Her bir insanın hikâyesi, bizi kendi başımızdan geçen olaylar kadar ilgilendirirdi. Yeterki kendi gerçekliği içinde kavransın. Her hikâye, sonuçta insanın varoluşunun bir hikayesi değil miydi? Ve akıp giden hayatın?
Kimin daha vatansever olduğunu ölçmenin bir yöntemi mi var? Neden bazıları, memleketi kendisinin daha çok sevdiğini ileri sürerek bir ayrıcalık elde etmeye çalışıyor?
Fyodor Dostoyevski, insanın ancak acı çekerek olgunlaşacağını söyler. Bu açıdan bakınca İstanbul’un benim hayatımda çok önemli bir yeri var. Çünkü ben bu şehirde olgunlaştım.
Öncelikle okuduğum kitaplar için çok fazla inceleme yazısı yazmamayı tercih ediyorum çünkü hepsi için birbirinden değerli incelemeler hali hazırda burada yapılmış durumda. Ancak bu tutumuma kısa bir es vermeyi, hem Cengiz Aytmatov’un bu şaheserine hem de bana bu kitabı öneren ve bende yeri apayrı olan bir kişiye borç bildiğim için kitap hakkındaki naçizane düşüncelerimi belirtmek istiyorum.
Cengiz Aytmatov’un bu okuduğum bilmem kaçıncı kitabıdır. Henüz orta okula gidiyorken öğretmenimin tavsiyesiyle okuduğum Elveda Gülsarı kitabı ile kendisiyle tanışma fırsatı buldum ve aradan yıllar geçmesine karşın kitabın benim üzerimde hala derin izleri olduğunu söyleyebilirim. Bu da hiç kuşkusuz yazarın büyüleyici betimleme yeteneğinin yanı sıra olay örgüsündeki akıcılığı ve karakter gelişimindeki sade ve ölçülü tavrından ileri gelmektedir.
Bu kitaba gelecek olursak eğer, ilk olarak ben size yaptığım bir yanlıştan bahsedeyim aslında bu benim tercihimdi daha sonrasında yanlış bir tercih olduğunu anladığımı söyleyebilirim. O da şu ki; aslında kitabın içinde yer alan bir bölümün dönemin siyasi baskılarıyla yasak olarak addedilmesinden sonra kitabın içinden çıkartılıp ayrı olarak basılan Cengiz Han'a Küsen Bulut isimli kitabı bu kitaptan önce okumuş olmamdır. Karakterleri ve olayları bilmiyor oluşumdan dolayı her ne kadar yine beni çok derinden etkileyen bir kitap olarak hafızamda kalacak olsa da, belki bu kitaptan sonra onu okumuş olsaydım çok daha iyi kavramış olabilirdim. Bu da benden sizlere bir ikaz olarak burada kalsın.
Kitabın diğer Cengiz Aytmatov kitaplarına göre farklılık gösteren bir tarafı, bu sefer savaşın temel değil gizli tema olmasıdır. Her kitabında okumaya alışık olduğumuz bu konu yazarın kendine has üslubuyla insan hayatında meydana getirdiği onarılmaz yaraları bizlere çok iyi