”Başarabilseydim, bana da taç giydireceklerdi. Şimdiyse kapana sıkıştım."
1860’lı yıllarda St. Petersburg’da genç bir üniversite öğrencisi Rodion Romanoviç Raskolnikov’un uzun zamandır planladığı bir suçu işlemesi anlatılır. Uzun zamandır diyorum çünkü kitabı okumaya başladığımızda onun zaten kararlı olduğunu görüyoruz. Bize bunun kitap sürecinde ipuçlarını da bırakıyor.
Bu suçu işlemesindeki asıl sebep yoksulluğu, ailesine karşı hissettiği çaresizlik değil. Suçunu itiraf etmek üzere işledi ya Napolyon olacaktı ya da bir bit.
Raskolnikov edebiyat dünyasında en sevilen karakterlerden biri. Bir katilin zihninde olmak onun düşüncelerini, rüyalarını, gel gitlerini, çaresizliğini yargılamadan önce anlamayı getiriyor.
Her bir karakteri başka bir kitabın ana karakteri olabilecek kadar güçlü. Özellikle bu okuyuşumda Andrey Ivanoviç Svidrigaylov dikkatimi çekti. Çünkü o da bir suçluydu ama o Raskolnikov gibi aranan cezası verilecek bir suçlu değildi.
Suç ve Ceza sadece edebiyatın bir parçası değil psikoloji, felsefe, sosyoloji alanlarında da bireyi ve toplumu konu alan bir eser.
🌬
İnsan bazen öyle bir sınıra gelir ki, onu aşamaz mutsuz olur; aşar, bu kez belki daha mutsuz olur.