Yavuz Asmalı

Yavuz Asmalı
~Festine lente~
Yazılım Geliştirme Uzmanı
Kadir Has Üniversitesi, Bilgisayar Mühendisliği
İstanbul
İstanbul, 19 Eylül
156 okur puanı
Mayıs 2019 tarihinde katıldı
10/10
·413 syf.··
Beğendi
·
2020 11. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2020 18:43
Öncelikle okuduğum kitaplar için çok fazla inceleme yazısı yazmamayı tercih ediyorum çünkü hepsi için birbirinden değerli incelemeler hali hazırda burada yapılmış durumda. Ancak bu tutumuma kısa bir es vermeyi, hem Cengiz Aytmatov’un bu şaheserine hem de bana bu kitabı öneren ve bende yeri apayrı olan bir kişiye borç bildiğim için kitap hakkındaki naçizane düşüncelerimi belirtmek istiyorum. Cengiz Aytmatov’un bu okuduğum bilmem kaçıncı kitabıdır. Henüz orta okula gidiyorken öğretmenimin tavsiyesiyle okuduğum Elveda Gülsarı kitabı ile kendisiyle tanışma fırsatı buldum ve aradan yıllar geçmesine karşın kitabın benim üzerimde hala derin izleri olduğunu söyleyebilirim. Bu da hiç kuşkusuz yazarın büyüleyici betimleme yeteneğinin yanı sıra olay örgüsündeki akıcılığı ve karakter gelişimindeki sade ve ölçülü tavrından ileri gelmektedir. Bu kitaba gelecek olursak eğer, ilk olarak ben size yaptığım bir yanlıştan bahsedeyim aslında bu benim tercihimdi daha sonrasında yanlış bir tercih olduğunu anladığımı söyleyebilirim. O da şu ki; aslında kitabın içinde yer alan bir bölümün dönemin siyasi baskılarıyla yasak olarak addedilmesinden sonra kitabın içinden çıkartılıp ayrı olarak basılan Cengiz Han'a Küsen Bulut isimli kitabı bu kitaptan önce okumuş olmamdır. Karakterleri ve olayları bilmiyor oluşumdan dolayı her ne kadar yine beni çok derinden etkileyen bir kitap olarak hafızamda kalacak olsa da, belki bu kitaptan sonra onu okumuş olsaydım çok daha iyi kavramış olabilirdim. Bu da benden sizlere bir ikaz olarak burada kalsın. Kitabın diğer Cengiz Aytmatov kitaplarına göre farklılık gösteren bir tarafı, bu sefer savaşın temel değil gizli tema olmasıdır. Her kitabında okumaya alışık olduğumuz bu konu yazarın kendine has üslubuyla insan hayatında meydana getirdiği onarılmaz yaraları bizlere çok iyi
Edebiyat
Gün Olur Asra BedelCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202656,1bin okunma
Reklam
9/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2019 14. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2019 17:00
·
Dostoyevski’nin sürgün dönüşü yazmış olduğu bir kitap. Yazarın iç dünyasını belirten “yeraltı” kelimesi, yalnızca bir kelime olmaktan öte “canlı yaşam” dan ne denli soyutlaştırdığı ve insan yaşamlarının bayağılaştırıldığı bir metafor görevi görüyor. Kitap iki bölümden oluşuyor. Birinci bölümde yazarın kendi iç dünyasındaki savaşları yine kendi içinde yaşadığı gelgitlerle ve oluşturduğu psikolojik kaos ortamıyla yarattığı harikulade monolog yer alıyor. Bunu yaparken adeta insanlık adına bir psiko analiz gerçekleştiriyor, insanın kendisine bile itiraf etmekten kaçınacağı bazı gerçekleri gözler önüne seriyor. Bu bölüm kullanılan ağır dil ile verdiği derin mesajlar itibarı ile anlam kayıpları yaşatması muhtemel, bu yüzden sessiz bir ortamda odaklanılıp okunması faydalı olur. İkinci bölümde ise Dostoyevski birinci bölümde yaptığı analizleri yine kendi yaşamış olduğu bir olayı öyküleştirerek örneklendirmiş. Gururunu korumak gayesiyle sergilediği tutarsız davranışları ve dengesiz halleri ile anlık duygu ve düşünce değişiklikleriye aslında insanlığın analizini çok başarılı, bir o kadar da acı ve derin bir şekilde analiz etmiştir. İncelememi kitabın arka kapağında da yer alan kapanış cümleleriyle bitirmek istiyorum: "İnsan olmak, gerçek insan, etiyle kemiğiyle insan olmak bile ağır gelir bize. Utanırız bundan, insan olmayı yüz karası sayarız, benzeri olmayan toplumsal birtakım insanlar olmak için çabalarız. Ölü doğmuş insanlarız biz ve uzun zamandır canlı babaların çocukları değiliz, giderek daha çok hoşlanıyoruz böyle doğmuş olmaktan. Zevk duyuyoruz bundan. Çok yakın bir gelecekte bir şekilde düşüncelerden doğmanın yolunu bulacağız"
Edebiyat
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,7bin okunma
O-LA-ĞA-NÜS-TÜ
10/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2019 13. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2019 18:51
Kitabın mükemmel bir kurgusu var. Yazarın dahiyane hayal gücüne şapka çıkartıyorum. Çoğu zaman nefes nefese okuduğumu ve bir bölümü bitirdikten sonra okumayı o an keseceğimi şart koşsam da kendimi bir sonraki bölümün ilk sayfasında göz gezdirirken ve sonrasında okumaya başlarken bulduğumu rahatlıkla söyleyebilirim. İnanılmaz akıcı, sürükleyici ve okuyucuyu merak içinde bırakan, bir an önce sonuca ulaşma isteği uyandırtan olağanüstü bir polisiye romanı. Kendinizi sık sık gelişen olayları değerlendirip adeta cevaplanmayı bekleyen sorular ile birleştirilmesi gereken puzzle parçalarını kafanızda bir oradan bir buraya döndürürken buluyorsunuz ve tabiri yerindeyse dedeftiflik yapıyorsununuz. Karakterleri, mekanları ve gelişen olayları gözünüzde kolayca canlandırtacak kadar şahane de bir betimlemesi var yazarın (Çeviri kesinlikle kusursuz). Kullanılan dil, olay örgüsü ve çeviri bakımından benden on tam puan aldı. Yazarın ilk kitabı olduğunu öğrendim ve ardından yazmış olduğu diğer kitapları da okumak istiyorum ilk fırsatta. Yazarın zekasına hayran kalacağınızın garantisini verir, okumanızı tavsiye ederim. Şimdiden keyifli okumalar.
Edebiyat
Aklından Bir Sayı TutJohn Verdon · Koridor Yayıncılık · 20231,693 okunma
Bilim Kurgu filmlerinden hallice
6/10
·224 syf.··
2019 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2019 22:26
Başlıkta da belirttiğim üzere kitabı okurken tam bir bilim kurgu film izliyor gibi hissediyorsunuz. Tıpkı elektronik cihazlarınızın aldığı yazılım sürüm güncellemeleri gibi insanlık da gelişen teknolojiyle ve yeni dünya ile birlikte yazılım güncellemesi alıyor. Kitabın konusu bu güncellemeyi alamayan karakterlerin üzerinden gelişiyor. Kitabın ilk bölümü (tüm olup biten açığa çıkmadan önceki bölüm) çok akıcı ilerlemekle beraber gerçekten merak uyandırıyor ve kitabı elinizden düşüremiyorsunuz. Ama ikinci bölümü yani sır perdesi aralandıktan sonraki kısım çok sıradan olmuş, kurgusu yavan işlenmiş ve okurun görmek, anlamak isteyeceği detaylar atlanmış. Açıkçası kitabın sonu beklentimin altında kaldı. Okuyucuya geçirilmesi gereken duygunun aktarımında kesinlikle eksiklikler olduğunu düşünüyorum. Birçok noktada keşke daha detaylı işlenseydi konular diye düşünüyorsunuz. Bunların dışında, yazar oldukça basit bir dil kullanmış kitabında. Anlayabilmek için tekrar tekrar dönüp okumanızı gerektiricek düzeyde bir dil kesinlikle yok. Tersini söyleyemeyeceğim gibi, mutlaka okumanız gereken bir kitap olduğunu da söyleyemem. Konusu merak uyandırıcı olabilir kimileri için, bir şey kaybetmeyecekleri kanaatindeyim.
Bilim
İnsan Sürümü: 0.4Mike Lancester · Altın Kitaplar · 2013184 okunma