Ayşe Kulin

Ayşe Kulin

Yazar
8.0/10
17.046 Kişi
·
79.761
Okunma
·
3.545
Beğeni
·
68663
Gösterim
Adı:
Ayşe Kulin
Unvan:
Türk Yazar ve Gazeteci
Doğum:
İstanbul, 26 Ağustos 1941
Ayşe Kulin (d. 1941, İstanbul), Türk yazar ve gazeteci.

Kariyeri

Kaleme aldığı biyografik eserleri ve romanlarıyla çok okunan yazarlardan biri olmuş ve birçok ödül kazanmıştır. Üslubundaki akıcılık ve yalınlıkla büyük övgü alan yazarın öykü ve kitapları senaryolaştırılıp beyazperdeye aktarılmıştır.

Arnavutköy Amerikan Kız Koleji Edebiyat bölümünü bitirdi. Çeşitli gazete ve dergilerde editör ve muhabir olarak çalıştı. Uzun yıllar televizyon, reklam ve sinema filmlerinde sahne yapımcısı, sanat yönetmeni ve senarist olarak görev yaptı.

1984-1996 arası

Öykülerden oluşan ilk kitabı Güneşe Dön Yüzünü 1984 yılında yayımlandı. Bu kitaptaki Gülizar adlı öyküyü, Kırık Bebek adıyla senaryolaştırdı ve bu filmi 1986 yılında Kültür Bakanlığı Ödülü'nü kazandı. Kulin, 1986'da sahne yapımcılığını ve sanat yönetmenliğini üstlendiği Ayaşlı ve Kiracılarıadlı dizideki çalışmasıyla Tiyatro Yazarları Derneği'nin En İyi Sanat Yönetmeni Ödülü'nü kazandı.

1996 yılında Münir Nureddin Selçuk'un yaşam öyküsünün anlatıldığı Bir Tatlı Huzur adlı kitabı yayınlandı. Aynı yıl, Foto Sabah Resimleri adlı öyküsü Haldun Taner Öykü Ödülü'nü, bir yıl sonra aynı adı taşıyan kitabı Sait Faik Hikaye Armağanı'nı kazandı.

1997-2003 arası

1997'de yayınlanan ve Aylin Devrimel'in hayatını konu alan Adı: Aylin adlı kitabı ile, İstanbul İletişim Fakültesi tarafından yılın yazarı seçildi. Bu kitap yazarın çok geniş kitleler tarafından tanınmasını sağladı. 1998 yılında Geniş Zamanlar adlı öykü kitabı, 1999'da Iletişim Fakültesi tarafından yılın romanı seçilmiş olan Sevdalinka ve 2000'de yine bir biyografik roman olan ve Füreya Koral'ın hayatını aktardığı Füreya yayınlandı.

Ayşe Kulin, 2001 yılında yayımlanan Köprü isimli romanı ile Türkiye'nin doğu illerinde yaşanan dramın kökenleri ve cumhuriyet tarihi içindeki nedenlerini ele aldı. Bu romanı, 2006 ve 2008 yılları arasında Star TV'de aynı isimle dizi olarak yayınlandı. Yine 2002 yılında yayınlanan Nefes Nefese isimli romanı ile İkinci Dünya Savaşı sırasında yüzlerce Yahudi'yi soykırımdan kurtaran Türk diplomatlarının kahramanlıklarını bir aşk öyküsü ile birlikte işliyor. Geniş Zamanlar adlı öykü kitabı, 2007 yılında Star TV'de aynı adla dizi olarak yayınlandı.

2004-Günümüz

2004 yılında yazdığı Gece Sesleri romanı, aynı adla televizyona uyarlanarak 2008 ve 2009 yılları arasında Show TV'de yayınlandı.
.
"Sonumuzu bilerek yaşasak, her gün ölürdük herhalde.....Oysa en ümitsiz hasta dahi küçük bir "umut''la yaşıyor yüreğinde..."
.
304 syf.
·2 günde·8/10
"Aksaray'dan kar geliyor
Ben sandım ki yar geliyor
Çıktım baktım pencereye
Çerkez Hasan can veriyor..."türkünün tüm duygularının kitabın her sayfasında bize hissettirildiği tarihi yolculukta nefes nefese okuyacaksınız.Kitaba geçmeden önce kitabın konusu olan Abdülaziz'den bahsetmek istiyorum son yıllarda tarihi dizilerin etkisiyle Ertuğrul Gazi gibi en merak edilen padişahlardan birisi de 2.Abdülhamid'dir.Ama Abdülhamid'in dönemi anlayabilmek için öncelikle kendisinden önceki dönem olan amcası Abdülaziz'in dönemini iyi bilmek gerekiyor.Abdülaziz tahta geçtiğinde ülke dış borçlar nedeniyle ekonomisi çökme noktasına gelmişti.1857 yılında devlet dış borcunu ödeyemeyeceğini açıklamasıyla hem dış hem de iç siyasette yalnızlığa terk edilir.Padişahtan rahatsız olan çevrelerde bu durumu kullanarak planlar yapmaya başladılar.Sessiz sedasız planlarını işleyerek 1876 tarihinde darbe yapılarak Abdülaziz indirildi ve yerine 4.Murad tahta çıkarıldı.Bundan sonra Abdülaziz'i ölüm korkusu sarar ve gün geçtikçe daha kötü olmaya başlar.Ölümüne gelecek olursak öldü mü öldürüldü mü tam olarak bilinmemektedir hiç bir zaman da tam bilinmeyecek.

Kitaba gelecek olursam yazar ne kadar geçmişi anlatmaya çalışmışsa da günümüzde de hiçbir şeyin değişmediğini ve tarihin tekerrürden değil tefekkürden ibaret olduğunu görmekteyiz.Yazar Alan Palmer’ın “Osmanlı İmparatorluğu’nun Gerileyiş ve Çöküş Tarihi” adlı kitabını okuduktan sonra yazma kararı almıştır.Yazar kitabında padişahın bir cinayete kurban gittiğini belirtmektedir.Kitabı saraydaki bir çok kahramanın gözünden anlatmaktadır.Kitap iki bölümden oluşmaktadır ve Osmanlı İmparatorluğunun 15 günlük bir sürecini anlatmaktadır.Abdülaziz'in sır ölümüyle başlayan kitap Çerkez Ethem ile son bulmaktadır.Kitap basılmadan önce Murat Bardakçı'nın kontrolünden geçirilmiştir.Kitabın beğenmediğim yanı ilk başta vermiş olduğu soyağacında 2.Mahmut'un torunları olan Vahdettin ve Reşat'ın çocuklarıymış gibi gösterilmesi ve Valide Sultan Pertevniyal torunu olan Sultan Murat'a üvey oğluymuş gibi mektup yazması gibi bilgi yanlışlıkları yer almaktadır.Ayrıca kitabı yazarken 16 kitaptan yararlanılması ve kontrolden geçirilmesine rağmen böyle yanlışlıkların yapılmasına şaşırmamak elde değil.
Tarihseverlerin severek okuyacağı bir kitap tavsiye ederim.
296 syf.
Polisiye kitapları okumayı sevmiyorum. Belki işimi mesai saatleri bitiminde hayatıma taşımak istemediğimden olsa gerek diye düşünsem de, asıl mesele polisiye romanlarını okurken anlatımın bana çok komik gelmesinden kaynaklı. Hakikatten okurken çok gülüyorum. Yazarlar genellikle; Arka Sokaklar dizisinden esinlenerek karakterleri belirleyip olayları şekillendiriyorlar. Ama inanın ki o dizi ile uzaktan yakından alakamız yok. Hiç bir zaman bu denli aile birliği derecesinde iş arkadaşlarına bu kadar da anlayışlı üstlere sahip olmadım. Bir de Behzat Ç vardı ki, zannedersiniz teşkilatta hiç disiplin tüzük yok:)
Sayın Polisiye Roman Yazarları;
Tunceli'li olup; Elazığ'lıyım , Elazığ'lı olup Malatyalı'yım, Malatya'lı olup Sivas'lıyım diyerek batılı olmayı lütuf zanneden, buna rağmen ben Şafiiyim abdest aldığımda bana dokunma abdestim bozulur, aleviyim ramazan ayında oruç tutmam diyebilecek yürekte memurlarla çalıştım.
Para ödememek için WC lerde kimlik göstermeye kalkan hatta bunu verilmiş hak olarak kabul edip itiraz edildiğinde kavga çıkaran memurların yanı sıra, aldığı maaş ile hiç bir kanı bağı bulunmayan öğrencileri okutan bunun duyulmaması için elinden gelen gayreti sarf eden adam gibi adamlarla çalıştım.
Şirin gözükmek için gündemim gerektirdiği gazeteleri okumadıkları halde sırf tarafım bu işte demek için araçlarının ön camlarında sergileyen zavallıların gündem değişince birden bire sahte milliyetçilik ahkamlarına tanık olurken, Ahmet Kaya da dinlerim, Orhan Pamuk , Zülfü Livaneli de okurum ben neysem oyum diyerek ruhuna ihanet etmeyenleri de gördüm.
Saçlarım sarı olduğu için (boya aslında :)) ) ''ben amir karısıyım sadece benim saçlarım sarı olacak değiştir rengini'' diyen , eşleri bir rütbe alırken kendileri iki rütbe atlayan densiz amir eşleri ile de didiştim, çocuğum hasta olduğunda benimle birlikte hastanede sabahlayan halen dualarımda yer alan vefalı amir eşlerini ise her daim saygıyla andım.
Eskiden sadece hemşehricilik gruplaşmalarına maruz kalırken; ''toprağım, memleketlim '' korumalarını üzülerek seyrederken o günleri arayacak zamanları yaşadım.
İbadet etmeyen, eden, alkol alan almayan, işinden çıkıp hemen evine giden, gitmeyen kategorilerinin oluşturulduğu, birbirine zıt iki karakterin aynı ekip aracında düşmanlık beslediklerini iki tarafın da kişiliklere saygı duymadan açık arayarak kaba tabirle satışa getirme oyunlarından nefret ettim.
Bunları bilmiyorsunuz evet bilemezsiniz de. Yani yazmayın polisiye romanları.
Ayşe Kulin 'in her ne kadar kitabın türü polisiye olarak belirtilmemişse de konusunun belirlenmediği bir olay içerisinde buluyorsunuz kendinizi. Casusluk, örgütler, polisler, tanık korumalar var. Ama dediğim gibi olay ne öğrenemedim. Bir iki yerinde bir kaç terör örgütü gündemi yazmak adına anlatılıyor ama inanın onu da anlamadım. Sayın Ayşe Kulin, sen biyografi yaz, Kardelenleri yaz, ama illa gündemde satış yapar kitaplarım diye düşünerek açıkça ifade edemediğin olayları polisiye kisvesi altında yazma lütfen.
Niye mi okudum? Bir yazarın bir çok kitabını okumuş isem diğerlerini de okumalıyım zaafından kaynaklı bir hata.
Okumanıza değecek hiç bir tema yok. Okudum hata ettim, okur musunuz bilemem. Gerisi size kalmış:)
332 syf.
·Beğendi·10/10
'' TEK VE TEK BAŞINA! ''

O çok güçlü bir kadındı. Evet, evet, o. TÜRKAN SAYLAN. 74 yıllık (13 Aralık 1935 / 18 Mayıs 2009) hayatına neler neler sığdırdı. İki evlilik, anlaşamadığı bir eş, iki evlat, bir sürü öğrenci, yardımına koştuğu bir sürü hasta...

Tabuları yıktı. '' Kadın okumaz! '' dediler, OKUDU. '' Kadından doktor olmaz! '' dediler, DOKTOR DA OLDU, DAHA İLERİSİ DE. '' Kadın kısmı çalışamaz, evinde oturup ;eşine hizmet edecek! '' dediler, ÇALIŞTI, HEM DE ÖYLE ÇALIŞTI Kİ SAATLERCE, GÜNLERCE EVİNE GİTMEDİ/GİDEMEDİ...

Yolundan yürümek isteyenler oldu. Örnek aldılar, peşine düştüler. Okuttu, okutturdu ve arkalarında oldu... Destek oldu, elinde avucunda olanı verdi. Karşılık olarak beklediği tek şey ise; okumaları, iyi yere gelmeleri oldu. Mükemmel bir insan oldu, mükemmel şeyler başardı... İmrenildi, özenildi... Başkalarının, kendinden daha iyisi olması için; elinden geleni yaptı...

Cüzzamlılardan tiksinenlere, nefret edenlere, karşı olanlara inat, iyileştirdi. Yanında, yurdunda yer verdi. Onların da bir birey olduğunu unutmadı, unutturmadı... Hayatını böyle devam ettirdi...

Bu kitapta, bahsettiklerimin çok daha fazlası var. Mektuplaşmalar, anılar, gözyaşları, kahkahalar... Daha neler neler... Okunması gereken bir kitap. Okuyun, okutturun. Yanınıza bir deste peçete bulundurun. Kendinizden geçmeniz, kişilerin yerine koyup üzülmeniz, çok doğal... Destek olalım ;insanlara, çiçeklere, canlılara... Destek olalım; tek başına kalanlara...
340 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Kitabın her sayfasında, o zamanlara ait haberler, yaşananlar, tüm dünyanın üç maymunu oynadığı,görmezden geldiği dramlar ve insanlık suçları tekrar canlandı hâfızamda.

Medeni (!) dünyanın şahit olduğu ve yaşanan soykırıma sessiz kaldığı Sırp katliamlarını okudukça yüreğim tekrar tekrar burkuldu, hüzünlendim yeniden.

Kendi iktidarları uğruna, asırlarca komşu olarak yaşamış insanları birbirine düşman eden yöneticilerin sebep olduğu bir insanlık dramı.

Maalesef iktidar sahipleri her asırda, her dönemde kendi iktidarlarını devam ettirmek uğruna (bu hangi inanç, hangi anlayış adına olursa olsun) zulmedecek birilerini buluyorlar.

Kendinizi asla iyi hissedemeyeceğiniz bir okuma olacak ama yine de iyi okumalar diyeyim...
272 syf.
·7 günde·Beğendi·7/10
Halide Edib Adıvar'ın ölümsüz karakteri Handan'ın eşliğinde; yaşadığı aşkları, hüzünleri, sevinçleri, entrikaları, ölümleri, maceraları, yakın tarihimizde yaşanan ve "Gezi Olayları" olarak adlandırılan olaylarla harmanlayarak sizinle paylaşacak romanın kahramanı HANDAN.
İki Handan arasında yaşanan diyaloglar ilgi çekici. Bu konuşmalarda -aradan çok zaman geçmemesine rağmen- iki karakterin birbiri ile anlaşamamasının nedeni olan kaybettiğimiz dilimizi görmek üzüntü verici...

İyi okumalar
438 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10
Nefes nefese okuyacağınız bir kitap "Nefes nefese". Dini, dili, ırkı ne olursa olsun her insan, insanca yaşamayı hak eder. İnsanlık bunu başarırsa dünyaya huzur gelecektir.
Her insan şunu bilmeli ve özümsemeli :
Senin dinin seninle Allah arasındadır ve seni ilgilendirir. Ama senin İNSANLIĞIN beni de ilgilendirir, çünkü kötü insan herkese dokunur. Ve hiç bir din insana kötülüğü emretmez...

İyi okumalar
272 syf.
·5/10
Büyük bir istekle çok kısa zamanda okuyup bitirdiğim ilk üç kitabın yanına yakışmayan serinin son kitabıdır. Handanın hikayesi diğer kitapların birine sıkıştırılabilirdi. Sırf konu uzasın, kitap şekline dönüşsün diye anlamsız olaylar katılmayabilirdi. Serinin iki karakteri vardı onların da hikayeleri ayrı ayrı kitaplarda anlatılmıştı. Handan benim için bu seride yan karakterdi ve ayrı bir kitaba sığacak kadar hikayesi olmadığından yabancı memleketlerden yeğen ithal edilip onun hikayesine dönüşmüştü. İlle gezi olayları anlatılacaksa farklı bir karakterle seriden bağımsız bir kitap oluşturulabilirdi. Serinin güzelliğini bozmaya hakkın yoktu Ayşe Kulin.
398 syf.
Ayşe Kulin'in okuduğum ilk kitabıdır.

Bugün okusaydım farklı olabilirdi. Fakat 16-17 yaşlarında okuduğumda etkilenmiştim. Edebi anlatımından ya da söz sanatlarından falan değil, ataerkil bir toplumda büyürken düşüncelerime kodlanmış erkek egemen cinsellik algısı yüzünden bir kadın tarafından erkeklere bakış ve üstü kapalı da olsa cinsellik tanımı hayli garipti benim için. Kadınsı dünyaya bakış, Jüpiter'e ayak basmak gibi olmuştu. İlginç ve bir o kadar ıssız.

Çok uzamasının anlamı olmayacağını düşünerek şöyle bitirebilirim. Kanaatim bu kitabı pek fazla kitap okumamış insanlar okursa biraz daha fazla kazanımda bulunabilirler. Fakat artık kitap kurdu olmuş okuma gönüllülerinin çok da bir kazanç elde edebileceğini sanmıyorum.
372 syf.
·Beğendi·9/10
Kesinlikle nefes nefese okuyacağınız bir kitap.
Bir yahudi erkeği ile Türk kızının aşkı var...Ve bütün engelleri aşma çabaları.Aşk tüm engelleri aşarak yaşamak değil mi zaten? Burada kitaptaki baba karakterimiz önemli bir yer tutuyor.Çünkü damadını istememekte direniyor.Peki baba ve kız birbirinden vazgeçebilir mi? Kitabın sonuna geldiğimde gözyaşlarım tamamen aktı,gitti.
Yüreğimize dokunan kitapları okumaktan asla vazgeçmeyelim.
İnsanın ırkı,dili,dini ne olursa olsun her insan,insanca yaşamayı hak eder.Ancak insanlık bunu başarırsa dünyaya huzur gelir.
Bence her insan şunu bilmeli ve özümsemeli: Senin dinin seninle Allah arasındadır ve seni ilgilendirir.Fakat senin insanlığın beni de ilgilendirir, çünkü kötü insanlar herkese dokunur ve hiçbir din insana kötülüğü emretmez...

Yazarın biyografisi

Adı:
Ayşe Kulin
Unvan:
Türk Yazar ve Gazeteci
Doğum:
İstanbul, 26 Ağustos 1941
Ayşe Kulin (d. 1941, İstanbul), Türk yazar ve gazeteci.

Kariyeri

Kaleme aldığı biyografik eserleri ve romanlarıyla çok okunan yazarlardan biri olmuş ve birçok ödül kazanmıştır. Üslubundaki akıcılık ve yalınlıkla büyük övgü alan yazarın öykü ve kitapları senaryolaştırılıp beyazperdeye aktarılmıştır.

Arnavutköy Amerikan Kız Koleji Edebiyat bölümünü bitirdi. Çeşitli gazete ve dergilerde editör ve muhabir olarak çalıştı. Uzun yıllar televizyon, reklam ve sinema filmlerinde sahne yapımcısı, sanat yönetmeni ve senarist olarak görev yaptı.

1984-1996 arası

Öykülerden oluşan ilk kitabı Güneşe Dön Yüzünü 1984 yılında yayımlandı. Bu kitaptaki Gülizar adlı öyküyü, Kırık Bebek adıyla senaryolaştırdı ve bu filmi 1986 yılında Kültür Bakanlığı Ödülü'nü kazandı. Kulin, 1986'da sahne yapımcılığını ve sanat yönetmenliğini üstlendiği Ayaşlı ve Kiracılarıadlı dizideki çalışmasıyla Tiyatro Yazarları Derneği'nin En İyi Sanat Yönetmeni Ödülü'nü kazandı.

1996 yılında Münir Nureddin Selçuk'un yaşam öyküsünün anlatıldığı Bir Tatlı Huzur adlı kitabı yayınlandı. Aynı yıl, Foto Sabah Resimleri adlı öyküsü Haldun Taner Öykü Ödülü'nü, bir yıl sonra aynı adı taşıyan kitabı Sait Faik Hikaye Armağanı'nı kazandı.

1997-2003 arası

1997'de yayınlanan ve Aylin Devrimel'in hayatını konu alan Adı: Aylin adlı kitabı ile, İstanbul İletişim Fakültesi tarafından yılın yazarı seçildi. Bu kitap yazarın çok geniş kitleler tarafından tanınmasını sağladı. 1998 yılında Geniş Zamanlar adlı öykü kitabı, 1999'da Iletişim Fakültesi tarafından yılın romanı seçilmiş olan Sevdalinka ve 2000'de yine bir biyografik roman olan ve Füreya Koral'ın hayatını aktardığı Füreya yayınlandı.

Ayşe Kulin, 2001 yılında yayımlanan Köprü isimli romanı ile Türkiye'nin doğu illerinde yaşanan dramın kökenleri ve cumhuriyet tarihi içindeki nedenlerini ele aldı. Bu romanı, 2006 ve 2008 yılları arasında Star TV'de aynı isimle dizi olarak yayınlandı. Yine 2002 yılında yayınlanan Nefes Nefese isimli romanı ile İkinci Dünya Savaşı sırasında yüzlerce Yahudi'yi soykırımdan kurtaran Türk diplomatlarının kahramanlıklarını bir aşk öyküsü ile birlikte işliyor. Geniş Zamanlar adlı öykü kitabı, 2007 yılında Star TV'de aynı adla dizi olarak yayınlandı.

2004-Günümüz

2004 yılında yazdığı Gece Sesleri romanı, aynı adla televizyona uyarlanarak 2008 ve 2009 yılları arasında Show TV'de yayınlandı.

Yazar istatistikleri

  • 3.545 okur beğendi.
  • 79.761 okur okudu.
  • 873 okur okuyor.
  • 14.314 okur okuyacak.
  • 771 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları