Georgi Dimitrov

Georgi Dimitrov

Yazar
9.6/10
9 Kişi
·
36
Okunma
·
10
Beğeni
·
1.870
Gösterim
Adı:
Georgi Dimitrov
Unvan:
Bulgaristan'da Sosyalist Yönetimin Kurucusu ve İlk Başbakanı Olan Bulgar Siyasetçidir.
Doğum:
Bulgaristan, 1882
Ölüm:
Moskova, 1949
Georgi Dimitrov (18 Haziran 1882, Pernik ili - 2 Temmuz 1949, Moskova), Bulgaristan'da sosyalist yönetimin kurucusu ve ilk başbakanı olan Bulgar siyasetçidir.
Öğrenimini yarıda bıraktı ve küçük yaşlarda çalışmaya başladı. Sofya'ya yerleştikten sonra 1902'de Bulgaristan Sosyal Demokrat Partisi'ne girdi. Parti bölününce 1904'te Sosyal Demokrat İşçi Partisi içinde yer aldı. 1909'da Merkez Komitesi'ne seçildi. 1913'te milletvekili oldu. 1918'de savaş karşıtı propagandadan dolayı üç yıl hapse mahkûm oldu. Ama dört ay sonra serbest bırakıldı. Partinin Bulgaristan Komünist Partisi adıyla yeniden örgütlenmesinde büyük rol oynadı (1919).
1921'de SSCB'ye gitti. Komintern yürütme kuruluna seçildi. 1923'te Bulgaristan'da komünist ayaklanmayı yönetti. Ayaklanma bastırıldıktan sonra idama mahkûm edildi. Yurtdışına kaçarak Viyana ve Berlin'e geçti. 1929'da Komintern Orta Avrupa bölümünün başkanlığını yaptı. 27 Şubat 1933'teki Reichstag yangının çıkmasından sorumlu tutuldu ve başka komünistlerle birlikte yargılandı.
Duruşmalarda Nazi iddialarını asılsız olduğunu savundu ve aklandı. Bu duruşmalarda yaptığı savunmayla dünya çapında ün kazandı. Ardından Moskova'ya yerleşti. Komintern'in kendini dağıttığı 1943'e kadar Nazi tehdidine karşı örgütlenmede önemli rol oynadı. 1944'te Bulgaristan'daki Mihver uydusu hükümete karşı direniş hareketini yönetti. 1945'te ülkesine döndükten hemen sonra komünistlerin egemenliğindeki Vatan Cephesi hükümetinin başbakanlığına getirildi. 1946'da Bulgaristan Halk Cumhuriyeti'nin kurulmasını sağladı. 2 Temmuz 1949'da Moskova yakınlarında öldü.
Bulgaristan'daki tüm politik faaliyetlerim
hakkında ve de 1923-1933 yılları arasında yurtdışında yürüttüğüm faaliyet hakkında hesap vermek üzere Bulgaristan'a dönmeye hazır olduğumu ilan ediyorum. Bunun için sadece bir tek son derece doğal bir şart öne sürüyorum: ÖZGÜR VE HALKA AÇIK BİR YARGILAMA!
Mahkeme başkanı bir gün çaresizlik içerisinde sanığa şöyle bağırdı: "Yurtdışında duruşmayı benim değil, sizin yönettiğiniz görüşü yayılmış bile!" Ve böyleydi gerçekten. Sanık Dimitrov, yargılayan oldu.
Son olarak size, vatanınıza ve halkınıza karşı sonsuz bir sevgi hissetmeniz gerektiğini söylemek istiyorum. İki efendiye birden hizmet eden, halkından nefret eden ve onları aşağılık ve barbar olarak gören entelektüeller vardır. Bu doğru değildir. Halkı olduğu gibi sevmeliyiz. Çünkü halkın kalpte, ruhta ve şahsiyette harikulade olduğunu, kültürel ve ekonomik yönden ise geri olduğunu biliyoruz. Bu durum, halkın suçu değil talihsizliğidir. Suç, eski liderlerin ve yabancı emperyalistlerindir. İnsanın halkına ve vatanına olan sevgisi, zorluklara karşı verdiği mücadele sırasında ve karşı karşıya kaldığı sefalette ona güçlü bir manevi destek sunar. Aynı zamanda halkın düşmanlarından, faşizmden, gericilikten ve emperyalizmden güçlü bir şekilde nefret etmelisiniz. Kimse, halkın düşmanlarına karşı verilen mücadelede yer almayıp duruma kayıtsız kalmamalıdır.
Faşizmin yönetimi ele geçirmesi, sadece bir burjuva
hükümetin bir diğerini izlemesi değildir. Burjuvazinin -
burjuva demokrasisinin belli bir sınıfsal egemenliği içeren
devlet biçiminin, bir diğeriyle; açık terörist diktatörlükle
değiştirilmesidir.
Anti-Faşist Halk Cephesi'ni kurarken, çok sayıda köylü
ile şehirli küçük burjuvaziden oluşan örgütlere ve partilere,
doğru yoldan yaklaşmak büyük önem taşır.
Kapitalist ülkelerde bu parti ve örgütlerin çoğu -ister
siyasi, ister ekonomik nitelikte olsun- burjuvazinin etkisi
altındadır ve onun ardından giderler. Bu parti ve örgütlerin
toplumsal yapısı aynı türden değildir. Bunlarda zengin
köylülerin yanısıra topraksız köylüler, büyük iş sahiplerinin
yanısıra küçük dükkan sahipleri de bulunur; ama kontrol
büyük sermaye sahiplerinin elindedir. Öyleyse, değişik
örgütlere değişik yollardan yaklaşmak zorundayız. Unutmamalıyız
ki büyük üye kitlesi çoğu kez önderlerin gerçek
siyasi niteliklerini önemsemez. Önderleri burjuvalar
olmasına rağmen bazı durumlarda, bu örgütleri partileri ya da
bunların bazı unsurlarını Anti-Faşist Halk Cephesi saflarına
çekebiliriz, çekmeye çalışmalıyız da.
Faşizm burjuvazinin sınıf egemenliğinin son aşamasıdır. Bütün burjuva devletleri eninde sonunda ya bir hükümet darbesi ile ya da "barışçı" bir yolla, ya da gaddarca ya da tatlı sert bir biçimde faşizme geçer;
Edebiyat, devrimci kuşağın eğitiminde büyük bir rol oynar.
Bize yardım ediniz, işçi sınıfının partisine, yardım ediniz. Ona
mücadele için roman, şiir, hikâye gibi emin silâhlar veriniz!
Devrimci kuşakların doğmasına yapıtlarınızla yardımcı olunuz.
Tarihsel, toplumsal ve ekonomik koşullar; ulusal özellikler hatta bir ülkenin uluslararası durumu, faşizmin ve faşist diktatörlüğün değişik ülkelerde değişik biçimlerde gelişmesine yol açmaktadır. Faşizmin geniş bir kitle dayanağı bulamadığı ve faşist burjuva kampın çeşitli grupları arasındaki mücadelenin kesin olduğu birtakım ülkelerde bu rejim, öncelikle parlamentoyu feshetme yoluna gitmez. Sosyal Demokrat Partiler de dahil olmak üzere, öteki burjuva partilerinin biraz meşruiyet elde etmelerine göz yumar. Başka ülkelerde eğer yönetici burjuvazi erken bir devrimin patlak vermesinden korkuyorsa, faşizm, sınırlandırılmamış olan siyasi tekelini kurar. Bunu, ya hemen ya da rakip parti ve gruplara karşı terör yönetimini ve kan kusturmayı artırarak yapar. Kendi durumu özellikle açıklığa kavuşunca bu durum faşizmin, kendi temelini genişletmesini ve sınıfsal yapısını değiştirmeksizin açık terörist diktatoryayı kaba ve uydurma bir parlamentarizmle birleştirmesini engellemez”
279 syf.
·Puan vermedi
‘’21 Eylül 1933’te Leipzig’te Reich Mahkesinde Reichstag Yangını Davası başladı. Bulgaristan Komünist Partisi üyesi Georgi Dimitrov, Reich Mahkemesi tarafından Reichstag’ın kundaklanmasına katılmakla suçlandı. ‘’

Bulgar komünist Dimitrov’un Alman Mahkemeleri karşısındaki yargılanışını kendi ağzından yazdığı mektuplar aracılığıyla okuyoruz. Dimitrov bu yargılama sırasında kendisini savunması için birçok avukat talep ederek mahkemeye sunmuş ancak onun bu talebi her seferinde türlü bahanelerle reddedilmiş. Kendisini savunacak bir avukat mahkeme tarafından kabul edilmediğinden kendi kendisinin avukatı olmak zorunda kalmış. Ancak yaptığı savuma hayli başarılı olmuş ki sömürüye ve baskıya karşı zaferinin sembolü haline gelmiştir. Kendi mücadelesinde başarılı olsa da kendisinden sonra yargılanan Almanya komünist partisi başkanı Ernst Thaelmann için aynı başarı söz konusu olamayacak, Thaelmann 1945’te Hitler’in emri ile katledilecektir.

Tarihe ve politikaya biraz ilginiz varsa okuyabilirsiniz, ben severek okudum. Hitler Almanya’sının faşizmini ve bu faşizme karşı mücadeleyi anlatan güzel bir kitaptı. İyi okumalar…
343 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Dimitrov usta 2. dünya savaşında alman faşizmine karşı gerek laypzeg mahkemerinde rice yangın savunmalarıyla mahkum edip faşizmi yargılamış gerekse partizanlarıyla gerilla savaşı vererek nazi faşizmini dize getirmiş yiğit bir önderdir ..
343 syf.
·10 günde·10/10 puan
“Tarihi, toplumsal ve ekonomik koşullar, ulusal özellikler, hatta bir ülkenin uluslar arası durumu, faşizmin ve faşist diktatörlüğün değişik ülkelerde değişik biçimlerde gelişmesine yol açar. Faşizmin geniş bir kitle dayanağı bulamadığı ve faşist burjuva kampın çeşitli grupları arasındaki mücadelenin kesin olduğu bir takım ülkelerde bu rejim, özellikle parlamentoyu feshetme yoluna gitmez. Sosyal Demokrat Partiler de dahil olmak üzere, öteki burjuva partilerinin biraz meşruiyet elde etmelerine göz yumar.”

Yazarın biyografisi

Adı:
Georgi Dimitrov
Unvan:
Bulgaristan'da Sosyalist Yönetimin Kurucusu ve İlk Başbakanı Olan Bulgar Siyasetçidir.
Doğum:
Bulgaristan, 1882
Ölüm:
Moskova, 1949
Georgi Dimitrov (18 Haziran 1882, Pernik ili - 2 Temmuz 1949, Moskova), Bulgaristan'da sosyalist yönetimin kurucusu ve ilk başbakanı olan Bulgar siyasetçidir.
Öğrenimini yarıda bıraktı ve küçük yaşlarda çalışmaya başladı. Sofya'ya yerleştikten sonra 1902'de Bulgaristan Sosyal Demokrat Partisi'ne girdi. Parti bölününce 1904'te Sosyal Demokrat İşçi Partisi içinde yer aldı. 1909'da Merkez Komitesi'ne seçildi. 1913'te milletvekili oldu. 1918'de savaş karşıtı propagandadan dolayı üç yıl hapse mahkûm oldu. Ama dört ay sonra serbest bırakıldı. Partinin Bulgaristan Komünist Partisi adıyla yeniden örgütlenmesinde büyük rol oynadı (1919).
1921'de SSCB'ye gitti. Komintern yürütme kuruluna seçildi. 1923'te Bulgaristan'da komünist ayaklanmayı yönetti. Ayaklanma bastırıldıktan sonra idama mahkûm edildi. Yurtdışına kaçarak Viyana ve Berlin'e geçti. 1929'da Komintern Orta Avrupa bölümünün başkanlığını yaptı. 27 Şubat 1933'teki Reichstag yangının çıkmasından sorumlu tutuldu ve başka komünistlerle birlikte yargılandı.
Duruşmalarda Nazi iddialarını asılsız olduğunu savundu ve aklandı. Bu duruşmalarda yaptığı savunmayla dünya çapında ün kazandı. Ardından Moskova'ya yerleşti. Komintern'in kendini dağıttığı 1943'e kadar Nazi tehdidine karşı örgütlenmede önemli rol oynadı. 1944'te Bulgaristan'daki Mihver uydusu hükümete karşı direniş hareketini yönetti. 1945'te ülkesine döndükten hemen sonra komünistlerin egemenliğindeki Vatan Cephesi hükümetinin başbakanlığına getirildi. 1946'da Bulgaristan Halk Cumhuriyeti'nin kurulmasını sağladı. 2 Temmuz 1949'da Moskova yakınlarında öldü.

Yazar istatistikleri

  • 10 okur beğendi.
  • 36 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 64 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.