Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
Pervane olan kendini gizler mi hiç alevden;
Sen istedin, ondan bu gönül zorla tutuştu...
Gün senden ışık alsa da bir renge bürünse;
Ay secde edip çehrene yerlerde sürünse;
Herşey silinip kayboluyorken nazarımdan
Yalnız o yeşil gözlerinin nûru görünse...
"Yoksa yoldan geçerken ırmağa düşen birinin boğulmasını seyredecek yerde, onu kurtarmak için ben boğulursam daha mutlu olacağıma beni inandırmak istiyen Bentham'ı sevindirmek için mi ahlâklı olmalıyım?
"Yoksa böyle bir eğitim aldığım için mi? Ahlaklı bana annem öğrettiği için mi? Ama o zaman, çok iyi ama çok cahil olan annem -hepimizin anneleri- sırf bit yığın aptallık öğretti diye, İsa ya da Meryem tablosu önündr diz çökmem, krala ya da hükümdara saygı göstermem, bir alçak olduğunu bildiğim yargıcın önünde eğilmem de gerekmeyecek mi?
Çocuk ruhu güçsüzdür. Ürküterek ona boyun eğdirmek çok kolaydır; yaptıkları da budur. Çocuğu ürkekleştirirler, ve o zaman, ona cehennem işkencelerinden söz ederler; lanetlenmiş ruhun ıstıraplarını, merhametsiz bir tanrının cezalandırmasını onun önünde överler. Bir süre sonra çocuğa Devrim'in korkunçluğundan söz edecekler, onu "düzenin dostu" haline getirmek için devrimcilerin aşırılıklarını istismar edeceklerdir,