1000Kitap Logosu
Resim
Edouard Leve

Edouard Leve

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
8.1
616 Kişi
1.664
Okunma
99
Beğeni
6bin
Gösterim
Unvan
Yazar
Doğum
Fransa, 1 Ocak 1965
Ölüm
15 Ekim 2007
Yaşamı
1 Ocak 1965’te doğdu, 15 Ekim 2007’de intihar etti. École supérieure des sciences économiques et commerciales’de işletme okudu. 1991’de resim yapmaya başladı. Soyut resimler yaptıktan sonra bu sanat dalından tamamen vazgeçerek tablolarını yaktı. 1995’te çıktığı iki aylık Hindistan seyahatinden sonra fotoğrafla ilgilenmeye başladı. Çektiği fotoğraflar önemli dergilerde yer aldı ve bu fotoğraflardan yaptığı seçkiler on kitapta yayımlandı. Dört anlatı kitabı olan yazarın İntihar ve Otoportre adlı yapıtları yayınevimiz tarafından yayımlanmıştır.
81 syf.
·
3 günde
·
8/10 puan
Kendi Ölümünü Doğuran Bir Dirimsellik: İntihar Meselesi
"İntihar fikri olmasaydı, kendimi çoktan öldürmüş olurdum." diyor Cioran. İntihar söz konusu olduğunda aklıma gelen ilk alıntı bu(ydu). İntihar; bir seçenek mi, yoksa bir zorunluluk mu? Bence ikisi de değil. İntihar, hastalıklı diyip dememe konusunda oldukça kararsız kaldığım bir düşünce. Hastalıklı; çünkü bir kere aklınıza girdikten sonra, her an, her şeyde onu görmeye başlıyorsunuz, hayatınızın en iyi anı bile olsa, her anınız bu düşünceyle geçiyor. Hastalıklı değil, çünkü "intihar" bir eylem, "intihar fikri", "yaşamaya devam etme fikri" kadar normal karşılanabilecek bir düşünce, bir eylem. Üstelik, intihar eden birisini tanıdıktan sonra, böyle bir seçim hakkına sahip olduğu fikri insanı bir tür "kurtarış" olduğu fikrine götürüyor, daha doğrusu asla seçmeyeceği 2. bir seçenek, ama yine de öyle bir seçeneğin olduğunu bilmek insanı rahatlatıyor. Yanlış anlaşılmasın, intihar olumlaması yapmıyorum. Birkaç kişi kitabın öyle yaptığını düşünse de, bence kitap da intiharı olumlamıyor. İntihar kitabı, baş karakterin 20 yıl önce intihar etmiş arkadaşı üzerine yazılan bir "mektup"tan oluşuyor. Kitabın kurgu olduğu ve intihar edenin de arkadaşı olduğu pek inandırıcı gelmese de. Yazar, kitabı yazdıktan 10 gün sonra, kitapta "arkadaşının" intiharını anlattığı şekilde intihar ediyor. Üstelik kitaptaki karakter 25 yaşında intihar ediyor, yazar da tam 20 yıl sonra, 45 yaşında intihar ediyor. Eğer kendisini anlatıyorsa, 20 yıl boyunca neden yaşamış? Belki de kitaptaki "mezar taşı şakası"nı yapmak içindir, bilemiyorum :) İnsanın kendi intiharını kurgulaması, anlaşılabilir bir şey, insanın intihar üzerine bir kitap yazması yine anlaşılır bir şey ama kendi için kurguladığı intiharını en ince ayrıntısıyla birlikte yazma fikri... Kitabın beni etkilenmesin nedeni işte tam olarak buydu. Kurgu olsaydı bu kadar etkilenir miydim bilmiyorum. Bir anda bitiremeyeceğim kadar çok düşünceye değiniliyordu, okuduğum şey bir yazı değil de birisinin hayatı gibiydi: Yazarın intihar mektubu gibi. Kitapta şöyle bir alıntı vardı: "Ölümünü açıklamak için yakınlarına mektup bırakmadın. Neden ölmek istediğini biliyor muydun? Biliyorduysan, neden yazmadın? Yaşamdan yorulduğun, senden sonraya kalacak izleri küçümsediğin için mi, yoksa seni ölmeye iten nedenler gözüne boş göründüğü için mi? Belki hiçbir şeyin açıklanmaması gerektiğini düşünerek, ölümünün gizemini korumak istemişsindir. İnsan kendini iyi bir nedenden ötürü öldürür mü? Sen öldükten sonra yaşamayı sürdürenler birbirlerine sorup duruyorlar da bu sorulara yanıt bulamayacaklar." (syf.69) Bu alıntı Camus'yü hatırlatsa da ("Bir nedenden ötürü intihar edilir sanılır hep. Ama iki nedenden ötürü de bal gibi intihar edilebilir." :) ) asıl konu, Édouard Léve neden böyle bir kitap yazdı? Daha doğrusu, neden sadece yakınlarının okuyacağı bir mektup değil de yıllar sürecek kalıcılıkta bir kitap yazdı? Kitaptaki karakterin istediği gibi, asıl amacı kalıcı olacak somut bir eser bırakmaktı belki de. Yine de oldukça garip geliyor, ölümünü en ayrıntısına kadar planlamak, üçüncü bir gözden kendi hayatını anlatmak, bunu kitaplaştırmak, ve sonra intihar etmek; gerçekle yalanın birbirine karıştığı anlar. Neden birisinin yaşamına(yani kitaba) 8 puan verdiğime gelecek olursak, sanki Léve bu kitabı yazarken bir tür bunalımda gibi, hepsini yazıp kalkmış gibi geldi bana, belki de öyle değildir, belki de yıllardır bunu yazıp ölmeyi planlanmıştır, bunu bilemiyorum. Sayfa içinde o kadar konudan konuya atlıyordu ki, alakasız bir yerde söylenen çok güzel bir söz, sırf alakasız bir yerde olduğu için fazlaca gözüme batıyordu. İntiharından önce yazdığı son metinde sayfalarca Bordeaux gezisinden bahsetmesi, birkaç sayfa antidepresan kullanmasının, lise arkadaşlarıyla buluşmasının hikayesini anlatması, yani ölmeden önce anlattığı şeylerin bunlar olması bana çok garip geldi. Yaşam ve ölüme değinen çok güzel noktalar da vardı, ama kitabı okurken sürekli yazarın bunların hepsini planlamış olduğu gerçeği aklımda dolanıp durdu, bu da beni bir süre sonra korkuttu, ölüsünün çürümeden önce bulunması gerektiğini, silahı nasıl doğrultursa kurtulma olasılığının ortadan kalkacağını, tüm bunları hesaplaması çok ürkütücü geldi. Kitabın en sevdiğim kısmı da "İnsan ölümü yaşamak zorunda olduğu için korkmalı mıdır?" sorusuna verdiği yanıt oldu. İntihar hakkında yazılabilecek çok şey varken, sadece Camus'nün intiharla ilgili sevdiğim iki sözünü ekleyip bu konuyu şimdilik burada kapatacak olmak, fikirleri ertelemek bir miktar içimi rahatlatıyor: “Sağlam insanlar arasında bile kendi intiharını düşünmemiş bir kimseye rastlanamayacağına göre, bu duyguyla hiçliği istemek arasında dolaysız bir bağ bulunduğu fazla açıklama yapılmadan da benimsenebilir.” (Sisifos Söyleni, syf. 24) "Yalnızca "çabalamaya değmez" demektir kendini öldürmek. Yaşamak, hiçbir zaman kolay değildir kuşkusuz. Birçok nedenlerden dolayı yaşamın buyurduklarını yapar dururuz, bu nedenlerin birincisi de alışkanlıktır. İsteyerek ölmek, bu alışkanlığın gülünçlüğünün, yaşamak için hiçbir derin neden bulunmadığının, her gün yinelenen bu çırpınmanın anlamsızlığının, acı çekmenin yararsızlığının içgüdüyle de olsa benimsenmiş olmasını gerektirir." (Sisifos Söyleni, syf. 23) İnceleme yazmayacaktım, son zamanlarda yaptığım incelemeler içime sinmediği için sanırım, ama yılın ilk kitabı olması ve bana birkaç şey öğretmesi vesilesiyle yazma kararı aldım. Édouard Léve'den sonra müzik kültürüme bir tür daha kazandırdım: Duygusal rock (böyle mi deniliyor bilmiyorum :D) Sanırım yazar başka bir şarkıyla anılmak isterdi, kitapta bahsettiği I Talk To The Wind ile belki de. Ama ben bu kitabı temsil edecek şarkının daha "sert" ve vurucu olması gerektiğini düşündüm. Bu yüzden kitabı bir şarkıyla bağdaştırdım, onu da eklemek isterim: King Crimson- Epitaph youtu.be/-C-HytsGYg0 Ne demişti Léve son sözünde: "Mutluluk önümde gider, Üzüntü beni izler Ölüm beni bekler." (syf.81) İyi okumalar :)
İntihar
8.2/10 · 1.500 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
81 syf.
·
8 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
"İnsan da, yaşam da saçmadır, boşunadır, rastgeledir, sağlam hiçbir şey yoktur, ama yine de yaşamak gerektir." Alber Camus, intiharı kısaca böyle özetler, ya da daha da açıklayıcı olmasını isteyenler için ise şunu söyleyebiliriz: “Hayat aslında yaşamaya değmeyecek kadar saçmadır, ancak bununla birlikte yaşamak gerekir." Kitabın incelemesine bunu yazmamın nedeni yazarın kitabını yazdıktan on gün sonra intihar etmesi ve aslında bir arkadaşıymış gibi bahsettiği kişinin kendisi olmasıdır. Onun intiharını başka filozoflardan örnekler vererek açıklamam daha iyi olur diye düşündüm. Alber Camus'ye dönecek olursak onun için intihar bir kaçıştır insan ne olursa olsun yaşamayı seçmesi gerektiğini ve başkaldıran insanın özelliğinin bu zorlukların üstesinden gelebilmesi gerektiğini savunur her ne kadar hayat onun için absürt olsa da. Malesef kitaptaki kahramanımız yaşamı daha yirmi beş yaşındayken terkeder ve onun durumu daha çok Sartre'ın bahsettiği intihar tanımına uyuyor. Varlık ve Hiçlik kitabında; "İntihar bir kaçış değil, reddediştir," diyor fransız yazar. Öne sürdüğü iddia ise şu oluyor: İntihar, varlığının ve varoluşunun farkına varmış olmaktır. Kendi varlığının farkında olup hiçliğe doğru yol almanın bir gösterimidir. Varlığını hiçlikle tanımlama durumudur. Bu durumda intihar dünya da olmanın bir başka yoludur. Leve'nin düşündüğü intihar da aslında kendi farkına varmış insanın varoluşun olmak durumundaki iğrençliğiyle karşı karşıya olduğudur. Becket, "dünyadasın ve bunun tedavisi yok!" Diyerek belki de varoluşun içinden çıkılmazlığını çok iyi anlatıyordu ama intihar kavramı belki de varoluşu sonlandırmayıp başka bir boyut kazandırmasıdır sadece. Bunu bilemeyiz ama intihar hakkında şimdiye kadar gördüğüm en karamsar filozoflardan Cioran bile intiharı hemen savunan birisi değildir, o şöyle diyordu bir arkadaşına, eğer hala gülebiliyorsan yaşamaya devam etmende bir sakınca yoktur, yani varoluşa ve tüm zorluklarına kahkahayla yaklaşabilmek en önemli noktalardan biridir ve belki de başkaldıran insanın en önemli özelliğidir. Bir yazısında da Cioran, intihar fikri sayesinde hayatta kaldığını söylüyor, bunun gerekçesini ise şu sözlerle dile getiriyor; yaşamıma istediğim zaman son vermek hakkı elimde bulunduğu sürece her zorluğa katlanırım çünkü sonuna kadar gitmek ve dayanılmaz bir noktaya ulaşınca bunu bitirmek artık o acıyla yaşamak zorunda olmamak isteğime bağlı bulunduğu sürece hep katlanabilirim. Kitaba tekrar dönecek olursa şunlar söylenebilir; kessinlikle okutulması gereken kitaplardan değil, kitap güzel yazılmış ve bir arkadaşınla oturup geçmiş anılardan bahseder gibi bir dil kullanılmış. Ama özellikle okuyayım girişimine değmeyen bir kitap. intihar hakkında inceleme yapmak isteyen insanların ise bence okuması gerekir diye düşünüyorum. Son olarak incelememi Albert Camus'nün sözüyle bitirmek istiyorum: "Çoğu zaman yaşamak, intihar etmekten daha çok cesaret gerektiriyor."
İntihar
8.2/10 · 1.500 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
81 syf.
Édouard Levé, yirmi yıl önce intihar etmiş, belki hayali belki de gerçek çocukluk arkadaşına uzun bir mektup niteliğindeki İntihar’da, hayatı reddeden kahramanının gerçekçi bir portresini sunuyor. Yetenekleri, arzuları ve duyarlılıklarıyla yazıya taşıdığı kahramanının intihar etmeye karar verip bu eylemi gerçekleştirmesini tüm aşamaları ve en ince ayrıntılarıyla anlatıyor. Kitabı tamamlayıp yayıncısına teslim ettikten sadece on gün sonra ise kendi hayatına tıpkı arkadaşının yaptığı gibi intihar ederek son veriyor. Kısa ömrü boyunca kurmacayla gerçeği birbirinden ayırmayan Levé, hayatına nasıl son vereceğini hem bir roman, hem de bir anı kitabı özelliği taşıyan İntihar’da anlatıp sonra uygulamasıyla dünya edebiyatının sonsuza dek genç kalacak, kült yazarlarından biri olmuştur. . Kitabı bitirdikten sonra kendime şunu sordum; Edouard Levé'in arkadaşı ben olsaydım, hayatımın Edouard'ı kim olurdu? Ve beni kim bu kadar iyi tanıyabilirdi?
İntihar
8.2/10 · 1.500 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.