Kitabı keyifle okuyamadım çünkü üzüntüler sarıyor her bir yanınızı. Gerçekler, sizi huzursuz ediyor.
Esaret, sizi geriyor. Bir anda Dilber,siz oluyorsunuz. Hele ki esaretin, küçücük bir kızın yakasına yapışması ve ömrünü kemire kemire onu sefil bir yaşama sürüklemesi okuyucuyu çarpıyor.
Dilber'in bulunduğu mekânlar ve yaşadığı zorluklar oldukça etkileyici. Romantizm, aşırı duygusallık ve rastgelelik de kusur olarak karşımıza çıkıyor.
En gerçekçi kısımlar; vapurdan indirilen esir kızlar, Dilber'in satılması, konakta horlanması, fare ve yılan korkusuyla dolaba kilitlenen çocuğun hisleri, ağır su kovalarının ona zalimce taşıttırılması, çocuğun evden kaçması, tekrar satılığa çıkarılması, hayaletli bir ev olarak düşündüğü bir harabede geceleyin yaşadığı psikoloji, sabahlara kadar uyuyamaması, Mısır 'daki Arap zenginlerin sofralarında huri olarak kullanılması.... Bunlar insanı bir hayli üzüyor.
Celal Bey ile olan aşkı ise abartılı ve gerçeklerden uzak. Yapay duruyor. Çok hızlı aşk, hemen Mecnunca gezinmeler...
Kitap güzel,tavsiye ediyorum.