Haydar Karataş

Haydar Karataş

8.7/10
22 Kişi
·
61
Okunma
·
5
Beğeni
·
971
Gösterim
Adı:
Haydar Karataş
Unvan:
Roman Yazarı ve Aktivist
Doğum:
Tunceli - Hozat, 1973
1973 yılında, Dersim’in Hozat ilçesine bağlı Haçeli köyünde
doğdu. Köyünde okul olmadığından, henüz altı yaşındayken, babası onu sırtına alıp,
1938 yılında askerî kışla olarak kullanılmış bir binada bulunan yatılı okula götürdü.
O zamana kadar yalnızca Zazaca konuşan Karataş, burada Türkçe öğrendi. İstanbul, Kocasinan Lisesi’nde okudu. Bir yandan da lokantalarda bulaşıkçılık, tekstil atölyelerinde çıraklık yaptı.

Aynı yıllarda sol fikirlerle tanıştı ve dört kez gözaltına alındı. 1992 yılında tutuklanarak Türkiye’nin çeşitli hapishanelerinde on yıl, dört ay hapis yattıktan sonra, 2002 yılının
Haziran ayında, Gebze Cezaevi’nden şartlı tahliye edildi ve ülke dışına çıktı.

2003 yılından beri İsviçre’de yaşamaktadır. Fribourg Üniversitesi’nde bir yıl, lise denklik eğitimi gördü. Daha sonra Zürih Üniversitesi’nin Psikoloji bölümü’ne kaydoldu, ancak ekonomik nedenlerle okulu bırakmak zorunda kaldı. Hamallık, temizlikçilik, yoksul ülkeler için kullanılmış giysi toplama gibi işlerde çalıştı.

Pek çok edebiyat dergisinde yazıları yayınlanan Karataş’ın Gece Kelebeği (Perperık-a Söe) romanı ilk roman çalışmasıdır. Bir dönem Açık Gazete İsviçre temsilciliği yapan Karataş, Demokratik Gündem Gazetesi, Devrimci Demokrasi, Yaba Sanat, İnsancıl, E Dergisi, Birgün, Öteki İsviçre, Dersimnews, gibi pek çok dergi ve gazetede makaleleri yayınlandı.
Gün bitecek,yeni bir gün doğacak.Annesi o taşın dibinde oturup,kızının gözden yitip gittiği bu yola bakacaktı.''Anne'' diye inledi, sanki dağların ona ses vermesini istiyormuş gibi.
Oğlum, kayan yıldız Tanrı'nın gözüdür, daha iyi görebilmek için yeryüzüne yaklaşır.
Allah kimseyi öfke sahibi yapmasın. Öfkede din iman yok, öfke düşmana duyuluyormuş gibi durur ama sahibine düşmandır. Düşmanı bitirmeden sahibini bitirir.
Haydar Karataş
Sayfa 229 - Iletisim yay.
Kötülük öfkeyi sever,kötülük öfkeyi kendine mazeret sayar.İnsan öfkeleneceğine,o keşiş gibi küsmeli,insan zalimlik karşısında susmalı ki dünya sessizlikten boğulsun.
İyi ki konuşmuyordu,diyordu.Susan insan,merhamet arar.Biri susmuşsa,o insan artık keramete ermiştir.Bir insan susmuş ve de ölmemişse,yani ortadan çatlamamışsa,o insan bütün ziyaretlerden daha kutsaldı.
Cem tutulduğu zaman insan turna kuşu gibi kanatlanıp uçarmış. Birde turna kuşu sadıkmış. Kerbela yasını bir tutan oymuş. Turna unutmazmış yoldaşını bırakıp gitmezmiş. Turna kuşunu yakalayıp kafese koysan aynı al keklik gibi çat diye çatlarmış. O çatlayıp ölünceye kadar eşi beklermiş. Kendine başka bir eş de bulmazmış. Eşi ölmüş turna kuşu turna sürüsüyle uçsa dahi yapayalnızmış. Otuz yıl yas tutarmış. Turna birde soyunu çok severmiş.
"Şimdi her şey değişti kızım, insaniyetlik bitti. Eskiden şu Dersim'de bir kadın gitti mi bir kapıya, ne kavga olursa olsun biterdi. Aşiretler her bir şeyi kaldırdı, Dersim'in mührünü tanımadılar
Haydar Karataş
Sayfa 80 - Iletisim yay.
"Cem Şah,kara toprak üzerinde zuhur etmiş her varlık,diğerinin kanıyla beslenir.Biri ötekine düşman,biri ötekinin kanından beslenir ama izin verir,bilir o olmadan yaşayamayacağını,bir insan kıymetini bilmez düşmanının.İnsan sevmediğinin köküne illa ki kibrit suyu diker,diker de üzerinde de bir güzel tepinir.Gül üstüne gül koklar,turna öyle midir?Mısır çölüne esir düşen turna,kırk yıl selam yollar.Kırk yıl yasını tutar yoldaşının.Sorarım sana Cem Şah,bu Ermeni'nin kanı daha kurumadı,toprağına üşüştü tekmil dünya.Tencere tavasını pay ederken,birbirinin kafasını yardı.Bu Dersim de rekayis yaptı,karaçor döndü,her şey bana kaldı sandı.Şimdi kapımızda kara bela durur.Cem tutan sazımı yerin dibine gömerim,saz çalmanın suçu,Hz.isa'nın vebalinden daha ağır."
Küçük bir kızın ağzından anlatılan büyük bir insanlık trajedisi. Zor şartlarda hayatta tutunmanın verdiği mücadele ve sürgünle biten gerçek bir yaşam.. Eğer merakınız varsa mutlaka okuyun.
Bence bir an önce alıp okumalısınız. Okuyup bitirdiğiniz zaman Haydar Karataş'ın bu romanının Yaşar Kemal ve Cengiz Aytmatov ayarında bir roman olduğunu göreceksiniz. Acılı bir yurt,aynı zamanda bir yurtsuzluk hali,müthiş yoksulluk,kahredici bir imkansızlık,çaresiz kalan bir dil,bütün bunları anlamaya çalışan yaşlılar,yetişkinler,çocuklar ve onlların çocuk ölümleri... İşte bunlarla karşılaşacaksınız Perperık-a Söe'de. Baştan başa bir çığlık, bir ağıt bu roman..
Kitap bana aynı anda hem mo yan'ın kızıl darı tarlaları, hem de marquez'in Yüzyıllık yalnızlık kitaplarında aldığım tadı verdi. İnsanlık tarihine kara bir leke olarak geçen dersim katliamını bir anne ve kızı üzerinden öyle etkili bir şekilde vermiş ki Haydar Karataş kendimi olayın içinde buluveriyordum her defasında.
Dersim geçmişten bugüne acılarla yoğrulmuş bir toprak parçası.Dersimin acılı yaşantısını bu kadar etkileyici,masalsı ve insanın içine işleyen bir tarzda yazılmış bir kitap daha olduğunu zannetmiyorum.Ermeniler,kürtler,hükümet,muhacirler,kızılbaşlar gibi kimliklerin mücadelelerini okuyoruz.Yanlış politikaların sonucunda bu mozaiği maalesef kaybetmişiz.Kitapta harika bir uslup ve etkileyici betimlemeler var.
Bir çocuğun gözunden Dersim katliamı ve ardından yaşanan felaketler. Açlıkla, soğukla, mucadele eden geride kalanlar. Erkekleri ya kurşuna dizilmiş ya askere alınmıs biçare kadın ve çocuklar. Tarlasını surecek hayvanı bile kalmamıs, tarlasına ekecek tohumu bile olmayan dersim halkı. Yoksulluk, yoksunluk, sürgune gidenler, geri donenler, donmesi beklenenler, yakılmıs koyler, yıkılmış yaşamlar ve açlıktan ölen çocuklar. Acıların coğrafyasından bir çocuğun anıları.
Bir daha yaşanmaması umuduyla.
"Turna unutmazmış yoldaşını, bırakıp gitmezmiş. Turna kuşunu yakalayıp kafese koysan, aynı ala keklik gibi çat diye çatlarmış. O çatlayıp ölünceye kadar eşi beklermiş. Kendine başka bir eş de bulmazmış. Eşi ölmüş turna kuşu turna sürüsüyle uçsaymış dahi yapayalnızmış. Otuz yıl yas tutarmış..."
Kıyım, sürgün, yoksulluk, hayatta kalma mücadelesinin bir çocuğun gözünden anlatımı, böyle bir acının bu şekilde anlatılması.. Muhteşem bir kitaptı..
Kitap dersim katliamından sonra bir anne ile kızının yaşamından bahsediyor. Onlar geride kalanlardan sadece ikisi. Ölüm bu halde olmaktan daha iyidir diyorlar sürekli. Çünkü insanın aklının alamayacağı sefil, yoksul ve çaresiz bir yaşam onlarınki.
Kitap tek solukta bitti ama etkisi uzun süre devam edecek. Katliam, dram, sürgün, hapis, Ermeniler ve Zazalar, Kızılbaşlar, elma bahçelerine sıçrayan kan, ölüm, ölüm, ölüm, daha çok ölüm, aşiretlerin şahsi çıkarları altında ezilen halk, yine hapis, yine katliam, tecavüz, bu coğrafyanın değişmeyen kaderi yıkım, ayrılık, ve her seferinde farklı sebeplerle ortaya çıkan insanların birbirini yok etme isteği!
Dersim 38'ini anlatıyor,ağlamaya hazır olun.Dehşetle,ürpererek canım yanarak okudum.Anlatım müthiş,samimi,sade.Çok beğenerek okudum.Şiddetle tavsiye ederim.
Kitabın dili o kadar yalın ve etkileyici ki kendinizi olayın içinde buluyorsunuz.Çok hüzünlü dramatik bir öykü.

Yazarın biyografisi

Adı:
Haydar Karataş
Unvan:
Roman Yazarı ve Aktivist
Doğum:
Tunceli - Hozat, 1973
1973 yılında, Dersim’in Hozat ilçesine bağlı Haçeli köyünde
doğdu. Köyünde okul olmadığından, henüz altı yaşındayken, babası onu sırtına alıp,
1938 yılında askerî kışla olarak kullanılmış bir binada bulunan yatılı okula götürdü.
O zamana kadar yalnızca Zazaca konuşan Karataş, burada Türkçe öğrendi. İstanbul, Kocasinan Lisesi’nde okudu. Bir yandan da lokantalarda bulaşıkçılık, tekstil atölyelerinde çıraklık yaptı.

Aynı yıllarda sol fikirlerle tanıştı ve dört kez gözaltına alındı. 1992 yılında tutuklanarak Türkiye’nin çeşitli hapishanelerinde on yıl, dört ay hapis yattıktan sonra, 2002 yılının
Haziran ayında, Gebze Cezaevi’nden şartlı tahliye edildi ve ülke dışına çıktı.

2003 yılından beri İsviçre’de yaşamaktadır. Fribourg Üniversitesi’nde bir yıl, lise denklik eğitimi gördü. Daha sonra Zürih Üniversitesi’nin Psikoloji bölümü’ne kaydoldu, ancak ekonomik nedenlerle okulu bırakmak zorunda kaldı. Hamallık, temizlikçilik, yoksul ülkeler için kullanılmış giysi toplama gibi işlerde çalıştı.

Pek çok edebiyat dergisinde yazıları yayınlanan Karataş’ın Gece Kelebeği (Perperık-a Söe) romanı ilk roman çalışmasıdır. Bir dönem Açık Gazete İsviçre temsilciliği yapan Karataş, Demokratik Gündem Gazetesi, Devrimci Demokrasi, Yaba Sanat, İnsancıl, E Dergisi, Birgün, Öteki İsviçre, Dersimnews, gibi pek çok dergi ve gazetede makaleleri yayınlandı.

Yazar istatistikleri

  • 5 okur beğendi.
  • 61 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 30 okur okuyacak.