Kerem Eksen

Kerem Eksen

YazarÇevirmen
8.5/10
50 Kişi
·
153
Okunma
·
2
Beğeni
·
715
Gösterim
Adı:
Kerem Eksen
Tam adı:
Yrd.Doç.Dr. Kerem Eksen
Unvan:
Akademisyen,çevirmen
Doğum:
İstanbul, 1976
1976 İstanbul doğumlu. Galatasaray Lisesi'ni bitirdikten sonra Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'ne girdi. Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde yüksek lisans ve doktorasını tamamlayan Eksen, İstanbul Üniversitesi'nde felsefe dersleri vermektedir. Aynı zamanda çevirmendir. "Buradayız" yazarın ilk kitabıdır.
"Bir bakıma hayranımdır Proust'a, çünkü fikirler, duygular, tecrübeler, hepsi kayalıklarda açılan oyuklara benzer ve Proust elinde sürahisiyle dolaşıp bu oyukları bir bir doldurur."
"Yeni bir düşüncenizi açıkladığınızda hayatınızı biraz daha tüketmiş olursunuz, çünkü binlerce hayattan birini seçmiş olursunuz, her yeni düşüncenizde yeni bir seçim,sonra bir daha, ölene kadar..."
Evde hımbıl hımbıl oturup Tosun Paşa seyreden kendisi değilmiş gibi 200 basan motorlardan ve bitimsiz orgazmlardan soz ediyordu.
Belki de sorun Balzac’ta, Balzac’ın benim yazarım olmamasındaydı. Sayfalarca o evden, Madam Vaquier’nin Paris’teki pansiyonundan bahsediyordu, sıkılıyordum. Pansiyonun bir duvarının bahçeye baktığını, girişte bir odanın ve odadan geçilerek girilen bir yemek odasının olduğunu, ortada bir yuvarlak masanın bulunduğunu, pansiyonda yedi kişinin kaldığını, akşam yemeği için dışarıdan gelen misafirlerin ayda 30 frank ödediklerini öğrendim okuduğum sayfalar boyunca, hiçbir heyecan hissetmedim. Bugün, burada, bu dünyayla baş etmeye çalışırken bu teferruatın hiç önemi yoktu. Bir süre gözlerimi kütüphanemde gezdirdim ve tamam, dedim, yazarımı okuyacağım ben, Dostoyevski’yi okuyacağım. Hemen Cinler’i aldım elime, Kirillov’un özgürleşmek için intihar etmek gerektiğini anlattığı o müthiş bölümü aramaya koyuldum. İşte bu kocaman, depderin, bir kitabı baştan sona doldurabilecek bir düşünceydi. Ancak Kirillov’u düşündükçe kendimi çaresiz hissettim. Böyle büyük bir düşüncem yoktu benim, bazı basit kararlarım, duygularım ve hareketlerim vardı, fakat kafamın bir köşesinde konuşmayı bekleyen bir Kirillov olmadığına neredeyse emindim. Bölümü aramaktan sıkıldım ve, çaresiz, romanın başından birkaç sayfa okudum, ancak beklediğim kadar sarsılmadım. Yorgundum. Bir bira açıp salona, Onur’un yanına gittim.
Onu bir roman kahramanı olarak düşünmeye çalıştım, olmadı. Şurası bir gerçekti ki babamın hiçbir trajedisi yoktu. Hatta insanların dönüp bakacağı ufacık, sıradan bir çelişkisi bile yoktu, sadece birtakım istekleri, tasarıları ve aptalca fikirleri vardı. Onur’u bunlarla oyalayabilirdi belki, ancak hiçbir ciddi okuru oyalayamazdı. Acaba, diye düşündüm, Goriot Baba’yı benim babamdan ayıran nedir? Belki de hayati bir soruydu bu. Ancak bu soruya cevap verebilmem için onu, yani Goriot Baba’yı biraz olsun tanımam gerekiyordu. Ne var ki Balzac buna müsaade etmemiş, beni Madam Vaquier’nin pansiyonuna tıkıvermişti.
Dünya boşluğa savrulmamak için üzerinde durmaya çalıştığımız bir kaya parçasıdır.
147 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Bu kitap Michel Foucault'un 1983 yılında California Üniversitesi'nde verdiği bir dersin notlarından oluşturulmuştur. Dersin adı "Hakikat ve Söylem" olup seminerler şeklinde verilmiştir. Editörün verdiği bilgiye göre bu dersin kitaplaştırılmasında Foucault'un bir parmağı yoktur.

Kitap hakikati söylemenin, hakikati bilmenin, hakikati söyleyen insanların bulunmasının ve bu kişilerin nasıl ayırt edileceğinin bilinmesinin, insan ve toplum açısından önemini, mukayeseli bir üslup ile anlatıyor. Hakikati söylemek hangi durumlarda doğrudur ve insan kendine hakikati söyleyebilir mi? Pohpohçuların halka faydaları nelerdir ve neden bazı krallar onları sever, bazıları sevmez?

Gerçek ve hakikat arasındaki ilişki üzerinden, ideoloji ve düşünce tarihinin karşılaştırması yapılırken, Batı felsefesinin bir çok zenginliğinden de istifade ediliyor. Foucault için kısa ve öz ama bu konuya başlangıç için yeterli değil.
136 syf.
·2 günde·Beğendi
Michel Foucault'un Doğruyu Söylemek olarak çevrilen eseri, Foucault'nun kitap olarak kaleme aldığı bir eser değildir. Ecole Normal okulunda ders verirken öğrencisinin kaleme aldığı ve sonrasında kitaplaştırılan bir eserdir. Foucault bu ders notlarını içeren eserinde temel bir problemi baştan sonuna kadar sürdürür. Aslında buna temel bir problem demekten öte, sorunsal olarak karşımızda duran ve Antik yunan dünyasındaki ilk varyantların ortaya çıkarılıp sorunsallastırilmasi olarak bakarsak daha sağlıklı olabilir. Bilindiği gibi Michel Foucault, bir sorunsallaştırma filozofudur. Yalnız bu sorunsallar ile sorunsallaştırma arasında temel bir fark vardır. Sorun olarak görülen ile sorun olarak görülmeyen arasındaki ikilikte sorunsallaştırma gerçeğini ortaya çıkaran ve buna bir sorunsal gözüyle bakan bir öznenin varlığını varsayar. Michel Foucault da bu sorunsal gibi görünmeyen temel bir sorunu sorunsallastiran değerli bir filozoftur. Onun asıl gayesi ortada olanı olan gibi ele alıp yargıya varmak yerine, sorunsallaştırma yoluyla sorunsalları açığa çıkarıp iliskilendirmektir. Yine bilindiği gibi Michel Foucault, iktidar üzerine yapıtlar yazmıştır ve bu ders notları da şüphesiz iktidar ilişkilerinden ırak değildir.

 Foucault, Doğruyu Söylemek eserinde ilk sorunsallaştırmayı yunanca olan "Parrhesias" kavramını ele almakla başlar. Bu kavram Türkçeye Doğruyu Söylemek olarak çevrilmiş. Şüphesiz Foucault bunu ele alirken çok daha kapsamlı biçimde ele alıp işler. Parrhesias, hakikati dile getiren olarak yani Parrhesiastes olarak hakikati dile getirir. Foucault'nun incelemesi ise bu Parrhesiastes'in hangi durumlarda ne gibi ilişkilerle açığa çıktığını ele alır. Antik yunan dünyasındaki filozoflardan, oyun yazarı Euripides'in Fenikeli Kadınlar, Ion, Yakaricilar, Bacchus eserini sorunsallastirip Parrhesias kavramını işler. Daha sonra Socrates-Platon çerçevesinde Doğruyu Söylemek fiilini konu edinir. Ta Helen dünyasının Kiniklerinden, Roma dünyasının Stoacı filozoflarına kadar bu kavramın nasıl işlev gördüğünü ve ne gibi değişimler geçirdiğini işleyip sorunsalı günümüze kadar taşımaya çalışır. Nitekim günümüz ile ilgili ilişki kurma konusunda bir çaba göstermez. Belki de bunların ders notu olarak tutulmasının etkisi dolayısıyladır.

Parrhesias'ı dile getiren Parrhesiastes, her şeyden önce özgürce doğruyu söylemek anlamını taşır. Belki de bugün en çok eksikliğini hissettiğimiz Parrhesiastes'lerin varlığıdır. Konuşma özgürlüğünün bile olmadığı bir ülkede Yunan dünyasından ders çıkaracağımız önemli derslerin hatırlatılması belki de bir nebze olsun günümüzde önemli bir noktaya taşınır ve özgürce konuşmanın anlamı açığa çıkar.
147 syf.
·10/10
''O meşhur,İskender ile Diogenes arasındaki karşılaşma Prusalı (Bursalı) Dio Chrysostom söylevlerindeki felesi yaklaşımı''

Diogenes orda otururken kral çıkageldi ve onu selamladı,beriki ise onu bir aslanınki gibi korkunç bir bakışla yokladı ve ona biraz kenara çekilmesini söyledi;zira Diogenes o sırada güneşleniyordu.bunun üzerine İskender adamın cesurca davranmasına ve kendisini gördüğünde dehşete kapılmayarak soğukkanlılığını korumasına memun oldu. Zira cesur kişinin cesuru sevmesi bir anlamda doğaldır; oysa ödlekler cesurları süpheyle süzer ve düşmanları gibi görüp onlardan nefret ederlerken ,alçakları hoş karşılayıp severler.Bu nedenle birinci gruba göre hakikat ve açıksözlülük [parrhesia] dünyadaki en güzel şeyken ,diğer grub yaltaklanmayı ve düzenbazlığı yüceltir.İkinci gruptakiler girdikleri ilişkilerde karşısındakinin gönlünü hoş tutumaya çabalayanlara büyük bir istekle kulak verirlerken ,birinci gruptakiler hakikatı,önemseyenleri kaale alırlar.
147 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
-İlk not olarak şunu belirteyim, bu eseri Kerem Eksen çevirisiyle birlikte okudum, kendisi bugüne kadar okuduğum en iyi çevirilerden birine imza atmış ki başkası çevirse Foucault okumak oldukça zor olabilir-

İncelemeye geçeyim, Foucault'un bu eserinin 1983 yılında Berkeley Üniversitesi'nde 'Söylem ve Hakikat' adındaki altı dersinin kayıtlarından derlenmiş olduğunu belirteyim. Foucault bu derslerinde temel olarak 'parrhesia' sözcüğünden yola çıkıyor. Dilimize 'hakikati söylemek' olarak çevirsek de bu çevirinin kelimenin tam anlamı olduğunu söyleyemeyiz. -Zaten öyle olsa niye bir ders konusu olsun ki?- MÖ V. yüzyıl ile MS V. yüzyıllar arasında popüler olan bu kelime, zaman içinde de değişimlere uğramış ve Hristiyanlık'in daha geniş alana yayılmasıyla unutulup gitmiş. Foucault; Sokrates, Diogenes, Euripides, Kinizm, Sofizm gibi düşünürlerin ve düşünce akımlarının 'parrhesia'ya nasıl yaklaştıklarına bakarak bu kavramı da zihnimize sokuyor.
147 syf.
·Puan vermedi
“Sadece söylediklerinin doğru olmasına değil, konuştuğun kimsenin bu doğruya katlanabilecek olmasına dikkat et.”(Seneca, s.124)

“Platon şöyle der: Cehalet insanlar için kötü olan her şeyin kök saldığı, filizlendiği ve koparanların ağzına acı bir tat bırakan meyvelerin yetiştiği topraktır.”(s.57)
147 syf.
·10 günde·Beğendi·Puan vermedi
Öncelikle bu kitap Foucault’nun kaleme aldığı bir yapıt değil. Bu metin, Foucault’nun 1983 sonbahar döneminde Berkeley’deki California Üniversitesi’nde verdiği dersin band kayıtlarından derlenmiş. Benim bu kitabı seçme nedenim ise ince olmasıydı. Foucault okumayı çok istediğim bir düşünürdü fakat okumamı daha başlardan almalı ve direkt içine girmemeliyim diye düşündüm. Bence doğru bir karar vermişim. Bir yazara daha hafif yapıtlardan başlamak iyi bir seçim.
Kitap hakkında size söyleyebileceklerim şu şekilde: “parrhesia” sözcüğüyle başlıyoruz hakikat meselesine. Sözcüğün 3 hali olmasının yanında yaygın kullanımı, açıksözlülük ve özgür konuşma anlamını taşıyor. Antik metinlerde olumlu anlamı yaygınlıkta kullanılmış olsa da önemli bir ayrıma gidiyor Foucault, “aklından geçeni söyleme” anlamına da gelen parrhesia sözcüğünün olumlu ve olumsuz anlamının birbirinden ayrılması gerekmektedir; bunlar boşboğazlılık ve hakikati söylemektir. Ve genellikle metinlerde bu ikinci anlam kullanılır. Zira parrhesiaya sahip olabilmek için de yurttaş olmak gerekmektedir. Bu bir haktır Antik Yunan’da. Fakat parrhesianın kullanıldığı yerler ve içerdiği anlamlar bunlarla sınırlı değildir; ödev, eleştri gibi anlamlar da içermektedir. Bu anlamları açıkladıktan sonra sözcüğün evrimine geçiyor Foucault ve biz bu şekilde antik yazarlar sayesinde çeşitli metinlerden parrhesianın, toplumsal değişimlerin de ışığında meydana gelen evrimini inceliyoruz.
Bu yapıt benim için Antik Yunan hakkındaki bilgilerimi pekiştirmeme, aralarına yenilerini eklememe olanak verdi. Ve gündelik hayatımızda kullandığımız, üstüne düşünmediğimiz “doğruyu söylemek” olgusu üzerine düşünmemi ve bir birikim elde etmemi sağladı.
135 syf.
·43 günde·Beğendi·8/10
Foucault ile tanışmak için gayet uygun bir kitap. Ben de felsefe okumalarına ve en önemlisi Foucault okumalarına bu kitapla başladım. Doğruyu söylemek/hakikati söylemek eylemini eski Yunan tragedyalarından örneklerle açıklaması ufkumu açtı.
180 syf.
·Puan vermedi
Kerem Eksen - Buradayız... Alef Yayınları'ndan. Tavsiye üzerine aldığım bir roman. Benden önce babam @cirakibrahim okumuş, ara tatilde memlekette. Kitap nasıl baba, diye sorduğumda; bir adam var, roman yazmak istiyor; ama nasıl yazacağını bilmiyor. Kitap bitti hala romanı yazacak; lakin insan merak ediyor, diye özetledi Keyifle okunan, antikahraman özellikleri taşıyan bir anlatıcıya sahip, insanı ters köşe yapacak ilginç bir kurgusu olmamasına rağmen, hayata, edebiyata, ilişkilere, aileye, romana dair söyledikleriyle okuyucuyu ayık tutan, güzel bir roman olmuş. Kerem Eksen bir felsefeci, bu kitap da sanırım onun ilk romanı. Romanın anlatıcısı antikahramanda her şeyi şıp diye anlayan, beceriksiz, sıkkın bir hal var. Bu ruh haliyle her gün "buradayız". İyi bir kitap... İyi okumalar...
147 syf.
·Beğendi·10/10
Derste bahsi geçen bir kavramdı "Parrhesia". Üzerine yazılmış, üstelik Foucalt'un elinden çıkmış bir kitabı tavsiye olarak alınca hemen okudum. Şöyle ki kitap Foucalt'un verdiği seminerlerde tutulan notların bir araya getirilmesi ve düzenlenmesinden oluşturulmuş. Kavramın oluşumundan, tarihteki yerinden, kullanılışından, farklılıklarından ve en önemlisi de sorunsallaştırılmasından bahsediyor Foucalt. Birçok filozoftan örnekler vererek, tarihte birden çok ve farklı noktaya değinerek, alıntıları yerinde yaparak açık ve net bir şekilde anlatmış parrhesia kavramını. Okuyunca anladım ki günümüzde en çok ihtiyaç duyduğumuz şey bir parrhesiastes - doğruyu söyleyen kişi. aralara Latince kavramlar, bunların Türkçeleri ve bazı yerlerde de kullanılış farklılıkları verilmiş. Latinceye olan merakımdan dolayı bu yıldızlı kelimeler oldukça hoşuma gitti. Sıkılmadan okuyacağınız ve okudukça kendinizi geliştireceğiniz bir eser.

Yazarın biyografisi

Adı:
Kerem Eksen
Tam adı:
Yrd.Doç.Dr. Kerem Eksen
Unvan:
Akademisyen,çevirmen
Doğum:
İstanbul, 1976
1976 İstanbul doğumlu. Galatasaray Lisesi'ni bitirdikten sonra Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'ne girdi. Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde yüksek lisans ve doktorasını tamamlayan Eksen, İstanbul Üniversitesi'nde felsefe dersleri vermektedir. Aynı zamanda çevirmendir. "Buradayız" yazarın ilk kitabıdır.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 153 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 300 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.