EEEEEEEEEY...
kızım, annem, kanım, kardeşim
sen
başında güneşler esen
altın gözlü çocuk
altın gözlü çocuğum benim;
deli çığlıklar atıp avaz avaz
burnumun dibinden gelip geçti de yaz,
ben, bir demet mor menekşe olsun
getiremedim
sana!
Ne haltedek,
dostların karnı açtı
kıydık menekşe parasına!
"Unutma kızım senin her sustuğun ileride başkasının çığlığı olur. O yüzden sakın susma kızım, gördüğün hiçbir acıya arkanı dönüp gitme. Sen yazarsın kızım, senin elinde kalemin var, yaz kızım, yaz ki bu ülke daha fazla 'ah'lar ülkesi olmasın. Çok ah var bu ülkede, çok!"
Yaz kızım; ihtimalsizlik ölümdür. Kendi ülkesini kuranlar ülkesi. Krallar, köleler. İşte gerçek savaş bu. Köşe başlarında, apartmanın merdivenlerinde, kuyruklarda, televizyonda, masalarda, işte gerçek savaş. Sessiz savaş, insanlar arasında! Bitmez bu. Kim kime dersini verecek şimdi? İhtimalleri ortadan kaldırmak bir güç çıkmışlar yola. Sonra sabaha karşı bir kişneme sesi. At tek başına dönmüş köye. Anası, babası, karnındaki bebek, arabacı; herkes donarak ölmüş dağda. Sonra o atı satmışlar yan köye. O yolculuktan geriye kimse kalmamış yani. Sadece ağzı var dili yok bir at. Sessiz bir at.