7/10
·416 syf.·
2026 48. kitabı
Kitabımızın konusu anlaşmalı evlilikten çok zorunlu evlilik gibi. Yani bu m@fyaların arasında ittifak bağlamak için yapılan geleneksel düğünlerden biri. Bu tarz kitapları okumağı seviyorum o yüzden bu kitabı da okumağa hemen başladım. Fakat beni o kadar da tatmin etmedi bu kitap. Erkek ana karakterin yani Matteo'nun davranışları öncesinde umursamaz, ne istediğini bilmeyen, aralarındakı yaş farkından( 17 yaş) dolayı kadın karakteri küçümseyen, kötü hissetdiren biri gibi anlatıldığı için çok sevemedim. Ama kadın karakteri yani Sofiya'nı çok beğendim, engelli olmasına rağmen bir çok işte başarılı, öğrenmeye açık biri olduğunu okuyoruz kitapta. Birde ben yaş farkı çok olan bu tarz kitapları okumuşum tabii ki, ama yaş farkı çok olmasına rağmen bu okura çok hissetdirilmemeli bence, yani aralarındakı aşkı okurken biz yaş farkını tamamen unutmalıyız, fakat bu kitapta ben çok arada kalıyordum, onların aşkı tam bana geçmiyordu. Serinin ikinci kitabı Matteo'nun koruması ve en yakın arkadaşı olan Romeo'nun aşkını anlatıyor, türkce çevrildiği an okuyacaklarım listesinde yerini alıcak. Çünkü çok merak ediyorum, Romeo biraz rahat, umursamaz, komik, neşeli,arkadaşcanlısı, Matteo'nu çıldırtmağı seven bir karakter olduğu için onun hikayesi daha ilgi çekici benim için. İncelemem bu kadar. Hoşçakalın.
1000Kitap
Benim HazinemEmilia Rossi · Pukka Yayınları · 202688 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 39. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 08:43
Bazen bir kitap okudum hayatım değişti deriz ya işte öyle bir şey bu kitap. Ama tabi kitabın kendisi değil hayatı değiştiren bu çok iddialı bir cümle oldu kabulKitabın içerisinde 5 farklı karakterin hayatlarına dahil oluyoruz. Hepsi de bir şekilde arayışta boşlukta. Yolları kütüphaneye düşüyor. Kütüphaneci onlara "Ne arıyorsun" diye soruyor ve istedikleri kitapların yanına ihtiyacı olan kitabı da ekliyor. Her seferinde okuyucular bunu yanlışlıkla mı verdi acaba dese de okudukça kendilerinden birşeyler buluyor ve yollarını çizmeye destek oluyor. Yani anlayacağınız her eve lazım bu türünde bir kütüphaneci tamam tamam her eve olmasın da her kütüphaneye diyeyim. En azından mümkünse ben de bizim kütüphaneye böyle bir görevli istiyorum ama çok özendim kitabı okurken Bize ışık olacak, iyi gelecek kitaplarla daha çok karşılaşmak umuduyla, okumak isteyenlere tavsiyemdir
1000Kitap
Aradığın Şey Kütüphanede SaklıMichiko Aoyama · Domingo Yayınevi · 20244,718 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·500 syf.··
2026 45. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 00:00
Yarım kalmış bir aşkın gölgesinde Köy Enstitüsü’nün umut dolu hikayesi. Okuyan herkesin mutlaka kendini bulacağı bu roman ,sevgili @semasoykan ın güzel kaleminden 1940 ile 1980 arsında köy enstitülerinin umut dolu yılları da geçen bu romanda eğitim, idealizm, aşk, dostluk ve kaybedilen değerler üzerine dokunaklı bir anlatım söz konusu. Gerçek bilgi ile öyle güzel kurgulanmış ki, kitabı okurken aaa kurgu bitti şimdi bilgi zamanı gibi bir ayrım yapamıyoruz. Okurken adeta o yıllarda yaşıyor hissi de muazzam. Kitabı okumaya başlamadan önce Sevgili @semasoykan ile yapılan söyleşiye katılma fırsatım oldu. Yani okumadan ön bir bilgi sahibi oldum ve bu bilinçle kitaba başlamak, bu bilgilerle anlamlandırmak gerçekten büyüleyiciydi Hakikati seçmezsen, seçilmeyi beklemek kaderin olur.Hayat bunu öğretti bana . Son olarak, bir kuşağın hayalleriyle, bir sonra kuşağın gerçekleri arasında sıkışan hayatları okumaya hazır mısın ?
KeşkeSema Soykan · Alfa Yayınları · 20212,017 okunma
8/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2026 107. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 08:09
Sarah Pinborough’dan okuduğum üçüncü kitap Uyku Yok oldu. Kurgu konusunda yine beni hayran bıraktı. Gerilimi adım adım yükselten, okuru sürekli diken üstünde tutan bir roman. İlk kitabının filme uyarlanmasının ardından bunun da bir gün beyaz perdeye taşınmasına hiç şaşırmam. Kitabın en güçlü yanı ise ters köşesi. Ancak bu, sırf okuru şaşırtmak için yapılmış yapay bir sürpriz değil. Her ayrıntı büyük bir titizlikle hazırlanmış. Yazar sizi ustalıkla başka ihtimallerin peşinden sürüklerken içinizde hep bir tuhaflık hissi bırakıyor. Bir şeylerin yerli yerine oturmadığını anlıyorsunuz ama gerçeğe ulaşamıyorsunuz. Ancak yazar izin verdiği anda parçalar yavaş yavaş birleşmeye başlıyor. O ana kadar anlam veremediğiniz tek bir ayrıntı bile sonunda yerini buluyor ve “İşte buraya bu yüzden konmuş.” diyorsunuz. Romanın ilk bölümleri, karakterleri ve olay örgüsünü tanımaya çalışırken doğal olarak biraz yavaş ilerliyor. Fakat kurgu rayına oturduğu anda tempo birden yükseliyor. O noktadan sonra herkesten şüphe etmeye başlıyor, sayfaları hızla çeviriyorsunuz. Çeviri ise kötü değil ama daha özenli olsaydı kitabın etkisini daha da artırabilirdi. Yine de bu durum okuma keyfimi gölgelemedi. Sarah Pinborough’un önceki kitaplarını sevmiştim; Uyku Yok da bu çizgiyi bozmadı. Güçlü kurgusu, ustaca hazırlanmış ters köşesi ve yüksek gerilimiyle türü sevenlerin rahatlıkla okuyabileceği başarılı bir roman.
Uyku YokSarah Pinborough · Yabancı Yayınları · 202683 okunma
10/10
·160 syf.··
2022 309. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2022 06:40
Michel Foucault hakkında kısa bir bilgi vermiş. Daha çok ise bazı kitapları üzerinden anlatmış. Modern dönemlerden bir filozof Foucault. Benim gördüğüm ise genellikle kendisi felsefi çözümlemeler yapan biri, yani bir tür enyellektüel gibi. Genellikle Yapısalcılıkla özdeşleştirilmiş ama kendisi öyle olmadığını söylüyor. Genel olarak da zaten belli bir kalıba konmaktan hoşlanmayan biri anladığım kadarıyla. Okunabilir.
FoucaultGary Gutting · Dost Kitabevi · 201041 okunma
Puan vermedi·109 syf.··
2025 12. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Kasım 2025 14:06
Osamu Dazai, sadece bir karakterin hikâyesini anlatmıyor; insanın kendi içinde sakladığı korkulara, yalnızlıklara ve kimseye göstermediği kırık taraflarına ayna tutuyor. Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken şey, Yozo'nun insanlardan korkarken insanlara ait olmayı istemesiydi. Kalabalıkların içinde yaşayıp yine de kendini dünyaya yabancı hissetmesi, aslında birçok insanın sessizce taşıdığı bir yükü temsil ediyor. Dazai bunu büyük olaylarla değil, insan ruhunun en karanlık ve en kırılgan köşelerini göstererek yapıyor. Bu yüzden kitap boyunca bir roman okuyormuş gibi değil, bir insanın iç hesaplaşmasına tanıklık ediyormuş gibi hissettim. Eserin en güçlü yanı samimiyeti. Yazar, karakterini kahramanlaştırmaya çalışmıyor. Onun hatalarını, korkularını, zaaflarını ve çöküşünü olduğu gibi önümüze bırakıyor. Bu dürüstlük bazen rahatsız edici olsa da kitabın etkisini artırıyor. Çünkü burada kusursuz insanlar yok; sadece hayata tutunmaya çalışan yaralı ruhlar var. Ancak kitap her okura hitap etmeyebilir. Sürekli karamsarlığın hâkim olması, umut ışığının çok az görünmesi ve yer yer tekrar eden içsel bunalımlar bazı okuyucuları yorabilir. Fakat bana göre bu durum bir eksiklik değil, anlatılmak istenen ruh hâlinin doğal bir yansımasıdır. Dazai okuyucuyu rahatlatmak yerine onunla birlikte karanlığın içine inmeyi tercih ediyor. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey, bir insanın insanlığını bir anda değil, küçük kırılmalarla kaybedebileceği düşüncesiydi. Bazen en büyük yalnızlık, kimsenin olmadığı yerde değil; herkesin arasında hissedilendir. İnsanlığımı Yitirirken tam da bu yalnızlığın romanı. Acıyı romantikleştirmeden, insan ruhunun kırılganlığını bütün çıplaklığıyla anlatıyor. Benim için bu eser, yalnızca bir roman değil; insanın kendi içindeki karanlıkla yüzleşmesinin edebi bir
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · Sel Yayıncılık · 202060,3bin okunma