1000Kitap Logosu
Cesare Pavese
Cesare Pavese
Cesare Pavese

Cesare Pavese

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
8.0
983 Kişi
3.171
Okunma
1.014
Beğeni
35,1bin
Gösterim
Unvan
İtalyan Şair, Romancı, Çevirmen ve Eleştirmen.
Doğum
İtalya , Torino , Santa Stefano Belbo Köyü, 9 Eylül 1908
Ölüm
İtalya , Torino, 27 Ağustos 1950
Yaşamı
Cesare Pavese (d. 9 Eylül 1908 – ö. 27 Ağustos 1950) İtalyan şair, romancı, çevirmen ve eleştirmen. Cesare Pavese, ailesinin yazlarını geçirdiği Torino'nun Santa Stefano Belbo köyünde bir memur çocuğu olarak doğdu. Torino Üniversitesi'nde edebiyat okudu. İngiliz ve Amerikan edebiyatına ilgi duydu; bitirme tezini Walt Whitman şiirleri üzerine yazdı. Öğrenimini bitirdikten sonra orta öğrenimini tamamladığı eski okulu Liceo d'Azaglio'da edebiyat ve dil dersleri verdi. Bu dönemde İngiliz ve Amerikan yazarları ile ilgili yazıları La Cultura dergisinde yayınlandı. Daha sonra bir arkadaşının kurduğu Einaudi Yayınevi'nde çalışmaya başladı. 1935'te anti-faşist çalışmaları nedeniyle tutuklandı, 1936'da serbest bırakıldı. Brancaleone Hapishanesi'ndeki bir yılından esinlenerek Carcera (Hapis) romanını yazdı. 1950'de Yalnız Kadınlar Arasında romanı ile İtalya'nın önemli edebiyat ödüllerinden Strega Ödülü'nü aldı. Edebi kariyerinin doruğunda olmasına rağmen özel hayatı karışıktı. Sonu olmayan aşk ilişkileri onu bunaltmıştı. Ödülü aldıktan sonra Torino'daki bir otel odasında bütün özel kâğıtlarını yok edip, 21 adet uyku hapı alarak intihar etti. İntiharından önceki gün, “Artık sabahı da kaplıyor acı.” diye kısa bir not düştükten sonra 27 Mayıs'ta günlüğüne şunları yazmıştır: " ’48-’49′daki mutluluğumun hesabı görüldü. Bu soylu mutluluğun gerisinde şu vardı: Güçsüzlüğüm ve hiçbirşeye bağlanmayışım. Şimdi, kendime göre, girdabın içine girdim; güçsüzlüğümü seyrediyor, onu iliklerimde hissediyorum, beni ezen siyasal sorumluluğu yüklenemiyorum. Bunun tek çözümü var: İntihar. " Cesare Pavese – 27 Mayıs 1950 Önemli Eserleri Senin Köylerin - 1941 - Roman Ağustosta Tatil - 1946 - Öykü Yoldaş - 1947 - Roman Leuko İle Söyleşiler - 1947 - Deneme Tepedeki Ev - 1949 - Roman Güzel Yaz - 1949 - Roman Ay Ve Şenlik Ateşleri - 1950 - Roman Yaşama Uğraşı - (1935-1950) - Günlük Tepelerdeki Şeytan - ? - Roman Yalnız Kadınlar Arasında - ? - Roman Çalışmak Yorar - ? - Şiir
Ayfer
Yaşama Uğraşı'ı inceledi.
480 syf.
·
16 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
kendimi yalnız bırakmamak için bütün gece aynanın karşısında oturdum...
Her okuduğum yeni bir kitap; bir diğerinin üstüne çıkması ve bunun bana yaşattığı hazzı anlatmam ne kadar mümkün bilmiyorum ama naçizane; bir nebze de olsa bu eseri okumanıza vesile olacaksa yazdıklarım, ince detaylarına özen göstermemin daha etkili olacağını düşünüyorum. Yolculuk başlasın o zaman. ;)) Sonuçta bu kitap sona varmış olan bir yazarın yolculuk güncesi... Her satırını benimsediğim ve neredeyse alıntılamamak için kendimi dizginlediğim bir kitap oldu. Aforizmaların yoğun olduğu, edebiyatın, sanatın, şiirin ve eserlerinin de bulunduğu enfes bir kitaptı. Fakat size çok şeylerin katacağını inandığım lakin okuma zahmetinde bulunacağınızı düşünmediğimden uzun alıntılar yapmaktan kaçındım hep. Ama o satırlar işte bu satırlara yansıyor. Şayet okunulduğunda kimsenin kayıtsız kalamayacağına inanıyorum. İntihara meyilli ve bunu yaşamı boyunca her anda yaşamış birisi için yaşamak ne kadar da zor değil mi?! Emil Michel Cioran gibi "intihar fikrini cebinde muhafaza ederek yaşama bağlanmak."¶¶Kendini bunaltının zevklerine kaptırmamış; düşüncelerinde, sönüp gitme tehlikesinin lezzetine bakmamış, zalim ve yumuşak yok oluşların tadını almamış kişideki ölüm saplantısı hiç iyileşmeyecektir: Bunun ıstırabını çekecektir, çünkü buna direnmiş olacaktır. ¶¶ Çürümenin Kitabı Virginia Woolf gibi yaşadığı hem ruhsal hem fiziksel rahatsızlığından dolayı artık intiharı çıkış yolu olarak görmesi. ¶¶ben artık savaşamayacağım. ¶¶ Stefan Zweig de Pavese gibi savaş dönemine şahitlik ederek yaşama eşiyle beraber son vermesi. ¶¶benim gücüm yıllar süren vatansız yolculuklardan sonra iyice tükendi. Bu nedenle hayatımı doğru zamanda ve doğru bir şekilde sonlandırmamın iyi olacağına inanıyorum.¶¶ Albert Camus ise , ¶¶ Boyun eğmezliğimi, yeni ve korkunç özgürlüğümü kesinlemek için öldüreceğim kendimi ¶¶demiştir. Ama uzun uzun intiharı düşündüğünü itiraf etmekle beraber, ona göre hayat yaşanmalıydı. vs. vs. vs. (Camus intihar etmemiştir.) Birçok şaheseri olan yazarlarımız ve onların intiharı; Pavese 'ninki kadar etkili ne yazık ki!.. Hem 1.Dünya hem de 2. Dünya Savaşı' na tanıklık etmiş olan biri kitabında intiharına sürükleyen kişisel nedenleri aktarması hayli ironik bir durum olsa da, ben bunu tam olarak şöyle tanımlıyorum: malumunuz yaşam sürdüğünüz ülkede birçok olaylar süregeliyor. Yangın, deprem, sel gibi doğal afetlerin azizliğine uğrayışlarımız ; bundan ülkece çokça etkileniyor oluşumuz bizim yaşamış olduğumuz çekirdek ailedeki sorunları gözardı etmemize etken değil! Aşık olduğumuz adam/kadın tarafından hüsrana uğramış olmamızda buna bir örnektir aslında. Demem o ki Paseve yer yer dirense de onu ölüme daha çabuk kavuşturacak intiharı aklından bir türlü çıkaramıyor ve bununla yaşamak zorunda bırakıyor, engelleyemediği düşünceleri... ¶¶İnsan bir şeye istek duyunca, her yerde onu görüyordu. ¶¶ Cesare Pavese Kitabının edebi yönünü, kaleminin hem sert, güçlü, net, samimi ve hem de akıcı oluşu elinizden bırakmanıza engel olacaktır diye düşünüyorum. Adı üstünde Yaşama Uğraşı'nda hali hazırda yaşadığımız hayatın içerisinde olan tüm olgulara değinmiştir kendisi. Sonuç olarak yıllarca yazılan bir güncenin insanın hayatındaki her noktada yaşamış olduğu tüm olumsuz ve tatsız olaylara karşı verdiği mücadeleyi yazması ve dahi bunlarla bu kadar zor şartlar altında katlanması hiç de kolay olmasa gerek. Savaş yaşamış bir adamın kadınlara olan nefreti, lakin onlar olmadan da yaşamın işleyişinde sekteye uğranılacağını o kadar nahif ama bazen de sert sözlerle aktarması acı bir tebessüme sebebiyet veriyor doğrusu. :)) #138086407 #137636094 Dönemin İtalya'sında aslında oldukça magazinsel aşklar yaşamıştır Pavese, ama onu en derin yerinden aktaran yazıları, maceraları bu kitapta görürüz . Hani aşktan ölmek deriz ya, Pavese şöyle der buna istinaden : ¶¶Bir kadının aşkından değil, aşk, herhangi bir aşk ;bizi olanca çıplaklığımız, mutsuzluğumuz, incinebilirliğimiz ve hiçliğimiz içinde gösterdiği için öldürür kendini insan. ¶¶ Bir otel odasında sadece bu kitapta olan günlüklerini bırakıp geriye kalan tüm notlarını yakması ve başlıktaki o son sözünden 8 gün sonra intihar etmesi onun aslında ne kadar da yaşamak için uğraştığını hissedersiniz. Hani İsmet Özel bir şiirinde demiştir ya : ¶¶aynada iskeletini görmeye kadar varan kaç kaç kişi var şunun şurasında?¶¶ İşte Pavese de ölmemeye o kadar direnmiştir ki, ¶¶ kendimi yalnız bırakmamak için bütün gece aynanın karşısında oturdum.¶¶ der. Günlüğün ve yaşamın son notunu yazmıştır. "artık hiçbir şey yazmıyorum ve artık eylem zamanı." diyerek yaşamına son vermiştir... Hayli duygu yüklü bir kitap oldu benim için, kitabı okurken bana eşlik eden eseri buraya bırakıyorum. youtu.be/u99f9RAvwu4 Bir başka Pavese eserini en kısa zamanda okumak dileğiyle, Okur kalın...
Yaşama Uğraşı
8.9/10
· 979 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
7
230
Dilan
Bütün Şiirlerinden Seçmeler'i inceledi.
160 syf.
Kitabı kimler okumasın? 1- intihara meyilliyseniz 2- yalnız kalmaktan korkuyor sığ arkadaşlıklara sığınıyorsanız 3- acı çekmenin olgunlaştırdığı bilincine henüz varamadıysanız 4- ayy çiçek böcek her renk tozpembe diyorsanız 5- Çeşme'de elimde portakal suyum sahilde okuyacağım tatlım diyorsanız Evet kalanlarla devam ; Bu inceleme hüzün, acı, yalnızlık, ölüm duygularını içerir, Pavese'i anlamak için bu duygular üstüne düşünmüş olmak gerekir. Elbette yaşadık bu duyguları yaşamak zorunda bırakıldık bahsettiğim şey bu değil. Şiirleri okumadan önce naçizane bunlar üstüne düşününüz. " Bütün sanatlar gibi edebiyat da hayatın yetmediğini itirafıdır" der Fernando Pessoa. Cesare Pavese için de ölüme karşı meydan okumak : "yazmak". Büyük bir yalnızlık içinde şair, beklentisi yok hayattan "Hiçbir şeyin olmacağı bir günün şafağından daha kötüsü yoktur. Yararsızlıktan daha acı bir şey yoktur." der "yalnız kalmaktan ürpereceğiz. Ama yalnız kalmayı isteyeceğiz." der ve ekler " yalnızlığı ve yaşamayı öğrendik." Tek başına ölüme yürüyen bir şairin ayak seslerini duyuyorsunuz bu şiirlerde "Ölümün bir bakışı vardır herkese. Ölüm gelecek ve gözleri gözlerin olacak. Kötü bir alışkanlığı bırakmak gibi olacak" “Sözler değil. Eylem. Artık yazmayacağım.” diyor 18 ağustos 1950'de ve daha sonra Henüz 42 yaşında bir otel odasında canına son veriyor. Şiirle kalın.
Bütün Şiirlerinden Seçmeler
OKUYACAKLARIMA EKLE
3
58
Que Sais Je
Yaşama Uğraşı'ı inceledi.
416 syf.
Her uğraş mutlu bitmiyormus
Bir yaşama ugrasinin, basit gibi görünen zor yüzü... İnsanin içinde neler barindirabilecegi üzerine öngörüler... Zor gibi görünen seylerin kolay, kolay gibi görünen şeylerin zorluklarini hissetmek hem de iliklerine kadar... Bunca şeyi düşünüp de sonunda hayatta kalmak mucize olurdu. Güzel dost dedim Pavese'ye ve kitaba.. 480 sayfa bir ruh ikizi hissini yaşattın sen ve ben sana nasil güzel dost demem. Neye niçin kızdığını, kırıldığını görmek acılarınin sebebini anlamak bile çok acıydı. Pessoa vari bir anlatım, bir düşünüș ve yaşayış. Her satırda bir kendini buluş... Güzel kitaplar hep güzel bitmiyor, en azından yazarı için. İntihara sürükleyen düşünceleri hissetmek daha okurken yoruyor insanı. Milyarlarca insanın yaşadığı bu dünyada gerçekten adil bir düzen kuramamanin, herbir bireyin farklı bir bakış açısı ve beklenti ile yaşıyor olmasının, ortak bir çaba içinde olmamasının verdiği izdirap. Kim bu kadar çok şeyi detayli düşünüp huzurlu olabilir ki. Pavese de vazgeçmiş sonunda... Siz yine de vazgeçmeyin ve okunacaklar listenizde üst sıralara alın, diye tavsiyede bulunsam pişman etmem sizi diye umuyorum. Hoşça kal Pavese, hoşça kal yaşama uğraşı!
Yaşama Uğraşı
8.9/10
· 979 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
2
60
Bahri Doğukan Şahin
Yalnız Kadınlar Arasında'yı inceledi.
154 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
Bir Kadının Olaysız Yaşam Öyküsü: Yalnız Kadınlar Arasında
"Tüm yaşamım boyunca kendimi yalnız kadınların arasında olduğumda çok daha rahat ve güvende hissettim. Belki biz erkekler, tarihi sertliğimiz ve kabalığımızla durmadan dünyayı alt üst ederken kadınların dünyayı ayakta tuttuklarına olan inancım da bundan kaynaklıyordu." - Gabriel Garcia Marquez İtalyan yazar Cesare Pavese'nin 1949'da kaleme aldığı "Kadınlar Arasında" isimli bu romanı, 1950'de Strega Ödülü'ne değer görülmüştür. Ödülü almasının ardından Pavese'nin Torino'da bir otel odasında intihar etmesi edebiyat tarihinin ikonik anlarından biri olarak bilinir. Melankolik kişiliğiyle tanınan Pavese, 1935'ten 1950'ye dek yazdığı günlüklerinin ardından yayıma hazır birkaç kitabı ve 15 yıllık günlüklerini bırakarak kendi yaşamına son verdi. "Tiksiniyorum bütün bunlardan. Sözler değil eylem. Artık yazmayacağım." son sözleri olmuştu. Romanları ve günlükleriyle birlikte İtalyan edebiyatının en önemli isimlerinden biri olarak edebiyat tarihine adını yazdıran Pavese, bir kadının gözünden yazdığı bu romanıyla Türk Edebiyatı'nın nostaljik prensesi olarak görülen Tezer Özlü'yü de derinden etkilemişti. Pavese ve eserlerinin Tezer Özlü üzerindeki etkisi genişçe ele alınması gereken konulardan biri. Hayatı boyunca kadınlarla ilişkilerinde çok da başarılı olamayan ve günlüğünde de çektiği aşk acılarına geniş yer veren Pavese'nin bir kadının gözünden bu kadar başarılı bir roman kaleme almış olması elbette ilk söylenmesi gereken cümlelerden biri. Roman, Clelia isimli bir kadının çocukluğunun geçtiği kent olan Torino'ya dönmesi teması üzerine kurulmuş. Roma'da yaşayan Clelia, yetişkin bir kadın olarak döndüğü Torino'da çocukluğundan hatıralarla birlikte yaşamaya başlar. Amacı çocuk olarak ayrıldığı bu kentte başarılı bir iş kadını olmaktır. Clelia'nın gayet sıradan hayatı, diğer kadınların sıradan hayatlarıyla birleşiyor ve ortaya hayatın gerçek bir panoraması çıkıyor. Yalnız kadınların hayata karşı bakışları, mutlu olmak için çabalamaları, geleceğe dair umutları, iş ve aşk arasında gidip gelmeleri ve sürekli bir arayış içinde olmalarını son derece duru bir dille anlatıyor Pavese. Clelia ekseninde hayata bir kadın penceresinden bakan Pavese'nin Rosetta karakteri üzerinden de kendi ruh halini yansıttığını söylemek mümkün. İntihara meyilli bir kadın olan ve ilaç içerek intihar teşebbüslerinde bulunan Rosetta, Pavese'nin kırılgan ruhunun bir kadın üzerindeki yansımasıydı âdeta. Torino sokaklarında birkaç kadınla birlikte gece gündüz oradan oraya sürükleniyor ve İtalyan kadınlarının gözünden dünyaya bakıyoruz. Bir yandan tarihi Torino sokak ve caddeleri bize göz kırparken, bir yandan da Clelia'nın Roma üzerine düşüncelerini okuyoruz. Bu köklü kentlerin edebiyatla buluşmasını âdeta bir sinema filmi izliyormuşçasına keyifle seyrediyoruz. Tamamen olaysız geçen bir roman Kadınlar Arasında. Hiçbir sayfasında çok fazla ilgi çekici şeyler bulunmuyor. Kadınlar arasında birçok konu hakkında gerçekleşen diyaloglardan örülü son derece sakin ve okuması kolay bir roman. Pavese'nin Yaşama Uğraşı isimli günlüklerini okumadan önce tercih edilebilecek eserlerden biri. Bu sayede kurgudan gerçeğe yumuşak bir geçiş yapmış oluruz. Tıpkı Sırça Fanus'u okuduktan sonra Sylvia Plath'in Günlükler'ine geçmemiz gibi. Zira yazarlar ölmez, şekil değiştirir. Pavese'nin günlüklerinin bittiği tarihlerde Plath'in günlükleri başlar. Pavese ölene kadar yazar. Plath de ölene kadar yazar. Keyifli okumalar dilerim.
Yalnız Kadınlar Arasında
OKUYACAKLARIMA EKLE
3
53