“Anı yaşa, kör yarının gözleri” derken, içinde bulunduğumuz anı ne kadar görebiliyoruz?
Peki ya siz?
Bunları okurken “şimdi ve burada” mısınız?
Belleğinizden neler geçiyor?
Varlığınızla eylemleriniz aynı yerde mi?
Asıl mesele şu:
Göğünü yükseltirsen, göğsünü genişletirsin.
Sesini temkinli kullanan, sözünün değerini de bilir.
Renginin kıymetini bilen, ne griyi kıskanır ne de siyahı.
Hayata farklı anlamlar yükleyerek bakmayı başarırsan,
Gerçek seni,
Gerçek hayatını,
Gerçek hislerini,
Gerçek renklerini idrak etmeye ve farkında olmaya çalışırsın.
Bunu bilinçli bir şekilde yapabilirsen, anlarsın ki:
Kocaman evrende bir karınca, yerine göre bir devdir;
Yerine göre bir cüce…
Ve yerine göre evrenin ta kendisidir.
Sayfa 82 - Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık·Kitabı okudu
Zerdüşt cevap verdi:
"Sevgi de ne söz! Ben insanlara armağanlar götürüyorum."
"Onlara bir şey verme." dedi ermiş adam.
"Onlardan al daha iyi...
Ve onlarla birlikte taşı, bu onların daha çok hoşlarına gider.
Yeter ki senin de hoşuna gitsin! Ve onlara vermek istiyorsan, sadakadan fazlasını verme.
Onu da dilensinler senden!"
İnsanlar yaşlanıyordu bunun ayrıcalığı yoktu. Ama yaşlanan insanların bir kısmı olgunlaşmış olarak bir kısmı ise olgunlaşmadan ölüyordu. Bunun püf noktası ise bir insanın nasıl görünüyorum sorusundan, nasıl görüyorum
aşamasına geçmesiydi. Bu noktada insan artık yarışta değil jüride olmalıydı. Altın değil sarraf kimliğine bürünmeliydi. Değerlendirilen değil değerlendiren konumuna geçmeliydi.