"Bir tür soygun ganimetiydi nihayetinde zaman. Yağmalanmış bir şey. Biz onu dünyadan arakladığımızı sanırken, dünya ömrümüzden tırtıklardı. Biz ona yaslanıp bir şeylerin başlamasını beklerken, o tüm varlığıyla bir şeyleri bitirmeye adanmıştı. Zekâyla kavranamayacak, bilmekle anlaşılamayacak, anlamakla hallolamayacak karışık işler..."
"Dünya, hayallerimizin önemli ve üzücü, gülünç ve önemsiz dramasını sahneye koymamızı bekleyen bir sahne. Bu fikir ne kadar dokunaklı ve sevimli! Ve ne kadar kaçınılmaz!"
Ben ilişkilerin bir ömrü olduğuna inanıyorum. Bizler hayatlarımızın içinde epey dönüşüyoruz. Önceliklerimiz, ihtiyaçlarımız, ilgilerimiz, inceliklerimiz, iyileşen yerlerimiz, yaralanan yerlerimiz değişiyor. Kimi vakit yolda birbirimizi kaybedebiliyoruz. Ben kendi payıma bir ilişkide birbirimizi kaybettiğimiz zaman, bunun yasını yaşayıp nezaketle ve şükranla o ilişkiyi kapatmak gerektiğini düşünüyorum.