Şeker Portakalı Serisi: Güçlü hayal gücüyle harmanlanmış bir eser. Bu da böyle bir hikâye... Zezé'nin hayat hikâyesi... Yazarın kendi yaşam kesitlerinden yola çıkarak yazdığı; #ŞekerPortakalı'nda Zezé'nin çocukluğundan, #GüneşiUyandıralım'da Zezé'nin delikanlılık yıllarından, #Delifişek'de de Zezé'nin ilk gençlik yıllarından bahsediyor. Bu kitap serisi aslında her yaşta okunabilir, bu yüzden okumak için henüz çok da geç kalmış sayılmazsınız. Okumak, hayatınıza mutlaka bir şeyler katar: Masumiyet, çocukluk, sevgi, özlem, aşk, hayal gücü, minnettarlık, neşe, huzur, ilgi, umut, gurur, ilham, eğlence, huşu... Zezé'nin hikâyesinde hepsinden bir şeyler bulacağınıza ve hayatınıza bir şeyler katacağınıza eminim. Gözlerinin içi ışıl ışıl parlayan, yüreği sevgi dolu bir çocuğun hiç arkadaşının olmaması ne kadar da kötü bir şey. "Dünyada bir arkadaşı bile olmayan ne çok insan var..." diyor, gerçektende öyle. Ama Zezé'nin kendisiyle konuşan bir Şeker Portakalı, babası yerine koyduğu ünlü Fransız şarkıcı ve oyuncu Maurice Chevalier'ı, yüreğinin derinliklerine giren "Adam" adında bir cururu kurbağası var... Peki bütün bunlara sahip olmayan bir çocuğun yaşadıklarını düşünebiliyor musunuz? Sanırım çocukken eksik yanlarını böyle tamamlıyor insan. O yüzden oyuncak bebeklerle konuşuyor, hayvanlarla oynuyor, onları seslendirerek yalnızlığını bastırıyor. Haklı aslında... "İnsanlardan, verebileceklerinden fazlasını bekleyemeyiz..." demişti. Yine doğru söylemiş... Yalnızlık da bir yere kadar elbette. Düşüncelerinde yaşayan bir çocuk zamanla gerçek hayatı tanımaya başladığında gerçek dünyaya uyum sağlaması asla kolay olmaz. Yaşamın katı gerçekleriyle karşı karşıya kaldığında hiçbir şey yapamaz. Bu yüzden diyeceğim şu ki, çocuklarınızla arkadaş olun, onlarla konuşun, onları dinleyin, onlara