Ayşe Kulin

Ayşe Kulin

8.0/10
7.346 Kişi
·
31.160
Okunma
·
2.179
Beğeni
·
37.517
Gösterim
Adı:
Ayşe Kulin
Unvan:
Türk Yazar ve Gazeteci
Doğum:
İstanbul, 26 Ağustos 1941
Ayşe Kulin (d. 1941, İstanbul), Türk yazar ve gazeteci.

Kariyeri

Kaleme aldığı biyografik eserleri ve romanlarıyla çok okunan yazarlardan biri olmuş ve birçok ödül kazanmıştır. Üslubundaki akıcılık ve yalınlıkla büyük övgü alan yazarın öykü ve kitapları senaryolaştırılıp beyazperdeye aktarılmıştır.

Arnavutköy Amerikan Kız Koleji Edebiyat bölümünü bitirdi. Çeşitli gazete ve dergilerde editör ve muhabir olarak çalıştı. Uzun yıllar televizyon, reklam ve sinema filmlerinde sahne yapımcısı, sanat yönetmeni ve senarist olarak görev yaptı.

1984-1996 arası

Öykülerden oluşan ilk kitabı Güneşe Dön Yüzünü 1984 yılında yayımlandı. Bu kitaptaki Gülizar adlı öyküyü, Kırık Bebek adıyla senaryolaştırdı ve bu filmi 1986 yılında Kültür Bakanlığı Ödülü'nü kazandı. Kulin, 1986'da sahne yapımcılığını ve sanat yönetmenliğini üstlendiği Ayaşlı ve Kiracılarıadlı dizideki çalışmasıyla Tiyatro Yazarları Derneği'nin En İyi Sanat Yönetmeni Ödülü'nü kazandı.

1996 yılında Münir Nureddin Selçuk'un yaşam öyküsünün anlatıldığı Bir Tatlı Huzur adlı kitabı yayınlandı. Aynı yıl, Foto Sabah Resimleri adlı öyküsü Haldun Taner Öykü Ödülü'nü, bir yıl sonra aynı adı taşıyan kitabı Sait Faik Hikaye Armağanı'nı kazandı.

1997-2003 arası

1997'de yayınlanan ve Aylin Devrimel'in hayatını konu alan Adı: Aylin adlı kitabı ile, İstanbul İletişim Fakültesi tarafından yılın yazarı seçildi. Bu kitap yazarın çok geniş kitleler tarafından tanınmasını sağladı. 1998 yılında Geniş Zamanlar adlı öykü kitabı, 1999'da Iletişim Fakültesi tarafından yılın romanı seçilmiş olan Sevdalinka ve 2000'de yine bir biyografik roman olan ve Füreya Koral'ın hayatını aktardığı Füreya yayınlandı.

Ayşe Kulin, 2001 yılında yayımlanan Köprü isimli romanı ile Türkiye'nin doğu illerinde yaşanan dramın kökenleri ve cumhuriyet tarihi içindeki nedenlerini ele aldı. Bu romanı, 2006 ve 2008 yılları arasında Star TV'de aynı isimle dizi olarak yayınlandı. Yine 2002 yılında yayınlanan Nefes Nefese isimli romanı ile İkinci Dünya Savaşı sırasında yüzlerce Yahudi'yi soykırımdan kurtaran Türk diplomatlarının kahramanlıklarını bir aşk öyküsü ile birlikte işliyor. Geniş Zamanlar adlı öykü kitabı, 2007 yılında Star TV'de aynı adla dizi olarak yayınlandı.

2004-Günümüz

2004 yılında yazdığı Gece Sesleri romanı, aynı adla televizyona uyarlanarak 2008 ve 2009 yılları arasında Show TV'de yayınlandı.
Tıpkı şiirde ki gibi,

<<Ne içindeyim zamanın
Ne de büsbütün dışında>>

Ne öksüzdüm ben, ne de tam anlamıyla anneli
-Bana onuncu yılımızı kutlarken mutfak robotu hediye ettin
+kızılacak bir şey mi bu?
-neden kızdığımı anlamıyorsan ben kendimi şu pencereden aşağı atayım..

...

Onuncu yılımızda bana bunu mu layık gördün? Bunu mu? BUNU MU?
Bir süre sonra gözyaşları akamaz olur, insanın içi de dışı da kururmuş. İstese de ağlayamazmış artık.
Polisiye kitapları okumayı sevmiyorum. Belki işimi mesai saatleri bitiminde hayatıma taşımak istemediğimden olsa gerek diye düşünsem de, asıl mesele polisiye romanlarını okurken anlatımın bana çok komik gelmesinden kaynaklı. Hakikatten okurken çok gülüyorum. Yazarlar genellikle; Arka Sokaklar dizisinden esinlenerek karakterleri belirleyip olayları şekillendiriyorlar. Ama inanın ki o dizi ile uzaktan yakından alakamız yok. Hiç bir zaman bu denli aile birliği derecesinde iş arkadaşlarına bu kadar da anlayışlı üstlere sahip olmadım. Bir de Behzat Ç vardı ki, zannedersiniz teşkilatta hiç disiplin tüzük yok:)
Sayın Polisiye Roman Yazarları;
Tunceli'li olup; Elazığ'lıyım , Elazığ'lı olup Malatyalı'yım, Malatya'lı olup Sivas'lıyım diyerek batılı olmayı lütuf zanneden, buna rağmen ben Şafiiyim abdest aldığımda bana dokunma abdestim bozulur, aleviyim ramazan ayında oruç tutmam diyebilecek yürekte memurlarla çalıştım.
Para ödememek için WC lerde kimlik göstermeye kalkan hatta bunu verilmiş hak olarak kabul edip itiraz edildiğinde kavga çıkaran memurların yanı sıra, aldığı maaş ile hiç bir kanı bağı bulunmayan öğrencileri okutan bunun duyulmaması için elinden gelen gayreti sarf eden adam gibi adamlarla çalıştım.
Şirin gözükmek için gündemim gerektirdiği gazeteleri okumadıkları halde sırf tarafım bu işte demek için araçlarının ön camlarında sergileyen zavallıların gündem değişince birden bire sahte milliyetçilik ahkamlarına tanık olurken, Ahmet Kaya da dinlerim, Orhan Pamuk , Zülfü Livaneli de okurum ben neysem oyum diyerek ruhuna ihanet etmeyenleri de gördüm.
Saçlarım sarı olduğu için (boya aslında :)) ) ''ben amir karısıyım sadece benim saçlarım sarı olacak değiştir rengini'' diyen , eşleri bir rütbe alırken kendileri iki rütbe atlayan densiz amir eşleri ile de didiştim, çocuğum hasta olduğunda benimle birlikte hastanede sabahlayan halen dualarımda yer alan vefalı amir eşlerini ise her daim saygıyla andım.
Eskiden sadece hemşehricilik gruplaşmalarına maruz kalırken; ''toprağım, memleketlim '' korumalarını üzülerek seyrederken o günleri arayacak zamanları yaşadım.
İbadet etmeyen, eden, alkol alan almayan, işinden çıkıp hemen evine giden, gitmeyen kategorilerinin oluşturulduğu, birbirine zıt iki karakterin aynı ekip aracında düşmanlık beslediklerini iki tarafın da kişiliklere saygı duymadan açık arayarak kaba tabirle satışa getirme oyunlarından nefret ettim.
Bunları bilmiyorsunuz evet bilemezsiniz de. Yani yazmayın polisiye romanları.
Ayşe Kulin 'in her ne kadar kitabın türü polisiye olarak belirtilmemişse de konusunun belirlenmediği bir olay içerisinde buluyorsunuz kendinizi. Casusluk, örgütler, polisler, tanık korumalar var. Ama dediğim gibi olay ne öğrenemedim. Bir iki yerinde bir kaç terör örgütü gündemi yazmak adına anlatılıyor ama inanın onu da anlamadım. Sayın Ayşe Kulin, sen biyografi yaz, Kardelenleri yaz, ama illa gündemde satış yapar kitaplarım diye düşünerek açıkça ifade edemediğin olayları polisiye kisvesi altında yazma lütfen.
Niye mi okudum? Bir yazarın bir çok kitabını okumuş isem diğerlerini de okumalıyım zaafından kaynaklı bir hata.
Okumanıza değecek hiç bir tema yok. Okudum hata ettim, okur musunuz bilemem. Gerisi size kalmış:)
'' TEK VE TEK BAŞINA! ''

O çok güçlü bir kadındı. Evet, evet, o. TÜRKAN SAYLAN. 74 yıllık (13 Aralık 1935 / 18 Mayıs 2009) hayatına neler neler sığdırdı. İki evlilik, anlaşamadığı bir eş, iki evlat, bir sürü öğrenci, yardımına koştuğu bir sürü hasta...

Tabuları yıktı. '' Kadın okumaz! '' dediler, OKUDU. '' Kadından doktor olmaz! '' dediler, DOKTOR DA OLDU, DAHA İLERİSİ DE. '' Kadın kısmı çalışamaz, evinde oturup ;eşine hizmet edecek! '' dediler, ÇALIŞTI, HEM DE ÖYLE ÇALIŞTI Kİ SAATLERCE, GÜNLERCE EVİNE GİTMEDİ/GİDEMEDİ...

Yolundan yürümek isteyenler oldu. Örnek aldılar, peşine düştüler. Okuttu, okutturdu ve arkalarında oldu... Destek oldu, elinde avucunda olanı verdi. Karşılık olarak beklediği tek şey ise; okumaları, iyi yere gelmeleri oldu. Mükemmel bir insan oldu, mükemmel şeyler başardı... İmrenildi, özenildi... Başkalarının, kendinden daha iyisi olması için; elinden geleni yaptı...

Cüzzamlılardan tiksinenlere, nefret edenlere, karşı olanlara inat, iyileştirdi. Yanında, yurdunda yer verdi. Onlarında bir birey olduğunu unutmadı, unutturmadı... Hayatını böyle devam ettirdi...

Bu kitapta, bahsettiklerimin çok daha fazlası var. Mektuplaşmalar, anılar, gözyaşları, kahkahalar... Daha neler neler... Okunması gereken bir kitap. Okuyun, okutturun. Yanınıza bir deste peçete bulundurun. Kendinizden geçmeniz, kişilerin yerine koyup üzülmeniz, çok doğal... Destek olalım ;insanlara, çiçeklere, canlılara... Destek olalım; tek başına kalanlara...
Büyük bir istekle çok kısa zamanda okuyup bitirdiğim ilk üç kitabın yanına yakışmayan serinin son kitabıdır. Handanın hikayesi diğer kitapların birine sıkıştırılabilirdi. Sırf konu uzasın, kitap şekline dönüşsün diye anlamsız olaylar katılmayabilirdi. Serinin iki karakteri vardı onlarında hikayeleri ayrı ayrı kitaplarda anlatılmıştı. Handan benim için bu seride yan karakterdi ve ayrı bir kitaba sığacak kadar hikayesi olmadığından yabancı memleketlerden yiğen ithal edilip onun hikayesine dönüşmüştü. İllede gezi olayları anlatılacaksa farklı bir karakterle seriden bağımsız bir kitap oluşturulabilirdi. Serinin güzelliğini bozmaya hakkın yoktu Ayşe Kulin.
Kitaptan Ayşe Kulinin üçlemesi diye bahsedilse de aslında seri 4 kitaptır. Final bölümü Handan olsa da asıl final Handan değildir. Seride İlhami, Derya, Bora ve Handanın hikayesi konu edilir.

Serinin üçüncü kitabına gelmişseniz eğer bir spoileri hakettiniz demektir.

Pek spoiler sayılmaz aslında. Derya ilhaminin kızıdır. Handan evli olan ilhamiye, Deryada babasının çalışanı Boraya aşıktır. Ama gizli anlarda yaşanan ilişki bambaşkadır. Bu ilişkinin bitmesi sonucu bambaşka bir hayata karışan ilhamiyi kızı deryanın geri döndürme çabaları anlatılır.
Eski Türk filmleri tadında bir hikaye daha. O aslında onun oğluymus. O da onun babası imiş. Her ne kadar roman tanıtımında anne kız ilişkisi denilse de, başında ve sonunda bir kaç diyalog harici anne kız ilişkisi göremedim. Daha çok zengin bir konakta yaşanan çarpık ilişkiler konu edinilmiş. Klasik Türk dizilerindeki konak hayatı anlatılmış. Asmalı konakta Seymen ağa evin hizmetlisi Dicleden çocuk yapmıştı. Evet sanırım her konakta aynı hikaye yaşanıyor.
Karakter yorumu:
Ah be Bora sende istemezdin değil mi annenle sınanmayı, hayata darılmayı, oradan oraya savrulmayı, Baba ile kızı arasında sıkışıp kalmayı. Toyluğun ve cesaretine hayran kaldım.

Kitap yorumu:
Ayşe kulin'in biyografiler hariç her kitabını okuyan birisi olarak içlerinde en mükemmel bulduğumdur. İkinci olarak serinin ilk kitabı diyebilirim. Tarzı farklı oluşu sebebiyle sanırım.
Kahramanımız daha doğrusu kahramanlarımız iki erkek ve aralarındaki ilişkinin başlangıcı. Bir kadın olarak erkeklerin gizli anları, gizli duygu ve düşünceleri çok güzel yazılmış. Ayşe kulinin hiç bir kitabında ben bu serinin ilk iki kitabındaki kadar güzel bir akıcılığa rastlayamadım. Okuyalı iki üç sene olmuştur. Tekrar okumayı düşünmüyor değilim.
Toplumumuza o kadar yabancı ki, okurken insanın hayretler içinde kalmaması ve yadırgaması mümkün değil. Ama yazar dilini o kadar akıcı ve ustaca kullanmış ki, başladıysanız bırakmayacağınız bir kitap. Konusu; "Eşcinsel bir aşk". Hikayesi; Hayatın insana ne zaman nasıl bir oyun oynayacağını hiç bilemiyoruz bir anda hayatımız alt üst olabiliyor.
Olmayacak gibi gözüken şeylerin bile mümkün olabileceğini güzel bir şekilde gösteriyor. Yine emeğe saygı diyor yazarına teşekkür ediyorum. Yüreğine sağlık. Her şeye rağmen güzel bir kitaptı. Tavsiye ederim. Keyifli okumalar :)
işte gerçek bir Ayşe Kulin romanı...Acı dolu yıllar...Bir Osmanlı paşasının aile dramı ve Osmanlının hazin sonu...Kitabın son sayfalarında ağladım..
Ayşe Kulin'in "Dönüş"ünü geçen yıl Aralık ayında okumuştum, ve bu yazarın okuduğum ilk kitabı idi. Öncelikle şunu belirtmek isterim ki "Dönüş" Ayşe Kulin'in diğer kitaplarını da okumam için yeterince etki bıraktı bende.

Yazar "Dönüş"de; parçalanan aileler, evlat acısı ve özlemi, aldatma ve aldatılma, cinsel seçimler (eşcinsellik), toplumsal önyargılar, hatalarla gelen hayat dersleri gibi konulara deyinmiş. "Dönüş" ile hem psikolojik, hem sosyolojik hemde toplumsal mesajlar veren yazar, bu kitabı ile okurların "doğru" ve "yanlış"ı kendi içlerinde sorgulamasına neden oluyor. Doğru; kime göre ve neye göre doğrudur..? Yanlış; kime göre ve neye göre yanlıştır..? Herkesin seçimleri ve doğruları, kendi seçimleri ve doğrularıdır! Kimsenin kimseye doğrularını dayatmaya hakkı yoktur. Koruma içgüdüsü ile dayatılan "doğrular" bazen hata yapılmasına neden olabilir, işte tamda bu noktada yazar bizlere şunu bir kez daha gösteriyor ki; insanız, kusurluyuz, bu nedenle de hata yapma lüksüne sahip olmalıyız, başka türlü (hayatı) öğrenemeyiz.
Hata yapma lüksüne sahip olmamız ne kadar gerekiyorsa aynı şekilde yüce gönüllü olmayı öğrenip affetmeyi de bilmemiz gerek, çünkü karşı tarafı affetmek aslında insanın kendisini içinde bulunduğu sıkıntıdan kurtarması, özgür bırakması demektir. Yazar, kitabın sonunda bundan dolayı olsa gerek affetmenin aslında karşı tarafa değil insanın kendisine yaptığı bir iyilik olduğunu anlatmaya çalışmış. Ve yine bu konuda önemli olan ise; geç kalmadan affetmeyi bilmektir..

Yazarın yalın (sade) anlatımı ve değindiği konular kitabın akıcı olmasına neden olan en etken unsurlar olmuş. Başarılı bir anlatım, başarılı bir kurgu ve bir çok ders alınacak konular içermekte kitap..

Her ne kadar mutlu son tercih edilsede bir çok okur tarafından, bu kitapta öyle bir son ne yazık ki yoktur, bu kötü mü...? Elbetteki değil, belkide sonunun bu şekilde olması da anlatılan öykünün inandırıcılığını korumasına neden olmuştur.. Zaten mutsuz bir son da yoktur, sadece yapılan bir tercih ve o tercihin sonucunda yaşanması gerekenler vardır... Daha açık yazmak isterdim bunu ama o zaman okuyacak okurlar için kitabın gizemi kalmayacaktır...

Herkese keyifli okumalar...

Yazarın biyografisi

Adı:
Ayşe Kulin
Unvan:
Türk Yazar ve Gazeteci
Doğum:
İstanbul, 26 Ağustos 1941
Ayşe Kulin (d. 1941, İstanbul), Türk yazar ve gazeteci.

Kariyeri

Kaleme aldığı biyografik eserleri ve romanlarıyla çok okunan yazarlardan biri olmuş ve birçok ödül kazanmıştır. Üslubundaki akıcılık ve yalınlıkla büyük övgü alan yazarın öykü ve kitapları senaryolaştırılıp beyazperdeye aktarılmıştır.

Arnavutköy Amerikan Kız Koleji Edebiyat bölümünü bitirdi. Çeşitli gazete ve dergilerde editör ve muhabir olarak çalıştı. Uzun yıllar televizyon, reklam ve sinema filmlerinde sahne yapımcısı, sanat yönetmeni ve senarist olarak görev yaptı.

1984-1996 arası

Öykülerden oluşan ilk kitabı Güneşe Dön Yüzünü 1984 yılında yayımlandı. Bu kitaptaki Gülizar adlı öyküyü, Kırık Bebek adıyla senaryolaştırdı ve bu filmi 1986 yılında Kültür Bakanlığı Ödülü'nü kazandı. Kulin, 1986'da sahne yapımcılığını ve sanat yönetmenliğini üstlendiği Ayaşlı ve Kiracılarıadlı dizideki çalışmasıyla Tiyatro Yazarları Derneği'nin En İyi Sanat Yönetmeni Ödülü'nü kazandı.

1996 yılında Münir Nureddin Selçuk'un yaşam öyküsünün anlatıldığı Bir Tatlı Huzur adlı kitabı yayınlandı. Aynı yıl, Foto Sabah Resimleri adlı öyküsü Haldun Taner Öykü Ödülü'nü, bir yıl sonra aynı adı taşıyan kitabı Sait Faik Hikaye Armağanı'nı kazandı.

1997-2003 arası

1997'de yayınlanan ve Aylin Devrimel'in hayatını konu alan Adı: Aylin adlı kitabı ile, İstanbul İletişim Fakültesi tarafından yılın yazarı seçildi. Bu kitap yazarın çok geniş kitleler tarafından tanınmasını sağladı. 1998 yılında Geniş Zamanlar adlı öykü kitabı, 1999'da Iletişim Fakültesi tarafından yılın romanı seçilmiş olan Sevdalinka ve 2000'de yine bir biyografik roman olan ve Füreya Koral'ın hayatını aktardığı Füreya yayınlandı.

Ayşe Kulin, 2001 yılında yayımlanan Köprü isimli romanı ile Türkiye'nin doğu illerinde yaşanan dramın kökenleri ve cumhuriyet tarihi içindeki nedenlerini ele aldı. Bu romanı, 2006 ve 2008 yılları arasında Star TV'de aynı isimle dizi olarak yayınlandı. Yine 2002 yılında yayınlanan Nefes Nefese isimli romanı ile İkinci Dünya Savaşı sırasında yüzlerce Yahudi'yi soykırımdan kurtaran Türk diplomatlarının kahramanlıklarını bir aşk öyküsü ile birlikte işliyor. Geniş Zamanlar adlı öykü kitabı, 2007 yılında Star TV'de aynı adla dizi olarak yayınlandı.

2004-Günümüz

2004 yılında yazdığı Gece Sesleri romanı, aynı adla televizyona uyarlanarak 2008 ve 2009 yılları arasında Show TV'de yayınlandı.

Yazar istatistikleri

  • 2.179 okur beğendi.
  • 31.160 okur okudu.
  • 342 okur okuyor.
  • 6.583 okur okuyacak.
  • 319 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları