Ahmet Rasim Küçükusta

Ahmet Rasim Küçükusta

8.5/10
4 Kişi
·
6
Okunma
·
6
Beğeni
·
1.344
Gösterim
Adı:
Ahmet Rasim Küçükusta
Unvan:
Dişhekimi/şair
Doğum:
Kayseri, 9 Ocak 1955
9.1.1955 yılında Kayseri’ de doğdu. Dişhekimi/şair Turhan Nesimî Bey ve Fevziye Hanım’ ın oğludur. İstanbul Erkek Lisesi’ ni (1973) ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ ni (1979) bitirdi. 1984’de göğüs hastalıkları uzmanı, 1986’da doçent, 1996’ da profesör oldu. 1981’ de Feryal Hanım ile evlendi; oğlu Umut 1982, kızı Bestegül 1991 doğumludur. Almanca ve İngilizce bilir. Ut çalar, karikatür çizer, hikâye yazar. 2008 tarihinde emekli olarak üniversiteden ayrılmış olup özel muayenehanesinde çalışmakta ve serbest yazarlık yapmaktadır.

Yazıları birçok günlük gazete ve internet sitesinde yayınlanmaktadır.
''Lütfen, çoğu büyük fedakarlıklarla yetişen ve zor şartlarda çalışan doktorlarımıza saygı da kusur etmeyelim, onlara sahip çıkalım. Birkaç kendini bilmezin yaptıkları yüzünden çoğunu suçlamayalım. Yoksa bu gidişle yakında tıp fakültesine girmeye cesaret edecek aklı başında kimse kalmayacak.''
''Tıbbi hatalar; hemşireler, laborantlar, teknisyenler, hastabakıcılar gibi yardımcı sağlık personeli, eczacılar ve tabii hastaların kendilerinden de kaynaklanabilir, ama tıbbi hata deyince ilk akla gelen tabii ki doktorlardır.''
''Kadınların kabul günlerinde birbirlerine kek, börek, kurabiye yanında artık ilaç da tavsiye, hatta ikram etmelerine de hiç mi hiç şaşırmayın.''
'Üç beyazdan uzak durun' dedi. Bizim millet unu, tuzu, şekeri kesti. Hızını alamadı Zekeriya Beyaz'ı bile sildi attı.
''Tiryakilerin bir an önce sigarayı bırakmaları için elbette her türlü çaba gösterilmeli, ama bunu yaparken sigarayı bıraktırma sektörünün oyunlarına da gelinmemeli. Yağmurdan kaçarken doluya tutulmayalım.''
''Tıbbın sadece bilim değil aynı zamanda 'sanat' olduğu, içinde fizik de, kimya da, matematik de, biyoloji de, edebiyat da, felsefe de, din de, müzik de, sosyoloji de, psikoloji de bulunduğu unutuluyor.''
'N...' adında ki bir ilaç Amerika'da FDA'nın onayı ile 1994 yılında epilepsi(sara) hastalığı tedavisinde kullanılmak üzere piyasaya veriliyor. Kısa zaman da da pek çok doktor tarafından benimseniyor ve reçetelerde boy göstermeye başlıyor. İlacı kullanan hasta sayısı her geçen gün hızla artıyor. Buna rağmen, firmanın pazarlama bölümü satışlarda hiçbir şekilde mutlu olmuyor. Hatta dünyada ki tüm epilepsi hastaları ilaçlarını bırakıp bu ilaca başlasalar bile tabiatları gereği tatmin olmaları gene de imkansız. Düşünüyorlar, taşınıyorlar ve sonunda ilacın daha çok satılması için akıllarına müthiş bir fikir geliyor. O da ilacı, çok daha yaygın olan başka hastalıklar içinde kullanılmasını sağlamak. Buna 'of-label' yani ruhsat dışı kullanım adı veriliyor.Böylelikle illegal promosyonlarla ilacın baş ağrsı, migren, bipolar bozukluk, sinirsel ağrılar başta olmak üzere en az bir düzine hastalık için de reçete edilmesi sağlanılıyor.
''Hatasız kul olmaz' biliyoruz, ama bazı hataların da telafisi olmuyor. Buna pilotlar da dahil, kaleciler de, doktorlar da. Kim söylemişse güzel söylemiş: Mimarin hatasını mermer, aşçınınkini mayonez, doktorunkini ise toprak örtüyor; maalesef.''
Geçtiğimiz günlerde Boston'da firma hakkında yeni bir dava açılıyor. Firma, şimdide bilim dünyasına acıkça aldatmak ve bilimsel gerçekleri gizlenmek gibi taammüden adam öldürmekten farksız çok ağır bir suçlama ile karşı karşıya.
Açılan dava da, şirkete ait binlerce dokümanı inceleyen uzmanlara göre yapılan oyunlar şunlar: İlacın başka hastalıklar için etkili olmadığı sonucuna varan çalışmaların yayınlanmasını geçiktirmesi veya durdurulması... Negatif sonuçları pozitif alınmasını sağlamak için çalışmaların dizaynı ile ve verilerle oynanması... Sonuçları nötralize etmek için negatif bulguları pozitif sonuçlarla harmanlanması...
Bu dokümanları inceleyen uzmanlardan biri olan Kay Dickersin görüşlerini 'Bu yapılan etik dışı, bilime zarar verici ve halk sağlığı için de çok tehlikeli' sözleriyle özetliyor.
Her ilacın olduğu gibi antideprasanların da bazılarında 'hayati öneme haiz' yan etkiler ortaya çıkabilir. Mesela, bir grup antideprasanın intihar eğilimini artırdığını biliniyor; bazısı böbreklere bazısı karaciğere dokunabiliyor.
Sağlık alanında ki tüm meslek gruplarının ve de Tıp hakkında bilgi edinmek isteyen insanların okuması gerektiği bir kitap.

Kitapta anlatılanlar açıkçası beni pek şaşırtmadı. Rutin olarak dünya da çoğu ülkenin sağlık kuruluşlarında yapılan hatalar. Kitabın genel konusu Tıp eleştirileri. Yapılan hataları çok güzel bir dille, açıklamalarda ve örneklemeler de bulunmuş. Profesörün en çok yakındığı şey ‘ilaçlar’ evet ilaçlar hastalarımız için birer mucizedir, lakin bu mucizenin de bazı şartları vardır. Bunlardan en önemlisi , ilaç uygulamasında ki ‘8 doğru ilkedir’
1. Doğru ilaç
2. Doğru doz
3. Doğru hasta
4. Doğru zaman
5. Doğru yol
6. Doğru ilaç şekli
7. Doğru kayıt
8. Doğru yanıt

Eğer bu ilkeler doğrultusunda ilaçlar uygulanırsa o zaman doğru bir yanıt alırsınız. Hayır ben ilacımı hangi saate alacağıma, kaç doz alacağıma kendim karar veririm derseniz o zaman komaya kadar götürecek bir kararın sürecini de başlatmış olursunuz.
Profesörün sürekli karşı çıktığı başka bir nokta ise hiç şüphesiz ki ilaç reklamları. Hastaların, hekimleriyle olan görüşmelerini bile erteleyen, engelleyen bu reklamcılar, ürünlerini satmak için ballandıra ballandıra etkilerini, faydasını anlatıp dururlar. Ne kadar güvenli, ne kadar etkili sorularını bazen bir köşeye bırakan dalgın doktorlara da büyük bir eleştiri var. Aldıkları ilaç hediyeleri, promosyonları artık bir kenara bırakılması lazım!( etik dışı hareket eden bazı hekimlere)

Hasta doktorundan ne istiyor ? Doktor hastasından ne istiyor gibi sorulara olan cevaplar ve bilgiler gayet iyi bir şekilde açıklanmış. Dünya genelin de olmak üzere Türkiye de çoğu insan ilaçlar da hep yanlış olanları seçiyor. Viral kaynaklı hastalığa alınan hatta leblebi gibi tüketilen antibiyotikler ! Komşum şu ilacı kullanıyor baş ağrısına çok iyi geliyormuş diyen güzel teyzemizin doktor tavsiyesi olmadan, aile hekimine danışmadan aldığı ilaçlar! Küçük bir hastalığa bile kutularca ilaçlara başvuruluyor. İnsanlar artık sorgulamalı, ben bu ilacı alıyorum acaba ne kadar etkili ? Yan etkileri ne kadar ? İlaç lokalize ettiği bölgeden ayrı olarak diğer organlarıma ne kadar zarar veriyor gibi soruları yöneltmesi lazım.
Şunu da biliyoruz son zamanlar da ünlü ilaç firmaları yaptıkları etik dışı hareketlerle, negatif sonuçlu ilacı pozitif olarak değiştirmesiyle, bir ilacı bir çok hastalıklara reçetelemesiyle ve belki de en önemlisi ‘of –label’ dediğimiz endikasyon dışı oyunlar yapmalarıyla gündeme geldiklerine şahit olduk.

Ayrıca televizyon ekranlarında reklam aralarında hiç kendi yokluklarını hissettiremeyenlere de inanmayın, kanmayın.
Sigara bırakamıyorum ne yapmalıyım, Eşimle sorunlar yaşıyorum ne yapmalıyım.? Basamaklar da çıkamıyorum ne yapmalıyım? Nefes alma da güçlük çekiyorum ne yapmalıyım ? Ağrılarımdan kurtulamıyorum ne yapmalıyım ? gibi sloganları kullanan bitkisel ürün pazarlayıcılarına kanmayın.
Bakınız ilginçtir, yakın zaman da ekranlarda sürekli gördüğümüz Dr. Ömer Coşkun’u bilmeyen yoktur herhalde. Kendisi kansere karşı mücadele ettiği söylenilen bir sürü bitkisel ürünü, millete iyi bir şekilde kurgulanan reklamlarla satmaya çalıştı.
Fakat, ilginçtir ki kendisi de kanser hastalığından dolayı hayatını kaybetti.

Kitabı alıp okumanızı isterim. Bildiğimiz bazı şeylerin nasıl da yanlış olduklarına ve Tıp alanında ki hatalara şahit olacaksınız.

Not: Tıp alanın da birkaç doktorun yaptığı hataları tüm doktorlarımıza mal etmek yanlıştır. Büyük fedakarlıklarla, meşakkatli süreçlerle meslek başına gelen doktorlarımıza fazlasıyla saygı duymalıyız.

Ve umarım ki bu tüm hatalar değerlendirilip olumlu cevaplara/yöntemlere dönüşür, o zaman da şu sloganı yaparız artık: ‘Adamın biri doktora gitmiş ve iyi ki de gitmiş’ diye.

Keyifli okumalar.
İlaç kullanımıyla ilgili çok faydalı bilgiler veriyor.Özellikle ilaç firmalarının yapmış olduğu manipülasyonları öğrenince şaşıracaksınız.Okumanızı tavsiye ederim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ahmet Rasim Küçükusta
Unvan:
Dişhekimi/şair
Doğum:
Kayseri, 9 Ocak 1955
9.1.1955 yılında Kayseri’ de doğdu. Dişhekimi/şair Turhan Nesimî Bey ve Fevziye Hanım’ ın oğludur. İstanbul Erkek Lisesi’ ni (1973) ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ ni (1979) bitirdi. 1984’de göğüs hastalıkları uzmanı, 1986’da doçent, 1996’ da profesör oldu. 1981’ de Feryal Hanım ile evlendi; oğlu Umut 1982, kızı Bestegül 1991 doğumludur. Almanca ve İngilizce bilir. Ut çalar, karikatür çizer, hikâye yazar. 2008 tarihinde emekli olarak üniversiteden ayrılmış olup özel muayenehanesinde çalışmakta ve serbest yazarlık yapmaktadır.

Yazıları birçok günlük gazete ve internet sitesinde yayınlanmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 6 okur beğendi.
  • 6 okur okudu.
  • 15 okur okuyacak.