Ayşe Kulin

Ayşe Kulin

Yazar
8.0/10
8.873 Kişi
·
38.797
Okunma
·
2.435
Beğeni
·
44.591
Gösterim
Adı:
Ayşe Kulin
Unvan:
Türk Yazar ve Gazeteci
Doğum:
İstanbul, 26 Ağustos 1941
Ayşe Kulin (d. 1941, İstanbul), Türk yazar ve gazeteci.

Kariyeri

Kaleme aldığı biyografik eserleri ve romanlarıyla çok okunan yazarlardan biri olmuş ve birçok ödül kazanmıştır. Üslubundaki akıcılık ve yalınlıkla büyük övgü alan yazarın öykü ve kitapları senaryolaştırılıp beyazperdeye aktarılmıştır.

Arnavutköy Amerikan Kız Koleji Edebiyat bölümünü bitirdi. Çeşitli gazete ve dergilerde editör ve muhabir olarak çalıştı. Uzun yıllar televizyon, reklam ve sinema filmlerinde sahne yapımcısı, sanat yönetmeni ve senarist olarak görev yaptı.

1984-1996 arası

Öykülerden oluşan ilk kitabı Güneşe Dön Yüzünü 1984 yılında yayımlandı. Bu kitaptaki Gülizar adlı öyküyü, Kırık Bebek adıyla senaryolaştırdı ve bu filmi 1986 yılında Kültür Bakanlığı Ödülü'nü kazandı. Kulin, 1986'da sahne yapımcılığını ve sanat yönetmenliğini üstlendiği Ayaşlı ve Kiracılarıadlı dizideki çalışmasıyla Tiyatro Yazarları Derneği'nin En İyi Sanat Yönetmeni Ödülü'nü kazandı.

1996 yılında Münir Nureddin Selçuk'un yaşam öyküsünün anlatıldığı Bir Tatlı Huzur adlı kitabı yayınlandı. Aynı yıl, Foto Sabah Resimleri adlı öyküsü Haldun Taner Öykü Ödülü'nü, bir yıl sonra aynı adı taşıyan kitabı Sait Faik Hikaye Armağanı'nı kazandı.

1997-2003 arası

1997'de yayınlanan ve Aylin Devrimel'in hayatını konu alan Adı: Aylin adlı kitabı ile, İstanbul İletişim Fakültesi tarafından yılın yazarı seçildi. Bu kitap yazarın çok geniş kitleler tarafından tanınmasını sağladı. 1998 yılında Geniş Zamanlar adlı öykü kitabı, 1999'da Iletişim Fakültesi tarafından yılın romanı seçilmiş olan Sevdalinka ve 2000'de yine bir biyografik roman olan ve Füreya Koral'ın hayatını aktardığı Füreya yayınlandı.

Ayşe Kulin, 2001 yılında yayımlanan Köprü isimli romanı ile Türkiye'nin doğu illerinde yaşanan dramın kökenleri ve cumhuriyet tarihi içindeki nedenlerini ele aldı. Bu romanı, 2006 ve 2008 yılları arasında Star TV'de aynı isimle dizi olarak yayınlandı. Yine 2002 yılında yayınlanan Nefes Nefese isimli romanı ile İkinci Dünya Savaşı sırasında yüzlerce Yahudi'yi soykırımdan kurtaran Türk diplomatlarının kahramanlıklarını bir aşk öyküsü ile birlikte işliyor. Geniş Zamanlar adlı öykü kitabı, 2007 yılında Star TV'de aynı adla dizi olarak yayınlandı.

2004-Günümüz

2004 yılında yazdığı Gece Sesleri romanı, aynı adla televizyona uyarlanarak 2008 ve 2009 yılları arasında Show TV'de yayınlandı.
Tıpkı şiirde ki gibi,

<<Ne içindeyim zamanın
Ne de büsbütün dışında>>

Ne öksüzdüm ben, ne de tam anlamıyla anneli
"Sonumuzu bilerek yaşasak, her gün ölürdük herhalde. Oysa en ümitsiz hasta dahi küçük bir umutla yaşıyor yüreğinde..."
-Bana onuncu yılımızı kutlarken mutfak robotu hediye ettin
+kızılacak bir şey mi bu?
-neden kızdığımı anlamıyorsan ben kendimi şu pencereden aşağı atayım..

...

Onuncu yılımızda bana bunu mu layık gördün? Bunu mu? BUNU MU?
296 syf.
Polisiye kitapları okumayı sevmiyorum. Belki işimi mesai saatleri bitiminde hayatıma taşımak istemediğimden olsa gerek diye düşünsem de, asıl mesele polisiye romanlarını okurken anlatımın bana çok komik gelmesinden kaynaklı. Hakikatten okurken çok gülüyorum. Yazarlar genellikle; Arka Sokaklar dizisinden esinlenerek karakterleri belirleyip olayları şekillendiriyorlar. Ama inanın ki o dizi ile uzaktan yakından alakamız yok. Hiç bir zaman bu denli aile birliği derecesinde iş arkadaşlarına bu kadar da anlayışlı üstlere sahip olmadım. Bir de Behzat Ç vardı ki, zannedersiniz teşkilatta hiç disiplin tüzük yok:)
Sayın Polisiye Roman Yazarları;
Tunceli'li olup; Elazığ'lıyım , Elazığ'lı olup Malatyalı'yım, Malatya'lı olup Sivas'lıyım diyerek batılı olmayı lütuf zanneden, buna rağmen ben Şafiiyim abdest aldığımda bana dokunma abdestim bozulur, aleviyim ramazan ayında oruç tutmam diyebilecek yürekte memurlarla çalıştım.
Para ödememek için WC lerde kimlik göstermeye kalkan hatta bunu verilmiş hak olarak kabul edip itiraz edildiğinde kavga çıkaran memurların yanı sıra, aldığı maaş ile hiç bir kanı bağı bulunmayan öğrencileri okutan bunun duyulmaması için elinden gelen gayreti sarf eden adam gibi adamlarla çalıştım.
Şirin gözükmek için gündemim gerektirdiği gazeteleri okumadıkları halde sırf tarafım bu işte demek için araçlarının ön camlarında sergileyen zavallıların gündem değişince birden bire sahte milliyetçilik ahkamlarına tanık olurken, Ahmet Kaya da dinlerim, Orhan Pamuk , Zülfü Livaneli de okurum ben neysem oyum diyerek ruhuna ihanet etmeyenleri de gördüm.
Saçlarım sarı olduğu için (boya aslında :)) ) ''ben amir karısıyım sadece benim saçlarım sarı olacak değiştir rengini'' diyen , eşleri bir rütbe alırken kendileri iki rütbe atlayan densiz amir eşleri ile de didiştim, çocuğum hasta olduğunda benimle birlikte hastanede sabahlayan halen dualarımda yer alan vefalı amir eşlerini ise her daim saygıyla andım.
Eskiden sadece hemşehricilik gruplaşmalarına maruz kalırken; ''toprağım, memleketlim '' korumalarını üzülerek seyrederken o günleri arayacak zamanları yaşadım.
İbadet etmeyen, eden, alkol alan almayan, işinden çıkıp hemen evine giden, gitmeyen kategorilerinin oluşturulduğu, birbirine zıt iki karakterin aynı ekip aracında düşmanlık beslediklerini iki tarafın da kişiliklere saygı duymadan açık arayarak kaba tabirle satışa getirme oyunlarından nefret ettim.
Bunları bilmiyorsunuz evet bilemezsiniz de. Yani yazmayın polisiye romanları.
Ayşe Kulin 'in her ne kadar kitabın türü polisiye olarak belirtilmemişse de konusunun belirlenmediği bir olay içerisinde buluyorsunuz kendinizi. Casusluk, örgütler, polisler, tanık korumalar var. Ama dediğim gibi olay ne öğrenemedim. Bir iki yerinde bir kaç terör örgütü gündemi yazmak adına anlatılıyor ama inanın onu da anlamadım. Sayın Ayşe Kulin, sen biyografi yaz, Kardelenleri yaz, ama illa gündemde satış yapar kitaplarım diye düşünerek açıkça ifade edemediğin olayları polisiye kisvesi altında yazma lütfen.
Niye mi okudum? Bir yazarın bir çok kitabını okumuş isem diğerlerini de okumalıyım zaafından kaynaklı bir hata.
Okumanıza değecek hiç bir tema yok. Okudum hata ettim, okur musunuz bilemem. Gerisi size kalmış:)
332 syf.
·Beğendi·10/10
'' TEK VE TEK BAŞINA! ''

O çok güçlü bir kadındı. Evet, evet, o. TÜRKAN SAYLAN. 74 yıllık (13 Aralık 1935 / 18 Mayıs 2009) hayatına neler neler sığdırdı. İki evlilik, anlaşamadığı bir eş, iki evlat, bir sürü öğrenci, yardımına koştuğu bir sürü hasta...

Tabuları yıktı. '' Kadın okumaz! '' dediler, OKUDU. '' Kadından doktor olmaz! '' dediler, DOKTOR DA OLDU, DAHA İLERİSİ DE. '' Kadın kısmı çalışamaz, evinde oturup ;eşine hizmet edecek! '' dediler, ÇALIŞTI, HEM DE ÖYLE ÇALIŞTI Kİ SAATLERCE, GÜNLERCE EVİNE GİTMEDİ/GİDEMEDİ...

Yolundan yürümek isteyenler oldu. Örnek aldılar, peşine düştüler. Okuttu, okutturdu ve arkalarında oldu... Destek oldu, elinde avucunda olanı verdi. Karşılık olarak beklediği tek şey ise; okumaları, iyi yere gelmeleri oldu. Mükemmel bir insan oldu, mükemmel şeyler başardı... İmrenildi, özenildi... Başkalarının, kendinden daha iyisi olması için; elinden geleni yaptı...

Cüzzamlılardan tiksinenlere, nefret edenlere, karşı olanlara inat, iyileştirdi. Yanında, yurdunda yer verdi. Onların da bir birey olduğunu unutmadı, unutturmadı... Hayatını böyle devam ettirdi...

Bu kitapta, bahsettiklerimin çok daha fazlası var. Mektuplaşmalar, anılar, gözyaşları, kahkahalar... Daha neler neler... Okunması gereken bir kitap. Okuyun, okutturun. Yanınıza bir deste peçete bulundurun. Kendinizden geçmeniz, kişilerin yerine koyup üzülmeniz, çok doğal... Destek olalım ;insanlara, çiçeklere, canlılara... Destek olalım; tek başına kalanlara...
272 syf.
·5/10
Büyük bir istekle çok kısa zamanda okuyup bitirdiğim ilk üç kitabın yanına yakışmayan serinin son kitabıdır. Handanın hikayesi diğer kitapların birine sıkıştırılabilirdi. Sırf konu uzasın, kitap şekline dönüşsün diye anlamsız olaylar katılmayabilirdi. Serinin iki karakteri vardı onlarında hikayeleri ayrı ayrı kitaplarda anlatılmıştı. Handan benim için bu seride yan karakterdi ve ayrı bir kitaba sığacak kadar hikayesi olmadığından yabancı memleketlerden yiğen ithal edilip onun hikayesine dönüşmüştü. İllede gezi olayları anlatılacaksa farklı bir karakterle seriden bağımsız bir kitap oluşturulabilirdi. Serinin güzelliğini bozmaya hakkın yoktu Ayşe Kulin.
265 syf.
·7/10
Eski Türk filmleri tadında bir hikaye daha. O aslında onun oğluymus. O da onun babası imiş. Her ne kadar roman tanıtımında anne kız ilişkisi denilse de, başında ve sonunda bir kaç diyalog harici anne kız ilişkisi göremedim. Daha çok zengin bir konakta yaşanan çarpık ilişkiler konu edinilmiş. Klasik Türk dizilerindeki konak hayatı anlatılmış. Asmalı konakta Seymen ağa evin hizmetlisi Dicleden çocuk yapmıştı. Evet sanırım her konakta aynı hikaye yaşanıyor.
296 syf.
·10/10
Kitaptan Ayşe Kulinin üçlemesi diye bahsedilse de aslında seri 4 kitaptır. Final bölümü Handan olsa da asıl final Handan değildir. Seride İlhami, Derya, Bora ve Handanın hikayesi konu edilir.

Serinin üçüncü kitabına gelmişseniz eğer bir spoileri hakettiniz demektir.

Pek spoiler sayılmaz aslında. Derya ilhaminin kızıdır. Handan evli olan ilhamiye, Deryada babasının çalışanı Boraya aşıktır. Ama gizli anlarda yaşanan ilişki bambaşkadır. Bu ilişkinin bitmesi sonucu bambaşka bir hayata karışan ilhamiyi kızı deryanın geri döndürme çabaları anlatılır.
256 syf.
·10/10
Karakter yorumu:
Ah be Bora sende istemezdin değil mi annenle sınanmayı, hayata darılmayı, oradan oraya savrulmayı, Baba ile kızı arasında sıkışıp kalmayı. Toyluğun ve cesaretine hayran kaldım.

Kitap yorumu:
Ayşe kulin'in biyografiler hariç her kitabını okuyan birisi olarak içlerinde en mükemmel bulduğumdur. İkinci olarak serinin ilk kitabı diyebilirim. Tarzı farklı oluşu sebebiyle sanırım.
432 syf.
·9/10
Kahramanımız daha doğrusu kahramanlarımız iki erkek ve aralarındaki ilişkinin başlangıcı. Bir kadın olarak erkeklerin gizli anları, gizli duygu ve düşünceleri çok güzel yazılmış. Ayşe kulinin hiç bir kitabında ben bu serinin ilk iki kitabındaki kadar güzel bir akıcılığa rastlayamadım. Okuyalı iki üç sene olmuştur. Tekrar okumayı düşünmüyor değilim.
432 syf.
·11 günde·Beğendi·10/10
Toplumumuza o kadar yabancı ki, okurken insanın hayretler içinde kalmaması ve yadırgaması mümkün değil. Ama yazar dilini o kadar akıcı ve ustaca kullanmış ki, başladıysanız bırakmayacağınız bir kitap. Konusu; "Eşcinsel bir aşk". Hikayesi; Hayatın insana ne zaman nasıl bir oyun oynayacağını hiç bilemiyoruz bir anda hayatımız alt üst olabiliyor.
Olmayacak gibi gözüken şeylerin bile mümkün olabileceğini güzel bir şekilde gösteriyor. Yine emeğe saygı diyor yazarına teşekkür ediyorum. Yüreğine sağlık. Her şeye rağmen güzel bir kitaptı. Tavsiye ederim. Keyifli okumalar :)
390 syf.
·Beğendi·10/10
işte gerçek bir Ayşe Kulin romanı...Acı dolu yıllar...Bir Osmanlı paşasının aile dramı ve Osmanlının hazin sonu...Kitabın son sayfalarında ağladım..
340 syf.
·6/10
Kitap , Osmanlı öncesinde dini nedenlerle Haçlı Orduları tarafından , 1992 Savaşı’nda ise Sırplar ve Hırvatlar tarafından , Birinci ve İkinci dünya Savaşları sonrasında da sürekli soykırıma tabi tutulan ama asla yok edilemeyen Boşnak halkının acılarını anlatıyor.
"Büyük Sırbistan" hayalleri kuran Bosnalı Sırp'lar , Sırbistan'dan aldıkları askeri yardımlarla Bosna'da bir Sırp Cumhuriyeti kurduklarını ilan ettiler.
Kendi bölgelerinde bulunan Müslüman Boşnaklardan da bu bölgeyi terk etmelerini istediler. Bunu hızlandırmak içinse sistematik bir soykırıma başvurdular.

Hareket eden her şeyi vurma emri veren bir zihniyet düşünün...
Kadın,erkek,bebek,çocuk,yaşlı ayırmayan bir yöntem düşünün...
Şehre giriş ve çıkışın yapılmadığını,gıdanın bittiğini,elinizdeki ürünlerin tükendiğini...
Temiz su şebekelerinin yok edildiğini , elektriğin olmadığını , yakacak odun ve kömürün bittiğini ...
Bebeğinizin,anne babanızın ya da en yakın dostunuzun gözlerinizin önünde bakımsızlıktan ve açlıktan öldüğünü düşünün...
Bebeğiniz ağladığı için Sırp askerleri tarafından pencereden fırlatılarak atıldığını !!!
BM , yardım gönderiyoruz diye 30 yıl öncesine ait konserveleri ve pirinç paketlerini sizlere yolladığını düşünün...
En acısı da etnik temizliğin bir parçası olan ve sırp askerlerinin kadınlara ve kız çocuklarına tecavüz ettiğine şahit olduğunuzu düşünün.

Bir hafta süren katliam 2. Dünya Savaşı'ından sonra insanlığa yapılan en büyük suç olarak tarihte yerini aldı.

Ratko Mladiç ; ülkemi ve milletimi koruyordum , diyerek çıkarıldığı mahkemede soykırım suçlamalarını reddetti. Ama ele geçirilen günlüğünde ;
''Müslümanları öldürmek sorun değil , 1 günde 50 bin kişiyi de öldürürüz...
Ancak onlar yine doğururlar. Önemli olan onları bu topraklardan tamamen sürmektir.'' yazıyordu.

Kitap başlarda çok sıkıcı ilerliyor.Gereksiz detaylarla da konunun çok fazla uzatılmış olduğunu düşünüyorum.Birçok yerde de oldukça fazla devrik cümle vardı ve bu da okuyucunun okurken sıkılmasına sebep oluyor. Açıkcası kitabın sadeleştirilip tekrar basılması gerektiğini düşünüyorum.
Sevdalinka ' nın , Sırpların Saraybosna’da yaptığı vahşetin ve soykırımın ne boyutta olduğunu anlayabilmek için , 1395 gün kuşatma altında kalan Boşnak halkının acılarını bir nebze de olsa anlayabilmek ve acılarına ortak olabilmek için okunması gereken eserlerden biri olduğunu düşünüyorum.

İnsan onurunun tamamen ortadan kalktığı , vicdanın yok olduğu ve insanlığın kaybolduğu onurlu şehir Bosna ...
Sevdalinka kitabıyla acınızı bir kez daha paylaştım.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ayşe Kulin
Unvan:
Türk Yazar ve Gazeteci
Doğum:
İstanbul, 26 Ağustos 1941
Ayşe Kulin (d. 1941, İstanbul), Türk yazar ve gazeteci.

Kariyeri

Kaleme aldığı biyografik eserleri ve romanlarıyla çok okunan yazarlardan biri olmuş ve birçok ödül kazanmıştır. Üslubundaki akıcılık ve yalınlıkla büyük övgü alan yazarın öykü ve kitapları senaryolaştırılıp beyazperdeye aktarılmıştır.

Arnavutköy Amerikan Kız Koleji Edebiyat bölümünü bitirdi. Çeşitli gazete ve dergilerde editör ve muhabir olarak çalıştı. Uzun yıllar televizyon, reklam ve sinema filmlerinde sahne yapımcısı, sanat yönetmeni ve senarist olarak görev yaptı.

1984-1996 arası

Öykülerden oluşan ilk kitabı Güneşe Dön Yüzünü 1984 yılında yayımlandı. Bu kitaptaki Gülizar adlı öyküyü, Kırık Bebek adıyla senaryolaştırdı ve bu filmi 1986 yılında Kültür Bakanlığı Ödülü'nü kazandı. Kulin, 1986'da sahne yapımcılığını ve sanat yönetmenliğini üstlendiği Ayaşlı ve Kiracılarıadlı dizideki çalışmasıyla Tiyatro Yazarları Derneği'nin En İyi Sanat Yönetmeni Ödülü'nü kazandı.

1996 yılında Münir Nureddin Selçuk'un yaşam öyküsünün anlatıldığı Bir Tatlı Huzur adlı kitabı yayınlandı. Aynı yıl, Foto Sabah Resimleri adlı öyküsü Haldun Taner Öykü Ödülü'nü, bir yıl sonra aynı adı taşıyan kitabı Sait Faik Hikaye Armağanı'nı kazandı.

1997-2003 arası

1997'de yayınlanan ve Aylin Devrimel'in hayatını konu alan Adı: Aylin adlı kitabı ile, İstanbul İletişim Fakültesi tarafından yılın yazarı seçildi. Bu kitap yazarın çok geniş kitleler tarafından tanınmasını sağladı. 1998 yılında Geniş Zamanlar adlı öykü kitabı, 1999'da Iletişim Fakültesi tarafından yılın romanı seçilmiş olan Sevdalinka ve 2000'de yine bir biyografik roman olan ve Füreya Koral'ın hayatını aktardığı Füreya yayınlandı.

Ayşe Kulin, 2001 yılında yayımlanan Köprü isimli romanı ile Türkiye'nin doğu illerinde yaşanan dramın kökenleri ve cumhuriyet tarihi içindeki nedenlerini ele aldı. Bu romanı, 2006 ve 2008 yılları arasında Star TV'de aynı isimle dizi olarak yayınlandı. Yine 2002 yılında yayınlanan Nefes Nefese isimli romanı ile İkinci Dünya Savaşı sırasında yüzlerce Yahudi'yi soykırımdan kurtaran Türk diplomatlarının kahramanlıklarını bir aşk öyküsü ile birlikte işliyor. Geniş Zamanlar adlı öykü kitabı, 2007 yılında Star TV'de aynı adla dizi olarak yayınlandı.

2004-Günümüz

2004 yılında yazdığı Gece Sesleri romanı, aynı adla televizyona uyarlanarak 2008 ve 2009 yılları arasında Show TV'de yayınlandı.

Yazar istatistikleri

  • 2.435 okur beğendi.
  • 38.797 okur okudu.
  • 466 okur okuyor.
  • 7.894 okur okuyacak.
  • 378 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları