Fakat insanoğlu bununla kalmıyor, bu büyük, değişmez zaruretin yanında kendi de yeni baştan talihler icat ediyordu. Yaşıyorum diye başka ölümler yaratıyordu. Hakikatte bunlar hep o varlık vehminin çocuklarıydı. Çünkü hakiki ölüm ızdırap değildi, kurtuluştu; hepsini, hepsini bırakıyorum, sonsuzluğa karışıyorum. Aklın bittiği yerde parlayan büyük incinin kendisi oldum; ondan bir zerre değil, kendisi. Aklın serhaddinde hiçbir aydınlığın gölgelemediği yerde kendi içinden aydınlık, pırıl pırıl tutuşan büyük su nergisiyim. Fakat hayır, o bunu diyeceği yerde, "Mademki düşünüyorum. O hâlde varım, mademki duyuyorum, o hâlde varım, mademki harp ediyorum, o hälde varım, mademki ızdırap çekiyorum, o hâlde varım! Sefilim varım, budalayım varım, varım, varım!" diyordu.
Sayfa 74·Kitabı okudu
9/10
·238 syf.··
Beğendi
·
2026 53. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 13:00
"Hangimiz düş ve hangimiz gerçek? Düşünüyorum, o halde ben varım. Düşünen bir adamı düşünüyorum ve onun, kendisinin düşündüğünü bildiğini düşlüyorum. Bu adam düşünüyor olmasından varolduğu sonucunu çıkarıyor. Ve ben, onun çıkarımının doğru olduğunu biliyorum. Çünkü o, benim düşüm. Varolduğunu böylece haklı olarak ileri süren bu adamın beni düşlediğini düşünüyorum. Öyleyse, gerçek olan biri beni düşlüyor. O gerçek, ben ise bir düş oluyorum..." Müthişti... Kelimelerin kifayetsiz olduğu anlar vardır ya. Okuyup bitirdiğinizde muhtemel siz de bu anı yaşayacaksınız. İhsan Oktay Anar'ın ilk okumasını yaptım ama başka bir boyut hissi yaşıyorum. Aşüre yerken hisettiğim bir tat var damağımda. Keyifli okumalar.
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,4bin okunma
Artık ne umut edebiliyorum ne de hayal kurabiliyorum. Bundan sonra hiçbir şeyin güzel olacağına falan inanmıyor, aksine her şeyin zamanla daha da berbat olacağını biliyorum. Hem yaşamaktan korkuyorum
Yaşıyorum O Halde Varım...
8/10
·304 syf.·
Beğendi
·
2026 25. kitabı
Dışarıdan bakıldığında “mükemmel” bir hayatı varmış gibi görünen ama iç dünyasında sessizce dağılan bir kadın vardır. Başarılı bir kariyer, düzenli bir evlilik ve kusursuz görünmeye çalışan bir yaşam… Fakat tüm bu düzenin altında yorgunluk, değersizlik hissi ve görünmez olmanın acısı büyür. Bir gün, hayatının en dip noktasına sürüklendiğinde, artık dayanamayacağını hisseder. Tam her şeyin bittiğini düşündüğü anda küçük bir karşılaşma, bir iyilik, bir insanın uzattığı el onun için bir dönüm noktası olur. Bu karşılaşnu fark ettirir: Belki de bugün, kalan hayatının ilk günüdür. Roman ilerledikçe, kahramanın kendini yeniden keşfedişine tanık oluruz. Başkaları için yaşayan, kendi sesini susturan o kadın; yavaş yavaş kendi isteklerini, hayallerini ve gücünü hatırlamaya başlar. Kırılganlığını saklamak yerine onu kabul eder. Kusurlarını bastırmak yerine onlarla barışır. Ve en önemlisi, kendi hayatının merkezine yeniden kendisini koymayı öğrenir. Bu hikâye sadece bir yeniden başlama hikâyesi değil; aynı zamanda dayanışmanın, kadın gücünün ve küçük iyiliklerin hayatları nasıl değiştirebileceğinin anlatısıdır. Okurken insan kendi hayatına dönüp bakıyor: “Ben gerçekten yaşıyor muyum, yoksa sadece sürdürmeye mi çalışıyorum?” diye soruyor. Kitap, insana şunu fısılduyor: Geçmiş ne kadar ağır olursa olsun, bugün hâlâ bir başlangıç olabilir. Ve bazen en karanlık an, ışığın içeri sızdığı ilk
1000Kitap
Bugün Kalan Hayatımın İlk GünüMaud Ankaoua · Yan Pasaj Yayınları · 20238bin okunma