Altı gerilim yazarı. Gizemli bir ada. Ve kimliğini kimsenin bilmediği efsanevi bir yazar: J. R. Alastor.
Hayatınız boyunca kitaplarını okuduğunuz bir yazarın sizi özel adasına davet ettiğini düşünün. Böyle bir fırsatı kaçırır mıydınız?
Bu altı yazar da kaçırmıyor ve kendilerini kusursuz görünen bir inzivanın içinde buluyor. Başlangıçta her şey harika: edebiyat sohbetleri, zekâ oyunları, bulmacalar ve ilham verici bir ortam... Ta ki ilk ceset ortaya çıkana kadar.
O andan sonra hikâye tam anlamıyla yön değiştiriyor. Çünkü artık ortada sadece bir cinayet yok. Herkes şüpheli, herkes potansiyel kurban ve herkesin sakladığı karanlık sırlar var.
Kitabın en güçlü yanı kesinlikle atmosferiydi. Issız ada hissi, dış dünyadan kopukluk ve karakterler arasındaki giderek büyüyen güvensizlik duygusu çok başarılı verilmiş. Sayfaları çevirirken siz de o adada mahsur kalmış gibi hissediyorsunuz.
Karakterlerin her biri farklı katmanlara sahip. Geçmişleri ve sırları ortaya çıktıkça hikâye sadece bir "Katil kim?" gizemi olmaktan çıkıp psikolojik gerilime dönüşüyor.
Ters köşeler konusunda da oldukça başarılıydı. Tam her şeyi çözdüğümü düşündüğüm anlarda yeni bir detay ortaya çıktı ve tüm teorilerim dağıldı.
Peki bayıldım mı? Açıkçası hayır. Beklediğim o büyük "Vay be!" etkisini tam olarak alamadım. Ama buna rağmen merak duygusunu sürekli canlı tuttuğu, atmosferi güçlü olduğu ve beni son sayfaya kadar peşinden sürüklediği için keyifle okudum.
4/5
Kapalı alan gizemleri, ada atmosferi, bol şüpheli karakter ve zekice kurgulanmış gerilimleri seviyorsanız listenize ekleyebilirsiniz.
Peki siz olsaydınız, kimliğini hiç bilmediğiniz bir yazarın davetini kabul eder miydiniz?
#ÖlümeDavetlisin #AndePliego #GerilimKitapları #KitapÖnerisi #BookstagramTürkiye