" ve "kelimelerin ağırlığı" eleştirilerine kesinlikle katılmıyorum. Aruz vezni, usta bir kalemin elinde okuru yoran bir engele değil, şiiri omuzlayıp götüren doğal bir akışa dönüşür ve bu kitapta da tam olarak böyle olmuştur. Keza kelimelerin zor olduğu eleştirisi de, kendi köklerine ve tarihsel hafızasına aşina bir okur için geçerli değildir; aksine bu kelimeler o milli ve destansı havayı solumanın tek yoludur. ​Yahya Kemal'i benim gözümde asıl usta yapan şey, o tarihi ve destansı ruhu bir heykeltıraş gibi kelimelere yontabilmesidir. Süleymaniye'de bir bayram sabahını veya Akıncıların o serhat boylarındaki nal seslerini edebiyatımızda böylesine sarsılmaz bir vakarla okutabilen başka bir kalem bulmak güçtür. Tarihimizi, şanlı geçmişimizi ve o devasa devlet aklımızı musiki gibi akan bir Türkçeyle okumak isteyen herkesin sığınması gereken eşsiz bir kubbedir.
Edebiyat
Kendi Gök KubbemizYahya Kemal Beyatlı · Fetih Cemiyeti Yayınları · 20184,511 okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2026 17. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2026 18:22
Bugün sizlere Osman Balcıgil'in kaleminden çıkan "Ela Gözlü Pars Celile" kitabından bahsetmek istiyorum. Kimdir bu Celile hanım ? Celile hanım Osmanlının ilk nü ressamı olup Nazım Hikmetin'de biricik annesidir.Aynı zamanda tarihte Yahya Kemal Beyatlı'nın aşık olduğu uğruna şiirler yazdığı bir kadın olarakta yer edinmiştir.Ben kitabı okuyunca seveceğimi düşünmüştüm ama Celile Hanıma bu kadar hayran olacağımı tahmin dahi etmemiştim. O dönemlerde bir kadının ne istediğini bu denli bilmesi, gücünü farketmesi hissettiklerini çekinmeden dile getirmesi, mutsuz olduğu yerde duramayacak kadar kendini sevmesi beni kendine hayran bıraktıran etkenlerden olsa da en etkilendiğim nokta Nazım hikmet in hapishane de açlık grevinde olduğunu öğrenip yaşlı olmasına,gözlerinin görmemesine rağmen Galata köprüsünde oğlumu serbest bırakın yazılı pankart açıp açlık grevine girmesi oldu. Anneliğide,aşkı da kendiside okunmaya değer bir kadın Osman Balcıgilde o kadar güzel kaleme almış ki kendimi Celile Hanımla kahve içerken konuşur gibi hissettim.Okuyun derim pişman olmayacağınıza eminim keyifli okumalar
CelileOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 20166,8bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 50. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2026 20:50
Son Fasıl…Son iliklerimize kadar sinmiş kelimelerden… O kadar ki gündelik hayatımızda dahi onlarca kez kullandığımız, kullanıla kullanıla mecaz ve yan anlamlarını yitirmiş fakir ve garip bir kelime olarak varlığını sürdürüyor dilimizde. O kadar yalın ve sade devam ediyor ki varlığına…kendi son’una o kadar yaklaşmış ki…Halbuki çok daha kapsamlı ve derin olması gerekiyordu bu telaffuzda hafif ancak mana olarak ağır kelimenin. Her şeyin son’u var…Geniş zaman kipinde devinen bir cümle oldu bu. Evet her şeyin sonu var…bir kendi sonu…bir de müşterek sonu…belki bunu sonun da sonu olarak nitelemek mümkün. Bir de son’suz var değil mi? Ne kadar trajik! Bir sonlu, bir fani iken gözünü sonsuza dikmek! Kitabın ismi Yahya Kemal’in bir dizesinden geliyor. Bu son fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç…Münir Nurettin Selçuk’un bu şiiri bestelediğini hatırlıyorum. Nedim Bey bu eserinde insan hayatı ile mekanı “son” parantezine alıp açılımlıyor. Meşhurların hayatlarının son demlerinde nerede bulunduklarını hazin ve etkileyici bir dil ile okuruna sunuyor. Şehirler arası bir iletişim değil, metinler arası bir etkileşime şahit oluyoruz sayfalar arasında gezinirken. Farklı şehirlerin, farklı hayatlara nasıl sahne olduğuna, farklı hayatların farklı şehirlerde nasıl son bulduğuna dair hüznü duyumsuyoruz. Tarihin büyük hikayesi, şehirlerin derin ve sessiz şahitliğinde bireysel ölümlerle son bulup, şehir mezarlıklarında birkaç satıra sığan isim soy isim ve “açılır parantez” sadeliğinde okuyucuya sunuluyor. Ne kadar uzun ve ne kadar derin de yaşasak “açılır parantez”- “kapanır parantez” yani demem o ki bir satır okur gibi bitiyor ömürlerimiz. Meşhur şehirlerin meşhur ölüleri…bize sanırım bir mezar sahip olmak yetecek gibi…
Son FasılNedim Gürsel · Doğan Kitap · 202117 okunma
9/10
·282 syf.··
Beğendi
·
2026 43. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2026 09:10
*""Baba, gemi­ler batarken denizin canı acır mı?..""* Dünyadaki ve Türkiye'deki batan , denizaltılar tarafından torpillenen, savaş ülkelerinin gemileri tarafından bombalanan gemiler... denizcilikle ilgili hikayeler,.....Kazalar, denizcilik tarihine damgasını vuran batık gemiler ,denizlerde kaybedilen hayatlar, kurtulan esirler, hayatta kalmayi bir kez daha elde edenlerin yaşam hikayelerinden kesitler sunuyor bize yazar bu kitabında .Titanik'ten Çanakkale açıklarında batan Dumlupınar'a, tarihi olayları ve insan hikayelerini derinlemesine araştırarak okura bir deniz yolculuğu sunuyor. 1800 lu yıllardan günümüze kadar birçok tarihi olayı ele alıyor. Tabi bu anlatımı yaparken aralara ünlü şairlerimizin şiirlerini de serpistiriyior. O derin sularda kah kayboluyor insan , kah bir cankurtaran misali dalıp çıkıyor yüzeye. Deniz kazalarindaki insan dramlarina da uzanıyor kalemi. Transatlantiklerin hazin hikayeleri ve birilerinin ihmalkarlığı sebebiyle yok yere yitip giden hayatlar. Kürek mahkumlarinin hazin sonları... Dumlupınar denizaltısı, Üsküdar vapuru, Struma ah Struma , ve Tanrının bile batiramayacagina inanılan Titanik hepsi birer birer gömülür serin sulara . Çoğunlukla asillerin zenginlerin bulunduğu Titanik bütün şaşasiyla çarpar buz dağına . Çoğumuzun bilmediği bir husus da geminin deposunda gizlidir. *Peynir * lafla peynir gemisi yürümez derler , evet yürümüyor batıyor sonunda. Kurtulanlar mi yine cebi şişkin sınıf tabi ki yazgı değişmiyor. 19 Mayıs 1919 da Samsun'a çıkan Atatürk'ü taşıyan Bandırma Vapuru'nun düdüğü bize milli mücadeleyi bir kez daha anımsattı. Batan İlk denizaltımız olan Atılay 'ın hikayesi de güzeldi. Yazarın tüm kitaplarında mutlaka yer verdiği isim Deniz Harp okulu öğrencisi Nazım Hikmet bile dörtlükleriyle renk
Önce Çocuklar ve KadınlarSunay Akın · İş Bankası Kültür Yayınları · 20201,161 okunma