Artıları: Çok iyi fikir. Güçlü atmosfer. Paranormal tarafın cazibesi. Merak duygusu.
Eksileri: Kurgu zamanlaması sorunlu. Polis faktörü zayıf. Regina ile bağ eksik. Vassago daha efsane olabilirmiş. Final fazla kolay. (Gerekli alt metin verilse.. ah ah.)
Dean Koontz’un Gizli Ev romanı, ölümden dönen bir adamın artık dünyaya eskisi gibi bakamamasıyla başlıyor. Bir kazanın eşiğinden dönen Hatch, hayatta kalmakla kalmadığını, beraberinde “başka bir şeyi” de getirmiş olabileceğini sezmeye başlıyor. Hikâye ilerledikçe seri katil Vassago ile tanışıyoruz; onun motivasyonu ise karanlık ve hastalıklı bir koleksiyon fikrine dayanıyor. Bu iki karakterin ortak paydası, aynı doktor tarafından ölümden döndürülmüş olmaları. Roman daha en baştan okurun önüne şu soruyu koyuyor: Bu yaşananlar paranormal bir tehdidin işareti mi, yoksa insan zihninin kaldırmakta zorlandığı bir travmanın sonucu mu?
Romanın fikri gerçekten çok güçlü. Ölümden dönmek, yalnızca bedensel değil, metafizik bir eşik gibi ele alınmış. Bu yönüyle tatmin edici bir paranormal atmosfer kuruluyor. Ancak başlangıçtaki araç kazası sahnesinin gereğinden fazla uzun tutulması, gerilim yaratmak yerine bir noktadan sonra temposu düşen, okuru yoran bir etki bırakıyor. “Asıl hikâye ne zaman başlayacak?” hissi burada ister istemez oluşuyor. Burada fikir çok iyi ama giriş gereğinden fazla oyalanmış gibi duruyor.
Yetiştirme yurdundan alınan Regina karakterinin hikâyeye dâhil edilme biçimi ise romanın en tartışmalı yönlerinden biri. Zamanlama açısından “sonradan eklenmiş” hissi veriyor. Sanki hikâye önce Hatch üzerinden kurulmuş, Regina ise final için kurguya sonradan dâhil edilmiş gibi duruyor. Bu durum Hatch ile Regina arasındaki duygusal bağın derinliğini zayıflatıyor. Kadının Regina’ya, Hatch’a “baba” dedirtmeye çalışması ise