Arthur Conan Doyle

Arthur Conan Doyle

8.5/10
4.414 Kişi
·
16.343
Okunma
·
1.112
Beğeni
·
17.159
Gösterim
Adı:
Arthur Conan Doyle
Tam adı:
Arthur Ignatius Conan Doyle
Unvan:
İskoç Yazar, Doktor, Sör
Doğum:
Edinburgh, İskoçya, 22 Mayıs 1859
Ölüm:
Crowborough , Doğu Sussex , İngiltere, 7 Temmuz 1930
Arthur Ignatius Conan Doyle, (22 Mayıs 1859 – 7 Temmuz 1930) İskoç doğumlu bir yazardır. Suç hikâyelerinde bir çığır açmış olduğu söylenen karakter Dedektif Sherlock Holmes ve Profesör Challenger'ın fikir babasıdır. Yazmış olduğu diğer eserler arasında bilimkurgu, tarihi kitaplar, oyunlar, şiirler ve kurgu dışı düzyazılar vardır.

Hayatı

Arthur Conan Doyle 22 Mayıs 1859'da, Edinburgh, İskoçya'da doğmuştur. Babası bir İngiliz olan Charles Altamont Doyle, annesi ise İrlandalı Mary Foley'di. Soyadı "Conan Doyle" ise de, bu bileşik soyadının kökeni bilinmemektedir. Kaynaklardan biri, Arthur ve ablası Annette'in bileşik soyadlarını büyük amcaları olan usta gazeteci Michael Conan'dan aldığını yazmaktadır. Aynı kaynak 1885 yılında, evinin dışarısındaki pirinç levhada ve doktora tezindeki imzada adının "A. Conan Doyle" olarak geçtiğini belirtmektedir. Fakat 1901 Nüfus Kaydı gibi diğer kaynaklar Conan Doyle'un soyadının "Doyle" olduğunu, ve ancak yıllar sonra "Conan Doyle" olarak kullandığını yazmaktadır. Conan Doyle'un babası da kardeşleri (içlerinden bir tanesi illüstratör Richard Doyle'du) ve babası gibi bir ressamdı. Conan Doyle, dokuz yaşındayken St Mary's Hall Katolik Cizvit Stonyhurst hazırlık okuluna gönderildi. Daha sonra Stonyhurst Koleji'nde öğrenimine devam etti, fakat Hıristiyanlığı reddederek 1875 yılında bir agnostik olacaktı.

1876'dan 1881'e kadar Edinburgh Üniversitesi'nde tıp öğrenimi gördü, bu eğitimin bir kısmında şimdi Birmingham'ın bir parçası olan Aston şehrinde çalıştı. Öğrenimine devam etmekteyken kısa hikâyeler yazmaya başladı; 20 yaşından önce Chambers's Edinburgh Journal isimli dergide ilk hikâyesi yayımlandı. Üniversitedeki yıllarının ardından Batı Afrika sahillerine gemi hekimi olarak yolculuk etti, arkasından 1882 yılında Plymouth kentinde kendi muayenehanesini açtı. Doktorasını 1885 yılında "Tabes Dorsalis" üzerine yaptı.

1882'de Portsmouth'ta hekimliğe başladı. Mesleğinde ilk başlarda çok başarılı sayılmazdı; odasında hasta beklerken tekrar hikâyeler yazmaya başladı. İlk önemli eseri, 1887 yılında "Beeton's Christmas Annual"da basılmış olan "Kızıl Dosya" isimli hikâyeydi. Bu hikâye Sherlock Holmes'un ilk kez göründüğü hikâye olma özelliğini taşımaktadır ve karakter kısmen üniversitedeki profesörlerinden bir tanesi olan Joseph Bell'e benzemektedir. Sherlock Holmes'un göründüğü diğer hikâyeler Strand isimli dergide basılacaktı. Garip bir şekilde, İngiliz yazar Rudyard Kipling de başarılarından ötürü Conan Doyle'u kutladı ve "Acaba bu karakter arkadaşım Joe olabilir mi?" diye sordu. Joseph Bell'e olan benzerlik gözünden kaçmamıştı. Fakat Sherlock Holmes için, Bell'den çok, Edgar Allan Poe'nun karakteri C. Auguste Dupin'i model almıştı. Southsea şehrinde ikamet etmekteyken Portsmouth Futbol Kulübü adlı amatör bir futboltakımı için top koşturdu.

1885 yılında Louisa (veya Louise) Hawkins ile evlendi. "Touie" diye hitap ettiği Louisa vereme yakalandı ve 4 Temmuz 1906'da vefat etti. 1907'de, 1897 yılında tanışıp aşık olduğu fakat eşine olan sadakatinden dolayı hislerini açılamadığı Jean Leckie ile evlendi. Conan Doyle'un ikisi ilk eşinden, üçü ikinci eşinden toplam beş çocuğu oldu.

1890 yılında Conan Doyle Viyana'da göz üzerine araştırmalar yaptı; 1891'de optalmolog olarak Londra'da bir muayenehane açtı. Otobiyografisinde tek bir hastanın bile kapısına gelmediğini yazacaktı. Bu onun yazarlığa daha fazla zaman ayırmasına fırsat verdi; Kasım 1891'de annesine, "Holmes'u öldürmeyi düşünüyorum... hikâye bitsin gitsin istiyorum. Aklımı daha iyi şeylerden çeliyor anne" diye yazacaktı. Annesi şöyle yazdı: "Sana nasıl uyuyorsa öyle yap, ama insanlar bunu pek hoş karşılamayacaktır." 1893'de, daha "önemli" eserlere (örneğin tarihi romanlarını yazmak için) öncelik vermek için böyle yaptı.

"Son Sorun" isimli hikâyede Holmes ve ezeli düşmanı Profesör Moriarty bir şelaleden birlikte düşerek ölüyorlardı. Karakterin ölmesine isyan eden okurları dinleyerek Sherlock'u tekrar hayata döndürdü; Holmes, "Boş Ev Macerası" isimli hikâyede geri dönüyordu, verilen açıklama ise sadece Moriarty'nin düştüğü, ama Holmes'un diğer tehlikeli düşmanları da olduğundan kendisini de ölmüş gibi gösterdiğiydi. Holmes toplamda 56 kısa hikâye ve 4 Conan Doyle romanında yer almaktadır (bu süreden sonra pek çok kez diğer yazarların hikâye ve kitaplarında da gözükmüştür).Güney Afrika'daki İkinci Boer Savaşı'nı takiben 20. yüzyılın başlarında, Birleşik Krallık'ın bölgede olan idaresine olan eleştirilere cevaben Conan Doyle, Krallık'ın Boer Savaşı'ndaki rolünü haklı çıkartan kısa bir kitapçık yazdı ve yayınladı. "The War in South Africa: Its Cause and Conduct (Güney Afrika'daki Savaş: Nedeni ve İdaresi)" isimli bu kitapçık pek çok dile çevrilecekti.

Conan Doyle, 1902 yılında şövalye ve Surrey'nin "Deputy Lieutenant" (Teğmen Vekili) olarak ilan edilmesinin nedeninin bu kitapçık olduğunu düşünmekteydi. 1900 yılında daha uzun bir kitap olan "Büyük Boer Savaşı" isimli kitabı da yazmıştı. 20. yüzyılın başlarında Sir Arthur Parlamento'ya iki kez aday oldu, dikkate değer oylar almış olsa da ikisinde de seçilemedi.

Conan Doyle, başını gazeteci E. D. More ve diplomat Roger Casement'ın çektiği Kongo'nun Özgürleştirilmesi Kampanyası'na destek veriyordu. 1909 yılında Kongo'daki dehşeti yerden yere vurduğu "Kongo'daki Suç" adlı uzun bir kitapçık yazdı. Morel ve Casement ile arkadaş oldu, 1912 yılındaki "Kayıp Dünya" isimli kitabındaki baş karakterlerden ikisi için onlardan ilham alacaktı.

İkisiyle de arkadaşlık bağları daha sonra koptu: Sol görüşleri olan Morel I. Dünya Savaşı sırasında pasifist hareketin liderlerinden biriydi; Casement ise İrlanda milliyetçiliğinden dolayı hapishanedeyken İngiltere'ye ihanet etmişti. Conan Doyle, Casement'ın delirmiş olduğunu söyleyerek onu ölüm cezasından kurtarmaya çalıştı, fakat başarısız oldu.

Conan Doyle adaletin yılmaz bir savunucusuydu, iki davayı şahsen inceledi ve araştırdı. Sayesinde bu iki davada mahkûm edilmiş iki kişi salındı. İlk davanın sanığı 1906'da iddiaya göre tehdit dolu mektuplar yazan ve hayvanlara işkence yaptığı söylenen yarı-İngiliz, yarı-Hintli George Edalji isimli bir avukattı. Polis Edalji'yi hapse tıktı, halbuki hayvanların gördüğü işkence şüphelinin hapse girmesinden sonra da devam etmişti.

Temyiz Mahkemesi'nde bu davadan çıkan karar 1907'de yürürlüğe girdiğinde Conan Doyle sadece George Edalji'ye yardım etmiş olmuyordu, çalışmaları adaletin başarısız olduğu diğer noktaları düzeltmekte de büyük rol oynadı. Julian Barnes'ın 2005'te yazdığı roman "Arthur & George"da Conan Doyle ve Edalji'nin hikâyesi kurgusal olarak anlatılmaktadır.

İkinci davanın sanığı 1908'de Glasgow'da 82 yaşında bir kadını sopayla dövmekten ieçeride olan Alman Yahudi kumarhane işletmecisi Oscar Slater'dı. İddia makamının öne sürdüğü savdaki tutarsızlık ve birinin onu ispiyonlamış olduğu hissi Conan Doyle'da merak uyandırmıştı.

1906'da karısı Louisa'nın, ve oğlu Kingsley, kardeşi, iki kayınbiraderi ve iki yeğeninin I. Dünya Savaşı'nda ölümünden sonra Conan Doyle bunalıma girdi. Ruhaniyet ve bu düşüncenin sağladığı ölümden sonra yaşamın güya bilimsel kanıtına destek vererek biraz huzur buluyordu.

Kingsley Doyle, 1916'daki feci Somme Çarpışması sonrasında yara aldıktan sonra iyileşmekte olduğu sene, Ekim 1917'de zatürreden öldü. Baba Doyle Ruhaniyet ile öyle ilgilenmişti ki karakteri Profesör Challenger'ın bir romanı olan "Sis Diyarı" tamamen bu konu hakkındaydı. Bu dönemdeki hayatının garip örneklerinden bir tanesi de "Perilerin Gelişi" (1921) isimli kitaptı. Cottingley perileri fotoğraflarının gerçekliğine öylesine inanmıştı ki, bunlara ve ayrıca perilerin ve ruhların doğaları ve varlığı konusunda sunduğu teorilere kitabında yer verecekti.

Bu konuda yazmış olduğu yazılar kısa hikâye antolojilerinden biri olan Sherlock Holmes'un Maceraları'nın 1929'da Sovyetler Birliği'nde yasaklanmış olmasının nedenlerinden biriydi. Bu yasak daha sonra kalkacaktı. Rus aktör Vasili Livanov, Sherlock Holmes'u başarılı bir şekilde canlandırmasından dolayı İngiliz İmparatorluğu Nişanı'na layık görülecekti.

Conan Doyle bir süre Amerikalı sihirbaz Harry Houdini ile arkadaş oldu; 1920'de annesinin ölümünden sonra Houdini de Ruhani hareketin öncü aleyhtarlarından biri olmuştu. Houdini, Ruhani medyumların numara yaptığında ısrarcı olmasına rağmen, Conan Doyle Houdini'nin kendisinin de doğaüstü güçlere sahip olduğunu düşünmekteydi; bu görüşünü "The Edge of the Unknown" isimli kitabında yazacaktı. Houdini, yaptıklarının alt tarafı sihirbazlık numarası olduğuna Conan Doyle'u ikna edemedi. Bu da iki arkadaş arasında herkesin bildiği buruk bir uzaklaşmaya neden oldu. Doyle, Houdini baş parmağını çıkarıp tekrar yerine koyduğunda şaşkınlığına engel olamamıştı.

Amerikalı bir bilim tarihçisi olan Richard Milner, Conan Doyle'un 1912'de ortalığı kasıp kavuran Piltdown Adamı aldatmacasını başlatan kişi olabileceğini iddia etti. Bu sahte hominid fosili bilim dünyasını 40 yıl boyunca kandırmıştı. Milner, Conan Doyle'un en sevdiği medyumlardan birinin adının lekelenmesinden ötürü intikam arayışında olduğunu ve yazarın bu aldatmacadaki rolünün "Kayıp Dünya" eserinde fark edilebileceğini söylemekteydi.

Samuel Rosenberg, 1974 tarihli kitabı "Naked is the Best Disguise (Çıplaklık En İyi Kamuflajdır)"da Conan Doyle'un yazıları sayesinde akıl sağlığının bastırılmış ve gizli yönlerine nasıl açık ipuçları bıraktığını yazmaktadır.

7 Temmuz 1930'da Conan Doyle aile bahçesinde elini göğsüne bastırmış bir şekilde bulundu. Hemen sonra kalp krizinden öldü, ve New Forest,Hampshire, İngiltere'de Minstead'deki kilise bahçesine gömüldü. Son sözlerini karısına söylemişti: "Sen harikasın." Mezar taşında şu sözler yazar

STEEL TRUE (YAMAN ÇELİK)
BLADE STRAIGHT (KESKİN BIÇAK)
ARTHUR CONAN DOYLE
ŞÖVALYE
VATANSEVER, DOKTOR VE EDEBİYATÇI

Londra'nın güneyinde Hindhead'de Conan Doyle'un inşa ettiği ev Undershaw'da hayat en az bir on yıl kadar daha devam etti; arkasından 1924'ten 2004'e kadar otel ve restoran olarak işletildi. Daha sonra bir müteahhit tarafından satın alındı; çevreciler ve Conan Doyle hayranları buranın korunması için savaşmaktadır. Ev şu an boş.

Doğu Sussex'te, Crowborough'daki Crowborough Cross'ta Sir Arthur Conan Doyle'un onuruna bir heykel dikildi. Sir Arthur burada 23 sene yaşamıştı. Edinburgh, İskoçya'da, Conan Doyle'un doğduğu eve yakın Picardy Sarayı'nda Sherlock Holmes'un da bir heykeli bulunmaktadır.
Ne yaptığın hiç önemli değil bu dünyada.
Önemli olan insanları ne yaptığına inandırdığın.
...bir pers atasözü vardır:" Bir kadının hayallerine müdahalede bulunmak, bir kaplanın yavrusunu elinden almak kadar tehlikelidir".
▪ Daha önce Sherlock okumamış biri olarak Sherlock Holmes kitaplarına başlamak için öncelikle bir liste oluşturdum. Onlarca kitap arasından başlangıç için en iyi tercih Martı Yayınları'nın Sherlock kitapları serisi gibi görünüyordu çünkü kitapların hangi sırada okunacağı diğer yayınevlerine göre daha net ayrıca kapak tasarımları da son derece iyi. Ancak çok yüksek beklentiyle mi başladığımdandır bilemiyorum kitabı beğenmedim. Kitap gizemli olayları içinde barındıran 12 hikayeden oluşuyor ve her hikaye genel olarak 25-30 sayfa civarında. Tam olaylar rayına oturmaya başlıyor diyorsunuz bir bakmışsınız bölüm bitmiş. Sherlock karakterini bu kitapta sevemedim. Holmes, polisiye romanlar tarihinin belki de en ünlü ve en sevilen dedektifi ama bu kitaptaki hikayeleri artık bitsin diyerek okudum ve bir sonraki hikayeyi merak bile etmedim.

▪ Kitaptaki olaylar Sherlock Holmes'un yakın arkadaşı ve olayları birlikte aydınlattığı Doktor Watson'un ağzından anlatılıyor. Her bölümün başında bir kişi geliyor ve içinde bulunduğu karmaşık durumu anlatarak o konuda Sherlock'tan yardım istiyor. Bu kişilerin yaşadığı gizemli olayların yer aldığı 12 ayrı hikayenin neredeyse tamamı bende heyecan ya da merak duygusu uyandırmadı. Kitapla ilgili söyleyebileceğim olumlu tek şey olayların aydınlatılması sürecinde Sherlock'un ağzından duyduğumuz anlamlı cümleler. Yaptığım alıntıların neredeyse tamamı da diyaloglar sırasında Sherlock'un ağzından çıkan bu sözler. Serinin diğer kitaplarının da bu şekilde kısa hikayelerden oluştuğunu düşünürsek bu seri için beklenti yüksek tutulmamalı. Akıl Oyunlarının Gölgesinde benim için hayal kırıklığıydı.
Bu, okuduğum ilk Arthur Conan Doyle kitabıydı. Üslubu, anlatımda yer alan öğelerin tasviri ve akıcılığıyla beğendiğim bir kitap oldu. Sherlock hankında bir şey söylememe gerek yok sanırım. Ama hangisinden başlarsanız başlayın diğerlerini de okumak istiyorsunuz.
Bazı yazarlar, yazdıklarıyla kendi ün ve ölümsüzlüklerini garantilerken, bazıları ise, öyle karakterler yaratır ki, bu kurgu-kahramanlar kendi şöhretlerini geçer.

Karakterinin gölgesinde kalan bir yazar düşünün. Arthur Conan Doyle (pardon, Sir Arthur Conan Doyle diyeceksiniz), tarihin en ünlü dedektifine kalemiyle hayat verdiği için bundan övünç duyup, memnun kalmışsa da, şöhretinin üzerine kara bir duman gibi ya da avının omzuna binen kötücül bir cin gibi dizginleri ele alıp onu gölgelemesi ve üzerine çökmesi karşısında rahatsızlık duymuştur Sonraki eserleriyle bundan kurtulmayı ummuşsa da, anlaşılan, umulmakla ve yamulmakla kalınmış.

Yazın dünyasına Sherlock'u hediye eden yazarımız, sadece çok okunmakla kalmaz, aynı zamanda yazdıkları, bunlara müdahale edilecek kadar insanları etkiler. Öyle ki, artık dedektifimiz hakkında yazmayı noktalamayı düşündüğü bir hikayede Sherlock'u çadırda öldürdüğü için halktan öyle büyük bir tepki toplar ki, kendisinin sıkı bir takipçisi olan Kraliçe bile işe karışıp, tepkisini dile getirir.

Tüm bu alçak ve yüksek perdeden gelen eleştiri, tepkilerden sonra, Doyle kraliçenin isteğini geri çeviremez ve sonraki kitabında, dandik filmlerin kurgularından aşağı kalmayacak şekilde, Sherlock'u diriltir. Öldüğü sanılan, Sherlock'u soyan, giysilerine el koyan bir hırsızmış da, Sherlock aslında yaşıyormuş da.. Eh, Sherlock, kendisine biçilen yetenek ve zekası gereği, ne idüğü belirsiz bir çadırda, elin "apaçi"si tarafından öldürülecek değildi ya. Ne sandınız!..

İnsanların dedektif Sherlock'u ne denli ciddiye alıp gerçek sandığını, kitapta Sherlock'un oturduğu evin bulunduğu Londra - Baker Street'e akın akın turistin üşüşmesiyle anlayabiliriz. Londra'da kitabın tarif ettiği böyle bir sokak ve ev var, ama başkaları oturmaktadır. Kitapların kazandığı başarı, ilgili evi, Sherlock Holmes anısına müzeye çevirecektir.

Kitap, yüksek edebi bir dille yazılmış olmasa da -ki dedektif yahut polisiye eserlerde, ilk aranan genelde inandırıcı açıklamalar, problemlerin zekice çözümleri, aksiyonun yüksek tutulması gibi şeylerdir-, kurgunun iyi işlenmiş olması, yer yer akıllıca (hikmetli mi demeliydim) sözler, şaşırtan öngörüler, keskin bir mizah ve derin bir zeka ile okuyucuyu kendine bağlar.

Güzel, eğlendirici, yer yer zihin de açabilen kitaplardan..
Merhabalar...
İlk okuduğum Sherlock Holmes kitabı oluyor eser. Biraz geç oldu farkındayım ama durum böyle. Aslında pek yabancı değildim kendilerine. İki adet filmini seyretmiştim sinemada. 1940-50'lerde çekilen Sherlock bölümlerinin bir kısmını da izlemiştim. Ve de son olarak aktüel olan dizisini de severek takip etmiştim. Her ne kadar dizinin yeni bölümlerini beklemek ömür törpüsü olsa da... Kapıldım gittim gönlümün Agatha'sına, Arthur'u ihmal ettik. Kitabıyla tanışmak otuzuma kısmet oldu.

Kitap için uzun uzun Manas Destanı yazmayı düşünmüyorum. 12 adet birbirinden güzel öyküler bulunmakta. Favori öykülerim "Bohemya'da Skandal", "Mavi Yakut", "Bascombe Vadisi'nin Esrarı" adlı öyküler oldu. Sherlock'un kimsenin önemsemediği küçük nüanslar ile yaptığı çıkarımlar Hercule Poirot'un "küçük gri hücreleri" kadar nefisti.

Son olarak Sherlock okumalarıma devam edeceğimi belirtirken, "Sherlock başlangıç kılavuzluğu" için yardımını esirgemeyen fazi arkadaşıma bir kez de buradan teşekkürlerimi sunarım.

"İyi polisiye iyi edebiyat" mottosuyla kitabı okumak isteyenlere keyifli okumalar dilerim.

Dizinin, canımın içi, keman solosuyla başbaşasınız, keyifli dinlemeler, iyi akşamlar.
https://www.youtube.com/watch?v=l6B-8V4LyaU
Birkaç gün önce markette görüp aldığım dört kitaptan biri. Rastgele seçip okumaya başladığımda, bu kitapların seri olduğunu ve okuduğum kitabın serinin son kitabı olduğunu öğrendim ama okumaya devam ettim. Kısa polisiye hikayelerden oluşuyor. Normal şartlarda ilgimi çekmeyecek objelerin nasıl kanıt niteliği taşıyabileceğini öğrenmek oldukça ilgimi çekti. Güzel bir kitap.
Sherlock holmes un martı yayınlarından çıkan 5 kitaplık bir serinin ilk kitabı.
Ben sanırım aşırı derecede Sherlock holmes fanıyım diyebilirim kendim için.Nerede onla ilgili bir yazı,bir kitap yada Robert Downey Jr. (Bu rol için yaratılmış gerçekten ) canlandırdığı filmlerini görsem oturup izlerim.
Kitap Sherlock holmes ile yardımcısı Dr.Watson ile beraber yaşadığı olayları kısa kısa hikâyeleri anlatıyor. 10 küsür hikaye vardı içinde ama hepsi mi güzel olur arkadaş.Okuduğum hikayelerin hepsinin sonunda ağzım açık kaldı. Ayakkabının tozundan,kişinin görünüşünden hemen çözmeye başlıyor olayları,yeri geliyor akıllığıyla hemen halledip çözüme ulaştırıyor.
Tam bakmak ile görmek arasındaki farkı anlatmış.Biz de heran herşeyi görüyoruz ama bakıyor muyuz bana yine bunu sorgulatti bu kitap. Döneminin en zeki adamlarından biri bence.Tıp eğitimi de aldığı için öykülerdeki olayları terimsel olarak anlatmış ama sade ve akıcı bir tarzda yazmış.
Bu kitabi okuyup açgözlülükle hemen serinin devam kitaplarını da sipariş ettim. Bol bol doya doya okuyucam :)
Eser üç farklı kısa öyküden oluşuyor...

Mühendisin Başparmağı
İmparatorluk Tacı
Esrarengiz Evin Sırrı

Mühendis Victor Hatherley, Sherlock Holmes'in ofisine gelip ilginç hikayesini anlattığında, Holmes anlatılan olaya sessiz kalmayacağını fark edip hemen araştırmalarına başlamıştı. Hatherley kendisine teklif edilen ücretin fazlalığından şüphelense de işi kabul etmekte bir sakınca görmemekte hata ettiğini, yaşamı uğruna savaşmaya başlaması ile anlayacaktı...

İmparatorluk Tacı
Banker Holder kendisine emanet bırakılan imparatorluk tacının kıymetini bildiği için ofisinde bırakmamakla hata yaptığını, eve götürdüğü gece anlayacak ve bu olayı, Holmes'e taşıyacağından habersizdi. Oğlu ve yiyeni Mary ile yaşadığı evde, hizmetlilerin de olması sebebi ile tedirginliği artmış, tacı evde korumakla hata yapacağını iş işten geçtikten sonra ve kumarbaz oğlunun sessizliği ile ne yapacağını bilmez hale geleceğinden haberi yoktu...

Esrarengiz Evin Sırrı
Mürebbiye olan Violet Hunter iş teklifi aldığı Jephro Rucastle'in kendisinden istediği ve karşılığında yıllık kazancının neredeyse iki buçuk katı olan maaş teklifi karşısında teklifi kabul edip, bu esrarengiz isteğin arkasında yatan gerçeği araştırmaya başlamakta geç kalmayacaktı. Sherlock Holmes'den yardım alıp olayı aydınlatma düşüncesi karşısında dikkatli olması gerektiğini biliyordu, eğer yanlış bir harekette bulunursa kendi başına geleceklerinde farkındaydı...

Keyifle birkaç saatte okunacak güzel bir polisiye. Sherlock Holmes'in zekası ve araştırmaları, olayları aydınlatmasında ki farklı bakış açısı her zaman ki gibi kusursuz...
Sherlock Holmes : ) okumaktan zevk alacaksınız. Dedektiflik polisiye ask bu tür kitaplari her zaman seve seve okurum. Hele Sherlock Holmes ise anında okumam gerek. Akil ve zeka dolu bi kitap. Işte bu bir klasik : )
Yazarımız 5 farklı polisiye hikaye ile karşımızda.Her zamanki tarzında, yani, sürükleyici, ilginç, bilgilendirici ve sade bir üslupla yazılmış. Türün sevenlerince begenilecegini düşünüyorum. Ben genel olarak beğendim.
Dünya Edebiyatında önemli yere sahip olan bir dedektiftir Sherlock Holmes. Çoğunluğun iyi olarak kabul ettiği bir kitaba başlarken beklentiyi yüksek tutabiliyorsunuz. Bazı kısımlarda öyle bir hâl aldım ki, her sayfayı bitsin diye çevirmeye başladım. 12 hikâyeden, 3 hikâyeyi normalin üzerinde buldum sadece. Geriye kalan 9 hikâye gerçekten beklediğimin altındaydı.

*Öncelikle Holmes'ten başlayalım. Sherlock bilindiği gibi çok zeki bir dedektif. En küçük ayrıntıları yakalayarak gözlem gücünü tüm olaylarda yerine getirmesiyle çözemediği mesele yok. Çoğunlukla asil ve soylu kişiler danışıyor dedektifimize ve şikayetlerini orta anlamda söylersek; gerçek ve sağlıklı olarak sonucunu bilmedikleri olaylar hakkında danışmış oluyorlar. Dedektifimiz Şapkadan tavşan çıkarmıyor ama kendisine danışan adamın şapkasını gözlemleyerek kaç yaşında olduğunu, nereden geldiğini, nasıl bir psikolojik durumda olduğunu kendisine gelmeden önce buhranlar geçirdiğini bilebiliyor. Hatta, çamurlu ayakkabısıyla kendisine gelen müşterisinin nereden geldiğini söyleyebiliyor. Kehânet yerine derin bir gözlem gücü demiş olalım ama fazlasıyla ironik geldi bu gözlemler bana.
Her hikâye çok çabuk sonuca bağlanıyor. Kısa bir hikâyede bu kadar detay olur mu demeniz içten değil. Sherlock Holmes denildiği zaman, gerilim, gizem ve sırlarla dolu olaylar zinciri gelirdi aklıma, bu kitabı okuyana kadar. Çözülmeye çalışılan bir davayı, orta sayfalarda gidişatın ne olacağını, nasıl sonuçlanacağını tahmin edebiliyorsunuz. Bu da verilmek istenen merak ve heyecan duygusunun kursağında kalması demek oluyor.
Açıkçası tatmin olmadım ve beklediğim gibi bulmadım. Okuduğum zaman zarfında: 'Dünyaca ünlü Dedektif Sherlock Holmes bu muymuş?' diye sorgulayıp durdum. Diğer hikâyeler söylediklerimin tersi olabilir ama Sherlock'u beklediğim gibi bulmadım.

Yazarın biyografisi

Adı:
Arthur Conan Doyle
Tam adı:
Arthur Ignatius Conan Doyle
Unvan:
İskoç Yazar, Doktor, Sör
Doğum:
Edinburgh, İskoçya, 22 Mayıs 1859
Ölüm:
Crowborough , Doğu Sussex , İngiltere, 7 Temmuz 1930
Arthur Ignatius Conan Doyle, (22 Mayıs 1859 – 7 Temmuz 1930) İskoç doğumlu bir yazardır. Suç hikâyelerinde bir çığır açmış olduğu söylenen karakter Dedektif Sherlock Holmes ve Profesör Challenger'ın fikir babasıdır. Yazmış olduğu diğer eserler arasında bilimkurgu, tarihi kitaplar, oyunlar, şiirler ve kurgu dışı düzyazılar vardır.

Hayatı

Arthur Conan Doyle 22 Mayıs 1859'da, Edinburgh, İskoçya'da doğmuştur. Babası bir İngiliz olan Charles Altamont Doyle, annesi ise İrlandalı Mary Foley'di. Soyadı "Conan Doyle" ise de, bu bileşik soyadının kökeni bilinmemektedir. Kaynaklardan biri, Arthur ve ablası Annette'in bileşik soyadlarını büyük amcaları olan usta gazeteci Michael Conan'dan aldığını yazmaktadır. Aynı kaynak 1885 yılında, evinin dışarısındaki pirinç levhada ve doktora tezindeki imzada adının "A. Conan Doyle" olarak geçtiğini belirtmektedir. Fakat 1901 Nüfus Kaydı gibi diğer kaynaklar Conan Doyle'un soyadının "Doyle" olduğunu, ve ancak yıllar sonra "Conan Doyle" olarak kullandığını yazmaktadır. Conan Doyle'un babası da kardeşleri (içlerinden bir tanesi illüstratör Richard Doyle'du) ve babası gibi bir ressamdı. Conan Doyle, dokuz yaşındayken St Mary's Hall Katolik Cizvit Stonyhurst hazırlık okuluna gönderildi. Daha sonra Stonyhurst Koleji'nde öğrenimine devam etti, fakat Hıristiyanlığı reddederek 1875 yılında bir agnostik olacaktı.

1876'dan 1881'e kadar Edinburgh Üniversitesi'nde tıp öğrenimi gördü, bu eğitimin bir kısmında şimdi Birmingham'ın bir parçası olan Aston şehrinde çalıştı. Öğrenimine devam etmekteyken kısa hikâyeler yazmaya başladı; 20 yaşından önce Chambers's Edinburgh Journal isimli dergide ilk hikâyesi yayımlandı. Üniversitedeki yıllarının ardından Batı Afrika sahillerine gemi hekimi olarak yolculuk etti, arkasından 1882 yılında Plymouth kentinde kendi muayenehanesini açtı. Doktorasını 1885 yılında "Tabes Dorsalis" üzerine yaptı.

1882'de Portsmouth'ta hekimliğe başladı. Mesleğinde ilk başlarda çok başarılı sayılmazdı; odasında hasta beklerken tekrar hikâyeler yazmaya başladı. İlk önemli eseri, 1887 yılında "Beeton's Christmas Annual"da basılmış olan "Kızıl Dosya" isimli hikâyeydi. Bu hikâye Sherlock Holmes'un ilk kez göründüğü hikâye olma özelliğini taşımaktadır ve karakter kısmen üniversitedeki profesörlerinden bir tanesi olan Joseph Bell'e benzemektedir. Sherlock Holmes'un göründüğü diğer hikâyeler Strand isimli dergide basılacaktı. Garip bir şekilde, İngiliz yazar Rudyard Kipling de başarılarından ötürü Conan Doyle'u kutladı ve "Acaba bu karakter arkadaşım Joe olabilir mi?" diye sordu. Joseph Bell'e olan benzerlik gözünden kaçmamıştı. Fakat Sherlock Holmes için, Bell'den çok, Edgar Allan Poe'nun karakteri C. Auguste Dupin'i model almıştı. Southsea şehrinde ikamet etmekteyken Portsmouth Futbol Kulübü adlı amatör bir futboltakımı için top koşturdu.

1885 yılında Louisa (veya Louise) Hawkins ile evlendi. "Touie" diye hitap ettiği Louisa vereme yakalandı ve 4 Temmuz 1906'da vefat etti. 1907'de, 1897 yılında tanışıp aşık olduğu fakat eşine olan sadakatinden dolayı hislerini açılamadığı Jean Leckie ile evlendi. Conan Doyle'un ikisi ilk eşinden, üçü ikinci eşinden toplam beş çocuğu oldu.

1890 yılında Conan Doyle Viyana'da göz üzerine araştırmalar yaptı; 1891'de optalmolog olarak Londra'da bir muayenehane açtı. Otobiyografisinde tek bir hastanın bile kapısına gelmediğini yazacaktı. Bu onun yazarlığa daha fazla zaman ayırmasına fırsat verdi; Kasım 1891'de annesine, "Holmes'u öldürmeyi düşünüyorum... hikâye bitsin gitsin istiyorum. Aklımı daha iyi şeylerden çeliyor anne" diye yazacaktı. Annesi şöyle yazdı: "Sana nasıl uyuyorsa öyle yap, ama insanlar bunu pek hoş karşılamayacaktır." 1893'de, daha "önemli" eserlere (örneğin tarihi romanlarını yazmak için) öncelik vermek için böyle yaptı.

"Son Sorun" isimli hikâyede Holmes ve ezeli düşmanı Profesör Moriarty bir şelaleden birlikte düşerek ölüyorlardı. Karakterin ölmesine isyan eden okurları dinleyerek Sherlock'u tekrar hayata döndürdü; Holmes, "Boş Ev Macerası" isimli hikâyede geri dönüyordu, verilen açıklama ise sadece Moriarty'nin düştüğü, ama Holmes'un diğer tehlikeli düşmanları da olduğundan kendisini de ölmüş gibi gösterdiğiydi. Holmes toplamda 56 kısa hikâye ve 4 Conan Doyle romanında yer almaktadır (bu süreden sonra pek çok kez diğer yazarların hikâye ve kitaplarında da gözükmüştür).Güney Afrika'daki İkinci Boer Savaşı'nı takiben 20. yüzyılın başlarında, Birleşik Krallık'ın bölgede olan idaresine olan eleştirilere cevaben Conan Doyle, Krallık'ın Boer Savaşı'ndaki rolünü haklı çıkartan kısa bir kitapçık yazdı ve yayınladı. "The War in South Africa: Its Cause and Conduct (Güney Afrika'daki Savaş: Nedeni ve İdaresi)" isimli bu kitapçık pek çok dile çevrilecekti.

Conan Doyle, 1902 yılında şövalye ve Surrey'nin "Deputy Lieutenant" (Teğmen Vekili) olarak ilan edilmesinin nedeninin bu kitapçık olduğunu düşünmekteydi. 1900 yılında daha uzun bir kitap olan "Büyük Boer Savaşı" isimli kitabı da yazmıştı. 20. yüzyılın başlarında Sir Arthur Parlamento'ya iki kez aday oldu, dikkate değer oylar almış olsa da ikisinde de seçilemedi.

Conan Doyle, başını gazeteci E. D. More ve diplomat Roger Casement'ın çektiği Kongo'nun Özgürleştirilmesi Kampanyası'na destek veriyordu. 1909 yılında Kongo'daki dehşeti yerden yere vurduğu "Kongo'daki Suç" adlı uzun bir kitapçık yazdı. Morel ve Casement ile arkadaş oldu, 1912 yılındaki "Kayıp Dünya" isimli kitabındaki baş karakterlerden ikisi için onlardan ilham alacaktı.

İkisiyle de arkadaşlık bağları daha sonra koptu: Sol görüşleri olan Morel I. Dünya Savaşı sırasında pasifist hareketin liderlerinden biriydi; Casement ise İrlanda milliyetçiliğinden dolayı hapishanedeyken İngiltere'ye ihanet etmişti. Conan Doyle, Casement'ın delirmiş olduğunu söyleyerek onu ölüm cezasından kurtarmaya çalıştı, fakat başarısız oldu.

Conan Doyle adaletin yılmaz bir savunucusuydu, iki davayı şahsen inceledi ve araştırdı. Sayesinde bu iki davada mahkûm edilmiş iki kişi salındı. İlk davanın sanığı 1906'da iddiaya göre tehdit dolu mektuplar yazan ve hayvanlara işkence yaptığı söylenen yarı-İngiliz, yarı-Hintli George Edalji isimli bir avukattı. Polis Edalji'yi hapse tıktı, halbuki hayvanların gördüğü işkence şüphelinin hapse girmesinden sonra da devam etmişti.

Temyiz Mahkemesi'nde bu davadan çıkan karar 1907'de yürürlüğe girdiğinde Conan Doyle sadece George Edalji'ye yardım etmiş olmuyordu, çalışmaları adaletin başarısız olduğu diğer noktaları düzeltmekte de büyük rol oynadı. Julian Barnes'ın 2005'te yazdığı roman "Arthur & George"da Conan Doyle ve Edalji'nin hikâyesi kurgusal olarak anlatılmaktadır.

İkinci davanın sanığı 1908'de Glasgow'da 82 yaşında bir kadını sopayla dövmekten ieçeride olan Alman Yahudi kumarhane işletmecisi Oscar Slater'dı. İddia makamının öne sürdüğü savdaki tutarsızlık ve birinin onu ispiyonlamış olduğu hissi Conan Doyle'da merak uyandırmıştı.

1906'da karısı Louisa'nın, ve oğlu Kingsley, kardeşi, iki kayınbiraderi ve iki yeğeninin I. Dünya Savaşı'nda ölümünden sonra Conan Doyle bunalıma girdi. Ruhaniyet ve bu düşüncenin sağladığı ölümden sonra yaşamın güya bilimsel kanıtına destek vererek biraz huzur buluyordu.

Kingsley Doyle, 1916'daki feci Somme Çarpışması sonrasında yara aldıktan sonra iyileşmekte olduğu sene, Ekim 1917'de zatürreden öldü. Baba Doyle Ruhaniyet ile öyle ilgilenmişti ki karakteri Profesör Challenger'ın bir romanı olan "Sis Diyarı" tamamen bu konu hakkındaydı. Bu dönemdeki hayatının garip örneklerinden bir tanesi de "Perilerin Gelişi" (1921) isimli kitaptı. Cottingley perileri fotoğraflarının gerçekliğine öylesine inanmıştı ki, bunlara ve ayrıca perilerin ve ruhların doğaları ve varlığı konusunda sunduğu teorilere kitabında yer verecekti.

Bu konuda yazmış olduğu yazılar kısa hikâye antolojilerinden biri olan Sherlock Holmes'un Maceraları'nın 1929'da Sovyetler Birliği'nde yasaklanmış olmasının nedenlerinden biriydi. Bu yasak daha sonra kalkacaktı. Rus aktör Vasili Livanov, Sherlock Holmes'u başarılı bir şekilde canlandırmasından dolayı İngiliz İmparatorluğu Nişanı'na layık görülecekti.

Conan Doyle bir süre Amerikalı sihirbaz Harry Houdini ile arkadaş oldu; 1920'de annesinin ölümünden sonra Houdini de Ruhani hareketin öncü aleyhtarlarından biri olmuştu. Houdini, Ruhani medyumların numara yaptığında ısrarcı olmasına rağmen, Conan Doyle Houdini'nin kendisinin de doğaüstü güçlere sahip olduğunu düşünmekteydi; bu görüşünü "The Edge of the Unknown" isimli kitabında yazacaktı. Houdini, yaptıklarının alt tarafı sihirbazlık numarası olduğuna Conan Doyle'u ikna edemedi. Bu da iki arkadaş arasında herkesin bildiği buruk bir uzaklaşmaya neden oldu. Doyle, Houdini baş parmağını çıkarıp tekrar yerine koyduğunda şaşkınlığına engel olamamıştı.

Amerikalı bir bilim tarihçisi olan Richard Milner, Conan Doyle'un 1912'de ortalığı kasıp kavuran Piltdown Adamı aldatmacasını başlatan kişi olabileceğini iddia etti. Bu sahte hominid fosili bilim dünyasını 40 yıl boyunca kandırmıştı. Milner, Conan Doyle'un en sevdiği medyumlardan birinin adının lekelenmesinden ötürü intikam arayışında olduğunu ve yazarın bu aldatmacadaki rolünün "Kayıp Dünya" eserinde fark edilebileceğini söylemekteydi.

Samuel Rosenberg, 1974 tarihli kitabı "Naked is the Best Disguise (Çıplaklık En İyi Kamuflajdır)"da Conan Doyle'un yazıları sayesinde akıl sağlığının bastırılmış ve gizli yönlerine nasıl açık ipuçları bıraktığını yazmaktadır.

7 Temmuz 1930'da Conan Doyle aile bahçesinde elini göğsüne bastırmış bir şekilde bulundu. Hemen sonra kalp krizinden öldü, ve New Forest,Hampshire, İngiltere'de Minstead'deki kilise bahçesine gömüldü. Son sözlerini karısına söylemişti: "Sen harikasın." Mezar taşında şu sözler yazar

STEEL TRUE (YAMAN ÇELİK)
BLADE STRAIGHT (KESKİN BIÇAK)
ARTHUR CONAN DOYLE
ŞÖVALYE
VATANSEVER, DOKTOR VE EDEBİYATÇI

Londra'nın güneyinde Hindhead'de Conan Doyle'un inşa ettiği ev Undershaw'da hayat en az bir on yıl kadar daha devam etti; arkasından 1924'ten 2004'e kadar otel ve restoran olarak işletildi. Daha sonra bir müteahhit tarafından satın alındı; çevreciler ve Conan Doyle hayranları buranın korunması için savaşmaktadır. Ev şu an boş.

Doğu Sussex'te, Crowborough'daki Crowborough Cross'ta Sir Arthur Conan Doyle'un onuruna bir heykel dikildi. Sir Arthur burada 23 sene yaşamıştı. Edinburgh, İskoçya'da, Conan Doyle'un doğduğu eve yakın Picardy Sarayı'nda Sherlock Holmes'un da bir heykeli bulunmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 1.112 okur beğendi.
  • 16.343 okur okudu.
  • 351 okur okuyor.
  • 7.396 okur okuyacak.
  • 137 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları