Uçurtma Avcısı, internetteki okuduğum yorumlarda iki arkadaşın yaşam serüveni olarak anlatılmış. Fakat kitap, iki erkek kardeşin, anı, acı, hüzün , suçluluk, arkadaşlık, sevgi gibi hislerin olduğu, savaşın, zalimin, kederin, yanlışın eksik olmadığı bir hayatı anlatır. Aslında birkaç hayatı. İki zengin çocuk hikayemizin baş karakteridir. Biri mülkiyet bakımından zengindir, bir diğeri maneviyat, baba bakımından. Dünya şartlarıdır ki mülkiyet zenginliği birçok insana daha fazla, daha cazip gelir. Fakat kitapta hiç bu konuya değinilmeden maneviyat zenginliğine , iyiliğe, günaha değinilmiş. Kitap, savaşın, iki erkek kardeşin üzerinden anlatıldığı bir hikayeyi içerir diye yorumlayan okurlarla da karşılaştım. Ama ben anlatılmak istenen "Hayattaki sessiz kalışlarımızın bedellerini bazen çok ağır şekilde öderiz" sözünün savaşla süslenildiğini düşünüyorum. Kısaca okuduğum kadarıyla Khaled Hosseini ülkesinden savaş yüzünden kaçan ve sonradan amerikaya yerleşen biri. Zamanında hissettiği veya hala hissediyor olduğu duyguları da hikayesinin bir bölümüne işlemiş. Süslemek biraz yersiz bir kelime oldu, anlatmış diyeyim.
Ayrıca Kitap tek bir ana mesajın üzerinde dursa da, her değer verilen "şaheseler" gibi yer yer, sayfa sayfa da mesajlar içeriyor. Bu bakımdan da artı puan almaya layık.
Ve ayrıca çok da yer edici, etkileyici. İlk defa bir kitabı okurken ağladım. Beni tanıyan bir insan, okurken ağladığım kitabı alıp okur. Çünkü ben gözyaşlarımı fazla tutabilen birisiyim. İlk defa bir kitabı okurken gözlerimde yaşlar hissettim. İlk defa bir kitap için uykumu böldüm. Saatlere takılmadan devam ettim. İlk defa 440 sayfalık bir kitabı iki günde bitirdim. Uçurtma Avcısı bana ilkler yaşattı. Size de yaşatacağından bir miktar eminim.
İlk kitabında, ilkleri tattırabilen Khaled Hosseini'ye