Yazar Mary Anne Evans daha çok mahlasıyla bilinen George Eliot'un 1871'de yayımlanan yedinci kitabıdır. Uluslararası pek çok kitap listelerine giren ve özellikle İngiliz edebiyatının en önemli eserlerinden biri sayılan Middlemarch aldığı övgülere rağmen ülkemizde pek bilinmemektedir.
Roman, 1820’lerin sonları kurgusal bir kasaba olan Middlemarch sakinleri ve onların birbirleriyle kesişen hayatlarını kadının toplumsal statüsü,evlilik üzerine yanılgılar, siyaset ve din, hatta idealizm ve eğitim gibi pek çok değer ve temalar işlenmekte. Açıkçası fazlaca karakter ve karışık ilişkiler var. Olayları takip etmekte zorlanmadım değil ama bu kasabaya kesinlikle yabancılık çekmedim. Sanki film setinde dönem kıyafetleriyle birlikte orada bulunan figüranmış gibi hissettim.
Zeki, ahlaklı, bilime değer veren idealist Dorothea'nın kendisinden yaşça büyük temelinde sadece bilimsel çabalarını desteklemek olan Peder Edward Casaubon ile evlenmesiyle roman açılışını yapıyor. Bay Casaubon'un genç kuzeni Will Ladislaw ise bu hikayenin en unutulmayacak karakterlerindendi. Daha sonra kasabada siyaset, politika, sağlık, eğitim ve din konularında sert rüzgarlar esmeye başlıyor. En üzücü tarafı ise yıllardan beri şahsi menfaatlerin halkın ihtiyaçlarının yok sayılmasının devam ettiği olması. Sadece kadınların her konuda bastırılmaya çalışılması bile başlı başına üzülecek bir durum daha.
Tavsiye edilir
Orijinal adı “La Bête Humaine” olan Zola’nın “Rougon ve Macquart Aileleri: İkinci İmparatorluk Döneminde Bir Ailenin Doğal ve Toplumsal Tarihi” adını verdiği dizinin on yedinci kitabı. Zola bu romanda, demiryolu dünyasıyla imparatorluğun en yozlaşmış kurumlarından olan yargıyı karanlık bir cinayet öyküsü üzerinden bir araya getirir. Mekan olarak demiryolunda geçen eserler benim için 1-0 öndedir hep.
Aşk,ihanet,cinayet,yargı kurumunda yozlaşma bir çember oluşturmuş ve merkezine insanın her an ortaya çıkarabileceği kontrol edilemeyen içgüdüleri durdurulamadığı sürece nasıl bir felakete sürükleneceği sunulmuş adeta.
Kitapta tüm karakterlerde karanlık bir tarafını keşfettiğimiz bu kitapta uyarmak gerekirse şiddet ve cinsellik de var.
Fyodor Dostoyevski’nin 1846 yılında yayımlanan uzun öyküsü. İlk romanı İnsancıklar’la büyük övgüler alan yazar bu eseriyle sert eleştirilere maruz kalmış. Yıllar sonra kendisi de bu fikir üzerinde şimdi çalışıp ifade etseydim tamamen farklı bir biçime başvururdum şeklinde samimi bir itirafta bulunmuş. En etkileyici yanı ise bu fikri 150 yıl sonra uyarlamasının yapılacağı “Kült Film” olarak değerlendirilen listelerde mutlaka izlenmesi gereken filmler arasında olan Fight Club’ın temeli olması.
.
. .
Ana karakter Yakov Petroviç Goladkin, dissosiyatif kimlik bozukluğuna sahip bir memur. Bazen o kadar çok kendi kendine konuşuyor ki onun psikoz halinde olduğuna emin oluyorsunuz.
Her birimizin “Öteki”lerini susturmaya çalıştığı bazılarımızın daha başarılı olduğu bu eser Dostoyevski’nin daha sonra yazacağı büyük eserlerin ön gösterimini yaptığı bir kitap.
Tavsiye edilir.