Ali Ece

Ali Ece

YazarÇevirmen
7.8/10
42 Kişi
·
86
Okunma
·
8
Beğeni
·
2.240
Gösterim
Adı:
Ali Ece
Unvan:
Yazar
Doğum:
İstanbul, 1977
20 Ocak 1977 tarihinde, İstanbul'da doğdu. En az herkesinki kadar harika bir çocukluk geçirdi. 5 yaşında okula başlatılınca hayatı alt üst oldu. 1987 yılında Saint-Joseph Erkek Lisesi'ni kazandı, orada geçirdiği 8 yıl hayatının en güzel zamanı oldu. Edebiyat hocası Mişel Tagan'dan Fransız şiiri ve Albert Camus'u sınıf arkadaşı Orçun Türkay'dan Rus, dedesindende Türk edebiyatını öğrendi. Bu arada Efes Pilsen, Fenerbahçe ve Beşiktaş'ta basketbol oynadı ama hep futbolcu olmak istedi.
Okuduklarını hayatta uygulamaya çalışınca başı sürekli derde girdi. 1995 yılında Galatasaray Üniversitesi Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi bölümünü kazandı. Kısa bir süre sonra "devlet" kavramıyla arasındaki uçurum onu geri dönülmez biçimde sanatın bulanık sularına itti. Birçok müzik grubu kurdu. Daha fazla yaşamak için uyumadı. Kendini resim ve tiyatroya verdi. 2000 yılında hayata atılmamak için aynı üniversitenin Uluslararası İlişkiler Anabilimdalı'nda yükseklisans yapmaya başladı. Yapı Kredi Yayınları'nda editör olarak çalıştı. Cogito, Sanat Dünyamız ve daha birçok dergide yazıları yayınlandı. Bir süre çevirmenlik yaptı. Ayın En Güzel Hali yayınlanan ilk romanı olan Ece; halen Dinar Bandosu grubunda gitar, org ve bas çalmaktadır.
Yani halen size “Türkiye Milli Takımı’nın en büyük sorunu ligdeki yabancı sayısının artması” diye ezbere sayıklayan birisi varsa hemen o anda oradan Lahm dekarı atarak kaçın!
"Kimse benim gibi düşünmek zorunda değil, ancak başta futbol olmak üzere herhangi bir konu üzerine konuşup yazarken herkes düşünmek zorunda. Yoksa bir dönem biter, başkası başlar ve sizi kimse hatırlamaz. Düşünmeyen herkes çöpe gider... Düşünenler ise düşünerek önce ayağa kalkar, sonra zirve yapar."
Yani yabancı sınırı olsa da olmasa da kulüpleri futbola yabancı insanlar yönettikçe, Türk futbolu en büyük sorunlarından birisi olan astronomik borçlardan asla kurtulamaz.
Üstelik İngilizlerin önemli bir kısmı "The Sun'da bir tek günün tarihi doğrudur" demelerine rağmen halen The Sun ülkenin en çok satan gazetesi olmaya devam ediyor.
Mehmet Y.
Mehmet Y. Ayak Oyunlarından Akıl Oyunlarına Futbol'u inceledi.
192 syf.
Ayak Oyunlarından Akıl Oyunlarına Futbol, Ali Ece’nin bir kitabı. Futbol/spor kitaplarını yıllardır düzenli olarak takip eden ve okuyan bir okur olmam rağmen bu kitabı gözden kaçırmışım. 2016’nın Mayıs ayında piyasaya çıkan kitap için ilk olarak şunu söylemem lazım; gerçekten beğendim.

İşin doğrusu, bir ortamda Ali Ece ile karşılaşıp, biraz futbol sohbeti yapmasak bu kitaptan yine haberim olmayacaktı. Sadece medyada tanıdığım Ali Ece ile sohbetimiz ona hem sempati duymamı sağladı hem de kendi kitabından hiç bahsetmese bile benim kitabı bulmama sebep oldu.

Ayak Oyunlarından Akıl Oyunlarına Futbol, üç bölümden müteşekkil. Bunlardan ilkinde Alman futbolu var. Daha doğrusu, Raphael Honigstein tarafından kaleme alınan ve bence en iyi futbol kitapları arasında yer alan Dördüncü Yıldız’da anlatılan Alman futbolunun dönüşme hikayesi… Ali Ece ile aşağı yukarı aynı kuşağın çocuklarıyız. Ancak onun sevmeye başladığı yeni Almanya’yı ben ezelinden beri seviyordum. Yani 1994 Dünya Kupası’nda Yordan Lechkov’un kafa golüyle Almanya, çeyrek finalde Bulgaristan’a 2-1 yenilip elenirken Ali Ece sevinç taklaları atarmış ancak ben üzüntüden ağlamak üzereydim… Ancak her ne kadar, doğal olarak üzerinde ayrıca çalışmış olsa bile Alman futbolu üzerine yazdığı her şey bana hitap etti. Çünkü 1991-92’deki kahır sezonundan beri sıkı bir Bayern Münih taraftarı olan ben, Avrupa futbolunda en çok Alman Liginin takip etmekteyim. Ali Ece, -buraya dikkat- adeta bir Simon Kuper ya da David Winner üslubuyla yazmış bu bölümleri, hatta kitabın tamamını…

İkinci bölümde ise Ece’nin tam bir uzmanlık, benim ise yarı ilgi alanım sayılabilecek olan İngiltere futbolu vardı. Acaba ilk bölümden aldığım hazzı burada da alabilecek miydim? Cevap: evet… Ali Ece, İngiltere Milli Takımı ve onun müzmin başarısızlıklarını merkeze alan harika bir anlatım yapmış. Kitabın genelinde olduğu gibi burada da altını çizdiğim epeyce kısım oldu.

Üçüncü bölüm ise transferler üzerine kurulu. Burada yine İngiltere ağırlıklı olmak üzere, Almanya, İtalya, İspanya takımları örnekleriyle dolu. Verilen örnekler hem hafıza tazeleyici hem ufuk açıcı. Genel bir ilkesi olduğu da açık. Kitabın genelinde olduğu gibi zaman zaman eliniz Google amca ya da Youtube dayıya gidiyor ve bazı şeyleri aratıyorsunuz.

Bu arada Ali Ece’nin transfer örneklerine Samsunspor cephesinden iki örnek de ben vereyim. Birincisi Sami Hyypia. Kitapta atıfta bulunulan ve övgüyle söz edilen bir isim olan Hyypia, henüz 20 yaşında iken bizim yaz başı kampımıza katılmış ama bir rivayete göre kendisi ayrılmış bir rivayete göre ise dönemin teknik direktörü Multescu tarafından beğenilmemiş; çok nazik bulunmuş. Belki iki rivayet de doğrudur, bilemiyorum. Ancak bildiğim bir şey varsa o da, Hollandalı büyük golcü Jimmy Floyd Hasselbaink’in aynı Multescu tarafından Ekim 1994’te, Samsun’a gelip bir hafta idmanlara çıkmasına rağmen beğenilmeyip gönderilmesidir.
Genel anlamda kitabı beğendim ve kısa sürede okuyup, bitirdim. Ali Ece, iyi bir iş çıkarmış doğrusu… Bitirirken bizim, bize özgü ve kötü hallerimizin bir kısmını oluşturan futbol medyamızla ilgili kitaptan bir alıntı yapmak istiyorum.

“2002 Dünya Kupası'nın en iyi 2. kalecisi ise Rüştü Reçber seçildi. Halen dün gibi... Brezilya ile oynanan yarı final maçında Ronaldo golü atınca, hemen arkamda Rüştü'ye, "Rezil herif, bir topu da tut" diyen geri zekalı, eğer Türk futbol gazeteciliğinden bu kadar zaman para kazandıysa bizim ülke futbolunun bu halde olması kaçınılmaz!”
192 syf.
·Beğendi·10/10
Futbol yorumcuları arasında farklı bir soluk Ali Ece. Bunu kitabında da yansıtıyor. Programlarda İngiltere 3. Liginden topçu önermesi ya da bilmem kaç sezonundaki bir maçın iki takımın onbirlerini sayması gibi enteresanlıkları da var. Kitap da enteresan olmuş. :))
356 syf.
Marcel Desailly’nin otobiyografisi niteliğinde olan Kaptan, 2001’de yayınlanmıştı. Yani, Desailly faal futbol hayatına ve dahi Fransa milli takımında oynamaya devam ederken. Bu ilginç bir durumdu zira bizde zaten çok az olan futbolcu otobiyografileri dünyada da genelde futbol hayatı bittikten sonra yayınlanır. Ancak Desailly, farklı bir yolu tercih etmişti.

Marcel Desailly, gerçek bir futbol yıldızı değildi. İyi bir futbolcuydu, harika bir kariyere sahipti ama mesela oynadığı takımların bir numarası asla değildi. Buna rağmen hayatı adeta bir roman gibi.

Gana’da başlayan ve küçük yaşta Fransa’ya, Nantes’a doğru yol alan bir hayat hikayesi var. Annesi’nin üç farklı evlilikten olan dört çocuğunun en küçüğü Marcel. Adını taşıdığı kişi ise gerçek babası değil, Gana’da da görev yapan yaşlıca bir Fransız diplomat.

Desailly’nin kitabı oldukça dobra şeylerle dolu. Yani pembe renkli hayatlar ve herkesin iyi, herkesin mükemmel olduğu bir öykü değil. Ancak özellikle 90’lı yıllar biz futbolseverler için pek çok tanıdık simayı da içinde barındırıyor. Marsilya’dan Abedi Peleve başkanları Bernard Tapie, AC Milan’da yine başkan Berlusconi başta olmak üzere teknik direktör Fabio Capello ile oyuncular Tassotti, Baresi, Maldini gibi isimler… Fransız futbolundan Jean Pierre Papin, Eric Cantona, David Ginola gibi sonradan bertaraf edilecek oyuncular ile Desailly kuşağından Zidane, Djorkaeff, Lizarazzu, Dugarry, Leboeuf, Thuram, Blanc, Petit… Yeni nesilden Anelka, Henry, Trezeguet, Pires gibi oyuncular… Ama en önemlisi Desailly’nin çocukluk arkadaşı da olan Deschamps.

Kitapta Deschamps da kendine epeyce yer buluyor ve iyi futbolculuğu kadar sağlam karakteriyle de kendini gösteriyor. Marcel’in Nantes’ta başlayıp, Marsilya, AC Milan ve Chelsea ile devam eden kariyeri, aile hayatı ve pek çok düşüncesi bu kitapta hayat buluyor.
Gana ile Fransa arasındaki gelgitleri de ilgi çekici. Bir dönem Gana ile olan bütün bağlarını reddediyor mesela, kendini tam bir Fransız olarak görüyor. Ama sonrasında dengeyi sağlamayı başarıyor.

Kitapta sıkı itiraflar da var. Özellikle Tapie dönemi Marsilya’sı ile ilgili bunlar. Marcel’in en sık telaffuz ettiği şeylerden birisi de para oluyor. Açık yüreklilikle futbolcular için en önde gelen şeyin para olduğunu anlatıyor.

Eğer okumayı da seven bir futbol severseniz ve yaşınız da 90’ların futbolunu hatırlama için idealse bu kitabı beğeneceksiniz.
Gk
Gk Ayak Oyunlarından Akıl Oyunlarına Futbol'u inceledi.
192 syf.
Kitaba on puan verdim. Çünkü bir futbol kitabı ne kadar iyi olabilirse kanaatimce o kadar iyi olmuş. Öncelikle futbolcu, teknik direktör ve futbol yorumcularının kitaplarını okumayı seviyorum ve buna da mecburum. Çünkü futbol muhabiri olmak istiyorum ve bu işe girmeden önce de kendimi geliştirebildiğim kadar geliştireceğim. İşte böyle şeylerde kitaplar çok işe yarıyor. Kitap üç bölümden oluşuyor. İlk bölüm: Almanya altyapısının sürdürebilir başarısını, ikinci bölüm: İngiltere üst yapısı: bir pazarlama harikası ve üçüncü bölüm: Başarı ve gölgesi: transferin iki yüzü, şeklinde ayrılmış.

Kitap Ali Ece’nin alışık olduğumuz samimiyetiyle başlıyor. İlk birkaç sayfada sanki karşımızda Ali Ece var da sohbet ediyormuşuz hissi oluşuyor okuyucuda. Daha sonra sayfalar ilerledikçe eğer benim gibi henüz futbolla birkaç yıldır ilgileniyorsanız bilmediğiniz isimler ve anlatılanlar biraz ortayı karıştırıyor ve zorluyor. Ama hemen küçük araştırmalarla üstesinden gelebilirsiniz.

Benim için kitap otuzlu sayfalarından sonra kolaylaştı ve keyif almaya başladım. Çünkü bundan sonra geçen isimlerin çoğunu tanıyor ve az çok bilgi sahibi olduğum şeyler anlatılmaya başlanıyor. İnanılmaz keyif aldığım bir bölüm oldu. Özellikle Bayern Münih’in “Mia San Mia” parolasına ve kültürüne bayıldım. Zaten Bundesliga takip ettiğim bir lig ve gerçekten Bayern Münih’i severdim ama bu kitapta öğrendiklerimden sonra daha da sevdim. Ve Almanya altyapısını okudukça bizim ne kadar bu konuda geri olduğumuzu bir kez daha anladım. Çünkü altyapılar gerçekten ilgimi çeken bir konu olmuştur hep. İlk bölümü İngiltere ve Türkiye basını eleştirisiyle kapatıyoruz ve ben son sayfada kahkahayı basıyorum.

Kitabın ikinci kısmında: Premier ligin nasıl metotlar, örnekler kullanarak ligi, futbolu markalaştırarak ederinden fazla gösteriyor onu okuyorsunuz. Çok ilginç bilgiler, hikayeler öğreniyorsunuz.

Kitabın üçüncü kısmı en çok dikkatimi çeken ve okumayan keyif aldığım bölüm oldu. Transferleri anlatıyor. Burda yaşlı diye adlandırma hatasına düştüğümüz oyuncuların nasıl uzun yıllar oynayabildiğine yaşın anlamsızlaştığını görüyorsanız, genç literatürüsüne koyup güvenmediğiniz futbolcuların nasıl büyük paralara satıldığını şaşkınlıkla okuyorsunuz. Özellikle bu bölümde verilen Türk spor kulüplerinin hataları ve yanlışlarını da karşılaştırmalı okuyorsunuz. Gerçekten Ali Ece’nin dediği gibi yönetemiyoruz. Her şeyde olduğu gibi futbolu da yönetemiyoruz

Kitap dolu dolu bir kitap. Özellikle kitapta verilen birkaç kitap önerisini de listeme ekledim. Ali Ece’nin ismine yakışır doyuruculuk ve keyifte. İş hayatımda işe yarayacak çok bilgler edindim. İlgisi olan herkese öneririm.

Umarım günün birinde Ali Ece’yle karşılıklı program yapma şansım olur... :)
192 syf.
·17 günde·Beğendi·8/10
Toplasan yüz kelimeyi geçmeyen futbol kelime dağarcıkları ve hiç olmayan taktik bilgileri ile yıllardır Türk futbol izleyicisini uyutan dinozor yorumculardan kurtulma umudu yeşerten, iki çok değerli yorumcudan birisi olan Ali Ece'yi takip etmek çok keyifli..

(Diğeri Uğur Meleke)

Selam olsun..!
Bilge Günay
Bilge Günay Ayak Oyunlarından Akıl Oyunlarına Futbol'u inceledi.
192 syf.
Ali Ece'nin ekrana çıkmasının boşa olmadığını gösteren kitap, salt gol sevinci için futbol izleyenlerden farklı olarak, derin bir bilgi ile futbolun felsefesine bakış atan bir kitap..
356 syf.
Futbol severlerin zevkle okuyacağını düşündüğüm bir otobiyografi. Fransa'nın büyük kaptanının hikayesi oldukça ilgi çekici, özellikle milan dönemi...
192 syf.
·4 günde·7/10
Spor kitapları okumayı sevenler için, Ali Ece'den Avrupa'daki futbol kültürünün zaman içindeki gelişimi ve bunların ülkemize yansımaları hatta yansıyamamaları üzerine güzel bir kitap. Bilhassa 90'lar ve 2000'lerin başlarındaki Avrupa futbol atmosferi ve ülkelerdeki bakış açılarının farklılığı, kulüp yapısı ve transfer kriterleriyle çok güzel anlatılmış.
356 syf.
·7 günde·Beğendi·7/10
Kendi döneminin önemli futbol yıldızlarından Marcel Dessailly gerçekten ilginç olan hayat hikayesini akıcı bir dille anlatmış. Dessailly soy adını alışı, Fransa'ya yerleşmesi, futbolcu olan abisine hayranlığı, yıllar geçtikçe yaşadığı yükseliş ve elit bir futbol yıldızı haline gelişi ilham alınası birçok hikayeyi içinde barındırıyor.
192 syf.
·9/10
Eğlenerek okuduğum kitaplardan birisi.. Ali Ece'yi takip ederken de mutluydum. Kendisinin yazdığını okurken de.. Kitabın ismi beni çok etkilemişti.. İçeriği de bir o kadar etkiliydi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ali Ece
Unvan:
Yazar
Doğum:
İstanbul, 1977
20 Ocak 1977 tarihinde, İstanbul'da doğdu. En az herkesinki kadar harika bir çocukluk geçirdi. 5 yaşında okula başlatılınca hayatı alt üst oldu. 1987 yılında Saint-Joseph Erkek Lisesi'ni kazandı, orada geçirdiği 8 yıl hayatının en güzel zamanı oldu. Edebiyat hocası Mişel Tagan'dan Fransız şiiri ve Albert Camus'u sınıf arkadaşı Orçun Türkay'dan Rus, dedesindende Türk edebiyatını öğrendi. Bu arada Efes Pilsen, Fenerbahçe ve Beşiktaş'ta basketbol oynadı ama hep futbolcu olmak istedi.
Okuduklarını hayatta uygulamaya çalışınca başı sürekli derde girdi. 1995 yılında Galatasaray Üniversitesi Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi bölümünü kazandı. Kısa bir süre sonra "devlet" kavramıyla arasındaki uçurum onu geri dönülmez biçimde sanatın bulanık sularına itti. Birçok müzik grubu kurdu. Daha fazla yaşamak için uyumadı. Kendini resim ve tiyatroya verdi. 2000 yılında hayata atılmamak için aynı üniversitenin Uluslararası İlişkiler Anabilimdalı'nda yükseklisans yapmaya başladı. Yapı Kredi Yayınları'nda editör olarak çalıştı. Cogito, Sanat Dünyamız ve daha birçok dergide yazıları yayınlandı. Bir süre çevirmenlik yaptı. Ayın En Güzel Hali yayınlanan ilk romanı olan Ece; halen Dinar Bandosu grubunda gitar, org ve bas çalmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 8 okur beğendi.
  • 86 okur okudu.
  • 30 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.