"ale..."
"yapma. bunu olduğundan daha fazla bir şeymiş gibi görme." sesinde hafif bir titreme vardı. "tek bir randevu istedin, ben de seni geri çevirmedim. ama hepsi bundan ibaret."
"bir anlamı olmasaydı şu anda yüzüme bakabilirdin." gözüm artık tabağımdaki yemeği görmüyordu, iştahım çoktan kaçmıştı. "kendimize ya da birbirimize daha fazla yalan söylemeyelim. bu kadarını hak ediyoruz."
"ne dememi istiyorsun bilmiyorum." yüzü hayal kırıklığıyla dolarken ellerini kaldırdı. "öpüşmekten hoşlandığımı ve pişman olmam gerekse de olmadığımı mı söyleyeyim? iyi, tamam. öpüşmek hoşuma gitti ve pişman değilim. ama bizim sorunumuz hiçbir zaman fiziksel çekim olmadı ki. sana baktığımda..." sesi çatladı. "...herkesten daha çok sevdiğim kişiyi görüyorum. seni sevdiğim kadar kimseyi sevebileceğimi sanmıyorum. sana verdiğim her şeyi kalbimden gelerek verdim çünkü birlikte olmadığımız bir dünya hayal edemiyordum."
o konuşurken içimi parçalayan acı görüşümü bulanıklaştırdı.
"şimdiyse o dünyada yaşıyorum ve çok korkuyorum." çenesi titriyordu. "sensiz nasıl yaşayacağımı bilmiyorum, dom. on yıldan uzun süredir başka kimseyle çıkmadım ama... ben..." sesi artık fısıltıdan ibaretti. "...yine de sana daha fazlasının sözünü veremem."
konuşmaya çalıştım ama ne zaman bir cevap bulsam dilimin ucundan kayıp gidiyordu. sadece oturup kalbimin paramparça oluşunun sesini dinleyebildim.
"bir şeyleri iyileştirmeye uğraştığının farkındayım. brezilya'ya gelmek için, burada yanımda olmak için nelerden vazgeçtiğinin de. sana gerçekten minnettarım. fakat şu anda sahip olduğumuz şeyden daha fazlasına hazır değilim." yanağından yalnız bir gözyaşı süzüldü. "kalbimi kırdın ve bunu görmedin bile."
daha önce acı çektiğimi sandıysam fena yanılmıştım. kırık kemikler ya da koruyucu annelerimin kırbaçları,
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Dünyadaki en etkili değiştirme ve dönüştürme aracı telkindir. İlk defa yalan söyleyince suçluluk duyarsınız. Aynı yalanı 50 100 kere söyleyince artık bu duygudan eser kalmaz. Bir hatayı ilk defa yapınca vicdanın çok rahatsız olursunuz. Aynı hatayı 30 40 kez yapınca artık vicdanınızın sizi hiç huzursuz etmez. Dünyadaki en zor duygulardan birisi suçluluk duygusudur. En köklü yapılardan birisi ise vicdandır dikkat edin: telkin yani tekrar bunları dahi dönüştürmüştür. Peki bu denli etkili bir metot neden bugün kliniklerde ve ofislerde kullanılmaz?
Telkin basit bir prosedürdür. Kişilere bir kere öğretirsiniz, gerisini kişiler, kendileri evlerinde bile yapabilirler. Her hafta sizin ofise veya klinikte yapılmasına gerek yoktur. Bu ise çok kazançlı bir iş değildir.
Herkesin sorunu kişiye özeldir. Öykü dinlemeden, çocukluğuna inmeden, travma aramadan, onu bulmadan olmaz. Bu yaklaşım bütünüyle yanlıştır.
Buraya gelmek için çok çalıştım. Şimdide severek yaptığım bir işten para kazanıyorum. Bunun kendim için doğru yol olup olmadığına dair bir endişem yok. Tek istediğim bu işte daha iyi olmak. Bu bana yeter; kendimi başkalarıyla kıyaslayarak neden kendime işkence ettim?