Mehmet Yavuz Sancaktaroğlu

Mehmet Yavuz Sancaktaroğlu
@yavuzsncktr
Avukat
Marmara Üni. Hukuk fak.
23 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
9/10
·407 syf.··
2021 16. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2021 06:04
Doğumu yangın anına denk gelen, sonraları ise aksi yönde, yanlarında iki çayın aktığı bir nevi adacık arasında son bulan, inişli çıkışlı olup, yalnız kitap olmayan bir hayattır Suyu Arayan Adam. Düşüncelerimde her zaman okumam yönünde direktifler aldığım bu kitabın başına sonunda oturdum. Ancak okuyup bitmesini umduğum bir kitaptan başkası değilken; şimdilerde bilgileri aklıma işlenen, fikirleri anlaşılan, adımlanan yollarının şahsımca koşulmasında büyük bir heves bulduğum bir hayata dönüşmüştür Suyu Arayan Adam. İlber Ortaylı’nın tavsiyeleri arasında gördüğümde özellikle ismi dikkatimi çekmişti ancak bu kitap lehine olan mevcut hevesimi kısa bir süre sonra kaybetmiştim. Ne mutlu ki yakın zamanda aynı hevesi fazlasıyla bulup bu serüveni tamamlama gururuna eriştim. Osmanlı Edirne’sinin siyaseten karışık havasında başladığımız yolculuğumuz; İstanbul’da mektep sıralarını, Kafkasya’da barut kokusunu, Azerbaycan’da milli sevdayı, Moskova’nın kominist nizamını, tekrar İstanbul’da memleket hasreti ve hayal kırıklıklarını, Afyon’da hapishane ranzalarını usul usul ziyaret ederek, Cumhuriyet Ankara’sında son buluyor. Ne ilginçtir ki, bir hayata bu denli şey sığar. Ne büyük şanstır ki çokça şeyin sığdığı bu hayatı, otobiyografik nitelikte bir eser olarak, biz okurların önüne sunmuştur yazar. Kesin delil teşkil edememekle birlikte, çok mühim derecede tarihi izlenime sahip olabileceğiniz bu eser vasıtasıyla, son dönem Osmanlı’sı, 1.dünya harbi, Sovyet Rusya’sı ve Cumhuriyet Türkiye’si hakkında gerçekten önemli bilgilere sahip olabilirsiniz. Son olarak şunu söylemek isterim: Suyu aramanın yolu çoktur. Ancak mühim olan suya ulaşmanın yolu değil suyun ne olduğudur. Bu su, kimine göre bir nehirken, kimine göre ise idealist bir zihinden başka bir şey değildir. Tavsiyelerim
Suyu Arayan AdamŞevket Süreyya Aydemir · Remzi Kitapevi · 20215,1bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
9/10
·258 syf.··
2021 15. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2021 03:12
Çok ilginç bir girişle kitabımız, ana karakter daha doğmadan çok öncesinde başlıyor. İlk bölümü zaten öyle kapatıyoruz. Ancak bu başlangıç gerçekten hop oturup hop zıplatan minvalde heyecanlıydı. Gerginliğini fazlasıyla hissettiğim bir bölümle birlikte kitabın bu kısmıyla beraber zaten elinizden düşmesi imkansız hale geliyor. Bitirdiğimde yemek molaları hariç saatlerdir elimden düşürmemiştim. Araya bir günün daha girmesine izin veremeyecek, kitapla aramdaki o bağın azalmasını istemeyecek kadar büyük derecede arzu ediyordum sonuna ulaşana kadar yol almayı, ki öyle de oldu. Hemen öncesinde okuduğum vahşetin çağrısı kitabındaki gibi, ana rolde bir kurt var ve biz bu kurtun hayat çizgisinin etrafında geziniyoruz. Aslında bir açıdan biyografik bir roman. Türlü acılara, bazen sevinçlere, bunun yanında gerekli durağınlıklara rastlıyoruz yer yer. Ki empati yönü kuvvetli olan kişilerin, Beyaz Diş’i yeterince özümsemeleri durumunda onları, duygusal bir şölenin beklediğini söylersem sanırım yerinde bir tespit olur. Öncesinde yazarın, daha önce yazılmış kitaplarını okursanız, gözünüzün önünde zaten iyi bir yazarın çok çok daha iyi olduğunu git gide anlayacaksınızdır. Bu izlenime ben, “Beyaz Diş” de kanaat etmiş oldum. Zaten çok satanlarda yer alan ve fazlasıyla okunmuş olan bir kitap olması hasebiyle denecek bir şey yok. Bulunduğu yere emeğiyle gelmiş ve klasik olmanın hakkını veren bir kitap olduğunu söyleyebilirim yalnızca. Tavsiyelerim ve saygılarımla...
Beyaz DişJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202095,7bin okunma
7/10
·112 syf.··
2021 13. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2021 16:40
Doğduğu güney topraklarından Buck’ı koparan insanoğlunun küstahlığıdır. Sahibinden tek tokat dahi yememiş bir köpeğin, eğitim ve terbiye etme adı altında çektiği eziyetler sonucu, göreceli olarak muhteşem hale gelmesini konu eder kitap. Bunun devamında kızak köpeği olarak eğitilmesinin ardından köpekler arasındaki rekabeti, insan hareketlerinin hayvanlar açısından neye yorumlandığı ve gerçekten de en ufak bir insan mimikinden bile, hayvanlar kendinden ne istendiğini ya da kendine karşı düşüncelerin ne olduğunu duyguların ne minvalde ilerlediğini anlayabilmektedir. Jack London’ın kendisi de altın arama serüvenlerine katılmış biri olarak, muazzam bir gözlem yeteneği olduğunu düşünüyorum. Ve ayrıca çoğumuzun hayvanların hisleri, hareket ve davranışları hakkında belli bir takım düşünceleri olsa da, Jack London bunu yazıya dökmeyi başarmış istisnai yazarlardandır. Bu alanda Anna Sewell’in “Siyah İnci” kitabı da, gerek hayvanlara karşı insanlara bazı yükümlülüklerinin olduğunu hatırlatması olsun, gerek de hayvanların da hisleri olduğu kanaatine bizi yönlendirmesi olsun, bu kitap gibi örnektir. Severek ve merakla okudum. Çok temiz bir anlatımı vardı. Bu akıcılığının yanında, sayfa sayısının az olması sebebiyle 2 günde bitirdim. Şimdi de tam olarak bir seri olmasa da, Jack London okuyanlara tavsiye edildiğini bir çok yerde gördüğüm sıralama da okuyacağım. Bu sebeple bir sonraki kitabım “Beyaz Diş” ve onun ardından da “Martin Eden” olacaktır. Tavsiyelerim ve saygılarımla...
Vahşetin ÇağrısıJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202443,3bin okunma
9/10
·574 syf.··
2021 12. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2021 21:40
2. Dünya savaşı’nı okumak için, kesinlikle çok fazla kitap ya da izlemek için, çok fazla film/dizi olduğu bir gerçektir. Ancak kitaptaki ana karakterlerin, Nazi Almanya’sında yaşayan bir Alman ailenin üyelerinden oluşması ise daha önce şahsım adına görmediğim bir durumdur. Polonyalıları, Yahudileri, Rusları ya da müttefikleri tekrar tekrar izledik ya da okuduk. Ancak bir Alman şehri olan Münih’in insanlarının kitapta aktarılması da gerçekten çok daha bilgilendirici bir durumdu. Asıl konu, Alman bir ailenin yanına evlatlık verilen Liesel’in, yeni girdiği ortama ayak uydurması, iletişimleri ve ufak tefek hırsızlık maceraları. Tabi hırsızlık, isim de olduğu gibi kitaplar üzerinden icra ediyor. Anlatımı son derece yalın. Ayrıca özellikle ilk sayfalarda tamamen kızın ağzından gibi yazılmış bir kitap. Kızın 10 yaşında hatta daha da küçük olması sebebiyle anlamakta zorlandığım 15-20 sayfalık kısımdan sonra hikayemize girişi tamamladım ve anlaşılır şekilde kitabın sonuna ulaşarak hikayemizi bütünüyle tamamlamış oldum. Yeri geldiğinde güldüğüm, yeri geldiğinde acıdığım, kızdığım, üzüldüğüm bir 570 sayfa. Ancak kitabın o etkiletici anlatımı sağolsun, hikayeyi çok iyi benimsedim ve çok kısa sürede içine dalabildim. Ve şunu belirtmekte fayda var sanki saniyede bir sayfa okumuş gibi hissettirecek kadar heyecan duyduğum yerler kitabın tamamında sıklıkla mevcut. Sonuç olarak çok beğendim. Elimden düşüremedim gözlerimi ağrıtmak pahasına 6 günde okudum. {Aynı zamanda finallerim için çalıştığımı belirtmek isterim. :)} Çok güzel bir altı gündü, çok fazla notlar aldım. Özellikle almanca kelimelerin sıkça kullanılması kitaba başka bir hava verirken bunun yanında kelime öğrenmenize de fayda sağlıyor. Danke schön, tavsiyelerim und saygılarımla...
Kitap HırsızıMarkus Zusak · Martı Yayınları · 202114,5bin okunma
7/10
·184 syf.··
2021 10. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2021 16:45
Daha küçük yaşlarda okunması muhtemelen daha lezzetli olacaktı ancak şimdi okuduğum için de gayet memnunum. Net ve doğrudan bir yaklaşımla anlatılan kurgusal bir biyografik romandı. Ve kesinlikle her insan, edebi zevkten öte, hayvanlar ile empati yapabilmek için bu kitabı okumalı. Çok üzüldüğüm ve duygulandığım noktalarda oldu ancak daha bilinçli hale geldiğimi söyleyebilirim. Ülkemizde ve hatta tüm dünyada da okutulması gerektiği kanaatindeyim. Belki bu sayede hayvan hakları daha toplumsal ya da evrensel şekilde korunabilirdi. Akıcılık bakımından muazzam ancak bu akıcılığını üslubunun biraz basitçe olmasına borçlu olan bir kitaptır. Ancak üslubun, anlatımın basitliği kesinlikle rahatsız etmiyor. Kendine uyum sağlatıyor. Tavsiyelerim ve saygılarımla...
Siyah İnciAnna Sewell · Kapra Yayıncılık · 202011,9bin okunma