Douglas R. Hofstadter yorumları ve incelemelerini, Douglas R. Hofstadter kitabı hakkındaki okur görüşlerini , Douglas R. Hofstadter puanlarını 1000Kitap'ta bulabilirsiniz.
Aklın Gözü kitabı temel olarak bilinç ve zihin üzerine çeşitli incelemelerde bulunan nadide eserlerden… Kitap bilinç ve zihin üzerine yazılan çeşitli yazarların makalesine yer vermekte. Douglas R. Hofstadter ve Daniel C. Dennett bu makaleler üzerinde “düşünceler” adı altında değerlendirmelerde bulunmaktadır.
Bilinç ve zihin üzerine daha önce temel birkaç kitap ve makale okumadan Aklın Gözü okunması, okuru kitaptan pek memnun bırakmayacaktır. Bu nedenle Aklın Gözü okunmadan altyapı oluşturan daha temel eserler okunmalıdır.
Derleme bir eser olduğundan okur kitabı sindire sindire okumalıdır. Aksi takdirde kitap sıkıcı ve anlaşılmaz bir hal alması olasıdır.
Keyifli okumalar…
Biri felsefeci diğeri fizikçi iki alim oturmuş, varlık, bilinç, benlik algısı, zihin, beden zihin ilişkisi, özgür irade gibi arka arkaya sıralandığında bile aklı sarsan soruları farklı metinler ve disiplinler eşliğinde ele alan, en azından doğru soruları doğru biçimde sordurmaya çalışan böyle bir kitap yazmışlar. Okurken en çok zorlandığım ama iyi ki yarıda bırakmamışım dediğim kitap (birkaç kere daha üstünden geçmek gerekecek ama olsun) Çevirmeni de ayrıca kutlamak gerek.
Aklın G'özüDaniel C. Dennett · Boğaziçi Üniversitesi Yayınları · 201498 okunma
Peki bu Gödel, Escher, Bach: bir Ebedi Gökçe Belik -genellikle “G EB”
kısaltmasıyla bilinen kitap gerçekte ne hakkındadır?
Bu soru 1973 yılında ilk taslaklarını yazmaya başladığımdan beri peşimi
hiç bırakmadı. Elbette arkadaşlar ne üzerine çalıştığımı sorup durdular, ama
kısa ve özlü bir açıklama getirmekte zorlandım. Yıllar sonra 1980’de, GEB
bir süreliğine The New York Tim es'm çok satanlar listesine yerleştiğinde,
başlığın altına haftalar boyunca şöyle tek tümcelik bir özet koyuldu: “Bir bilim insanı gerçekliğin birbirleriyle bağlantılı bir belikler dizgesi olduğunu iddia ediyor.” Ben bu su katılmadık zırvalığı şiddetle protesto edince sonunda yerine, beni tekrar hom urdanm aktan ancak alıkoyan birazcık daha iyi bir
şeyler koydular.
Pek çok insan başlığın her şeyi ifade ettiğini düşünüyor: bir matematikçi,
bir sanatçı ve bir müzisyen hakkında bir kitap. Ama en dikkatsiz bakış bile,
karşı çıkılamaz biçimde yüce kişiler olsalar da, bu üç bireyin per se kitabın
içeriğinde çok küçük roller oynadıklarını görebilir. Kitap kesinlikle bu üç kişi
hakkında değildir!
Peki, öyleyse GEB'i “matematik, sanat ve müziğin özsel olarak nasıl aynı
olduğunu gösteren bir kitap” olarak betimlemeye ne denir? Bu da yine esas
konudan çok uzaktır ama bu yine de yalnızca kitabı okumayanlardan değil,
kitabı okuyanlardan, hatta büyük bir hevesle okuyanlardan bile defalarca
duyduğum bir yorum.
Ve kitabevlerinde, GEB’in birbirinden çok farklı rafları süslediğine tanık
oldum, yalnızca matematik, genel bilimler, felsefe ve bilişsel bilimler (hepsi
de gayet iyi) değil, aynı zamanda din, okült ve Tanrı bilir başka hangi rafları. Bu kitabın ne hakkında olduğunu saptam ak neden bu kadar zor? Herhalde sırf uzun olduğu için değil. Kısmen GEB her türden pek çok konuyu fügler ve kanonlar, mantık ve
Douglad Hofstadter' in şahsına münhasır yazdığı bilinç üzerine kitabının son sayfasından:
'Kendini algılayan, kendini icat eden, kilitlenmiş seraplar olan bizler , minik kendine gönderge mucizeleriyiz. Kendi doğasını tam olarak anlamamızı önleyen bir doğamız var. Bizler, kendini algılayan seraplarız.'
Düşüncelerin dehlizlerine yeni yollar açmak isteyenler ve sıradanlıktan sıkılanlar için ideal bir okuma tavsiyesidir.
Okundu, öpüldü ve özel koleksiyonlar rafıma eklendi.
Felsefe matematik ve bilinçle ilgili konular işlenen ağır bi kitap bu tarz konulardan hoşlananlar okuyabilir ben 100. Sayfaya kadar okuyup bırakma kararı aldım
Kitap bilinç mantık ve matematikle ilgili birbirinden nefis metaforlarla, düşünce deneyleriyle ve argümanlarla dolu, Gödel Escher Bach'tan önce okunmalı. Hofstadter aslında başka bir kitap için önsöz yazmak için başlayıp kendini kaptırmış ve ortaya tatlı bir kitap çıkarmış.
Ama aynı zamanda çok da üzücü bir kitap. Yaratıcı bir bilinç felsefecisinin ölen eşinin kaybıyla başa çıkma yoluna da şahit oluyorsunuz bir yandan. Hofstadter ölen eşine, Carol'a ait kendi zihnindeki modelin de bir zamanlar hayatta olan gerçek Carol gibi bir benliğe sahip olup olamayacağını sonuna kadar tartışıp belki hala yaşıyor olabileceğini temellendirmeye çalışıyor. Tam da, sadece inanıyor olmamın bir şeyleri gerçek yapmaya yetmeyeceğini iyi bilen bir analitik felsefecinin izleyeceği bir yol bu.