Edouard Leve

Edouard Leve

Yazar
8.0/10
100 Kişi
·
240
Okunma
·
25
Beğeni
·
2.392
Gösterim
Adı:
Edouard Leve
Unvan:
Yazar
Doğum:
Fransa, 1 Ocak 1965
Ölüm:
15 Ekim 2007
1 Ocak 1965’te doğdu, 15 Ekim 2007’de intihar etti. École supérieure des sciences économiques et commerciales’de işletme okudu. 1991’de resim yapmaya başladı. Soyut resimler yaptıktan sonra bu sanat dalından tamamen vazgeçerek tablolarını yaktı. 1995’te çıktığı iki aylık Hindistan seyahatinden sonra fotoğrafla ilgilenmeye başladı. Çektiği fotoğraflar önemli dergilerde yer aldı ve bu fotoğraflardan yaptığı seçkiler on kitapta yayımlandı. Dört anlatı kitabı olan yazarın İntihar ve Otoportre adlı yapıtları yayınevimiz tarafından yayımlanmıştır.
Hayaletin belleğimde dimdik ayaktayken, iskeletin toprağın içinde çürüyor.
Edouard Leve
Sayfa 10 - Sel yayıncılık
Acı havanın kararmasıyla yatışıyordu.Mutluluk olasılığı kışın beşte,yazın daha geç başlıyoydu.
Baban başkalarına sert davranırdı. Annense başkalarının acılarını paylaşırdı. Günün birinde sana kalan o sertliği kendine yönelttin. Baban gibi çektiren de annen gibi çeken de sen oldun.
Edouard Leve
Sel Yayıncılık
Anlam yüklemeyi reddetmek, bir yaşamın, dolayısıyla yaşamın kendisinin sacma olduğunu kabullenmek demektir.
Ölüm hiç bilinmeyen bir ülkedir, kimse oradan dönüpte nasıl bir yer olduğunu anlatamamıştır.
Bitkiler intihar eder mi?Hayvanlar umutsuzluktan ölür mü?Onlar ya işler ya yok olurlar.Sen belki de evrimin zayıf halkası,kaza sonucu ortaya çıkmış bir iziydin.Bir daha canlanmamaya yazgılı,geçici bir anomaliydin.
"Yeniden görüşmeye başlamamız için bir telefon yetebilirdi. Hiçbirimiz kavuşmanın yaratabileceği düş kırıklığını göze alamadık."
81 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Farklı bir deneyim... İntihar'ı tanımlayacak olsaydım böyle derdim. Çok farklı, gerçek, hüzünlü, hayret verici, yıkıcı bir okuma deneyimi.

Bir solukta okumadım Intihar'ı. Okuyamadım. Yazarın hayatını da okuyunca daha çok etkilendim ve sanırım aklımın bir köşesinde yazarın trajik sonu varken bitirdim kitabı.

İntihar bir mektup gibi yazılmış. Yirmi yıl önce intihar eden bir arkadaşına yazıyor kitabın anlatıcısı. Ne arkadaşının adı var ne de kendisinin. Ama öyle iyi tanıyor ki arkadaşını, öyle bilerek anlatıyor ki şaşıp kaldım okuyunca. Arkadaşının kırgınlıklarını, pişmanlıklarını, sevinçlerini, hoşlandığı şeyleri ve daha bir sürü konuyu anlatıyor yazar. Sanki kendisini anlatıyor, sanki bahsettiği kişi kendisi oluveriyor birden. Zaten kitabı tuhaf bulmanın nedeni de bu, kendisinden üçüncü tekil şahıs gibi bahsediyor sanıyor okuyucu...

Yaklaşık 80 sayfa kitabın en vurucu kısmı sanırım 22. sayfadaki şu cümleydi: "Baban başkalarına sert davranırdı. Annense başkalarının acılarını paylaşırdı. Günün birinde, sana kalan o sertliği kendine yönelttin. Baban gibi çektiren de, annen gibi çeken de sen oldun."

Yazar da tıpkı kitaptaki karakter gibi intihar ederek son veriyor yaşamına. Kitabı yayıncıya teslim ediyor, on gün sonra da kendisi intihar ediyor. Okuyup bitirince tuhaf bir dinginlik çöktü üstüme. Herkesin beğeneceğini düşünmediğim nadir kitaplardan biri İntihar. Ama benim için iyi ki okudum dediğim bir kitap oldu İntihar. Ölüme ve ölüme inat yaşama bakışınızı etkilesin, sayfaların içinde kaybolun dostlarım...
81 syf.
·8 günde·Beğendi·8/10
"İnsan da, yaşam da saçmadır, boşunadır, rastgeledir, sağlam hiçbir şey yoktur, ama yine de yaşamak gerektir."
Alber Camus, intiharı kısaca böyle özetler, ya da daha da açıklayıcı olmasını isteyenler için ise şunu söyleyebiliriz:
“Hayat aslında yaşamaya değmeyecek kadar saçmadır, ancak bununla birlikte yaşamak gerekir." Kitabın incelemesine bunu yazmamın nedeni yazarın kitabını yazdıktan on gün sonra intihar etmesi ve aslında bir arkadaşıymış gibi bahsettiği kişinin kendisi olmasıdır. Onun intiharını başka filozoflardan örnekler vererek açıklamam daha iyi olur diye düşündüm. Alber Camus'ye dönecek olursak onun için intihar bir kaçıştır insan ne olursa olsun yaşamayı seçmesi gerektiğini ve başkaldıran insanın özelliğinin bu zorlukların üstesinden gelebilmesi gerektiğini savunur her ne kadar hayat onun için absürt olsa da. Malesef kitaptaki kahramanımız yaşamı daha yirmi beş yaşındayken terkeder ve onun durumu daha çok Sartre'ın bahsettiği intihar tanımına uyuyor. Varlık ve Hiçlik kitabında;
"İntihar bir kaçış değil, reddediştir," diyor fransız yazar. Öne sürdüğü iddia ise şu oluyor: İntihar, varlığının ve varoluşunun farkına varmış olmaktır. Kendi varlığının farkında olup hiçliğe doğru yol almanın bir gösterimidir. Varlığını hiçlikle tanımlama durumudur. Bu durumda intihar dünya da olmanın bir başka yoludur. Leve'nin düşündüğü intihar da aslında kendi farkına varmış insanın varoluşun olmak durumundaki iğrençliğiyle karşı karşıya olduğudur. Becket, "dünyadasın ve bunun tedavisi yok!" Diyerek belki de varoluşun içinden çıkılmazlığını çok iyi anlatıyordu ama intihar kavramı belki de varoluşu sonlandırmayıp başka bir boyut kazandırmasıdır sadece. Bunu bilemeyiz ama intihar hakkında şimdiye kadar gördüğüm en karamsar filozoflardan Cioran bile intiharı hemen savunan birisi değildir, o şöyle diyordu bir arkadaşına, eğer hala gülebiliyorsan yaşamaya devam etmende bir sakınca yoktur, yani varoluşa ve tüm zorluklarına kahkahayla yaklaşabilmek en önemli noktalardan biridir ve belki de başkaldıran insanın en önemli özelliğidir. Bir yazısında da Cioran, intihar fikri sayesinde hayatta kaldığını söylüyor, bunun gerekçesini ise şu sözlerle dile getiriyor; yaşamıma istediğim zaman son vermek hakkı elimde bulunduğu sürece her zorluğa katlanırım çünkü sonuna kadar gitmek ve dayanılmaz bir noktaya ulaşınca bunu bitirmek artık o acıyla yaşamak zorunda olmamak isteğime bağlı bulunduğu sürece hep katlanabilirim. Kitaba tekrar dönecek olursa şunlar söylenebilir; kessinlikle okutulması gereken kitaplardan değil, kitap güzel yazılmış ve bir arkadaşınla oturup geçmiş anılardan bahseder gibi bir dil kullanılmış. Ama özellikle okuyayım girişimine değmeyen bir kitap. intihar hakkında inceleme yapmak isteyen insanların ise bence okuması gerekir diye düşünüyorum. Son olarak incelememi Albert Camus'nün sözüyle bitirmek istiyorum:

"Çoğu zaman yaşamak, intihar etmekten daha çok cesaret gerektiriyor."
81 syf.
Yürüdüm.. yürüdüm ve işte yine o uçurumun başına geldim.. En son Pavese'yle bulmuştum kendimi burada.. O atlamış, ben kalakalmıştım.. Şimdi yine elimden tutup, bu uçurumun başına getirdiler beni.. Ve yine o gitti, ben kaldım.. Şimdi o uçurumun başında oturuyor ve ağlıyorum.. Varoluş sancılarını hiç bilmediğim ölüme yeğliyorum.. Kendime kızıyorum ama bu gerçek bir kızgınlık değil, çünkü kendimi anlıyorum.. kendimi anlayınca, daha çok ağlıyorum..
Leve, uzun bir mektup niteliğinde ele almış intihar eden arkadaşının yaşamını.. O arkadaş gerçek miydi.. yoksa hayal mi? Belki de kendisiydi.. Üçüncü bir kişi olarak kendinden bahsetmek hep daha kolay değil miydi? Leve, kitabı tamamlayıp, yayıncısına teslim ettikten sonra, arkadaşı gibi son veriyor yaşamına.. Bu yürüyüşü uçurumda bitiriyor.. Ve ben içten içe bir sevinç duyuyorum, ölmüş olan arkadaşları severim ben, içime dokunmuş ve yitip gitmiş.. ama yitip gitmişliğiyle bende yeniden canlanmış..
81 syf.
Édouard Levé bir kitap yazıyor, kitabın adı "intihar"
Kitabın yazımını tamamlayıp basılması için yayıncısına teslim ettikten sadece 10 gün sonra intihar ediyor, üstelik de kitapta anlattığı kurguyu uyguluyor!

Ne kadar hazin bir hikaye olsa da muhteşem bir yazım öyküsü bu.
Fakat kitabın içeriği, yazım süreci kadar etkileyici değildi. Fazla detaylı yazılmış ve inanılmaz kasvetli bir anlatımı vardı. Hafif bir intihar güzellemesi de yapılmış bu nedenle çok sevdiğim bir kitap olmadı ama kötü bir kitaptı da diyemem.

Farklı ve bir solukta okunacak bir kitap arıyorsanız bu kitaba göz atabilirsiniz.
Tabii ruh haliniz iyiyken okumak daha doğru bir zamanlama olur.
81 syf.
·5 günde·5/10
Her insan bir dünya, duygularıyla yaşanmışlıklarıyla. Her insan farkli bir evren aslinda . Ucsuz bucaksız bitis noktasını bilmediğimiz hayatlarda yaşıyoruz. Edouard Leve'nin yazdığı bu kitap intihar ederek yaşamına son veren arkadasının hayatını yeteneklerini arzularını en ince ayrıntısına kadar yazdığı bir mektup olarak görünsede.. Kitabı tamamlayıp yayıncısına teslim ettikten sadece on gün sonra intihar etmesi yazdığı kitabın arkadaşına degilde aklında yarattığı hayali kişiliği olduğunu düşündürdü bana.. Ayrıntıya fazlaca yer verilen bu romanda az cok anlatılan karakteri gözünüzde canlandıra biliyorsunuz.. Okunmalı mı? Ayrıntılardan sıkılıp yarıda bırakmanız an meselesi lakin bir sanş verilmeli :)
81 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Ölümün derin mahzenlerindeki kelebeklerin kanatlarını kırmak gibi korkutucu. İpi kopmuş uzaklaşan bir uçurtmaya veda etmek gibi acı verici. Boynuzlu bir atı gecenin bağıran sessizliğinde görmek kadar enteresan. Gerçekçi, acımasız ve hayret verici. Minik bir devin ayakları altında kalmak kadar insanı çaresiz bırakan bir anlatı türünde roman. En önemli tarafı da yazarın bu kitabı yazdıktan sonra intihar etmesi.

Kitabın son cümlesi sizi yerinize pıhlamaktan çok, ayağınıza bağladığı bir prangayla denize atıyor. Sessizlik içinde biten bu romanın son cümlesi kitabın ismi kadar ürkütücü. Kelimeler senfonisi içinde siz bir tarlanın ortasından geçerken, Baragan'ın Dikenleri kollarınızı çiziyor... Beni bu kadar çok betimleme yapmaya zorlayan bu kitabı okumanız çok iyi olur. Sevgiyle...
81 syf.
·4 günde·7/10
Etkileyici bir kitaptı.İntihar etmek gözüme güzel göründü bile diyebilirim...İntihar eden arkadaşı için yazılmış.Yazarın kitabı yayıncıya verdikten 10 gün sonra intihar etmesi fazla sarsıcıydı...Kitabın dili ayrı güzeldi.
81 syf.
·7/10
Yazar arkadaşının intiharıyla başladığı romana yine arkadaşının yazdığı şiirle son verip bitiriyor.Arkadaşının karakterini, yeteneklerini ve ailesini detaylı bi şekilde ele alıyor ve senli hitap tarzıyla daha çok mektup tarzında olan eserde arkadaşının intiharına olan hayranlığını gizlemiyor"İntiharın akıllara zarar veresiye güzeldi”diyerek hayranlığını dile getiriyor. İlgi çekici olan kısım ise yazar eseri bitirdikten 10 gün sonra hayatına son veriyor.
81 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
İntiharını baş kahraman üzerinden gerçekçi bir şekilde kurgulayan ve sonrasında da uygulayan bir yazar. Kitabın sonunda ki üçlükler ayrıca güzellik katıyor.
"Yaş beni yener
Gençlik beni terk eder
Bellek bana kalır

Mutluluk önümde gider
Üzüntü beni izler
Ölüm beni bekler."
81 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Kendi kendine konuştun değil mi? Yüzüne dokundun, çizginde durdun. Sonbahar geldi, sarardın, dalından koptun. Çok düşündün ve kayboldun. Hala gençsin Edouard Leve. 25 yaşındasın ve ölüm üstüne benden daha çok şey biliyorsun.

Yazarın biyografisi

Adı:
Edouard Leve
Unvan:
Yazar
Doğum:
Fransa, 1 Ocak 1965
Ölüm:
15 Ekim 2007
1 Ocak 1965’te doğdu, 15 Ekim 2007’de intihar etti. École supérieure des sciences économiques et commerciales’de işletme okudu. 1991’de resim yapmaya başladı. Soyut resimler yaptıktan sonra bu sanat dalından tamamen vazgeçerek tablolarını yaktı. 1995’te çıktığı iki aylık Hindistan seyahatinden sonra fotoğrafla ilgilenmeye başladı. Çektiği fotoğraflar önemli dergilerde yer aldı ve bu fotoğraflardan yaptığı seçkiler on kitapta yayımlandı. Dört anlatı kitabı olan yazarın İntihar ve Otoportre adlı yapıtları yayınevimiz tarafından yayımlanmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 25 okur beğendi.
  • 240 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 244 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.