Buradayız

·
Okunma
·
Beğeni
·
335
Gösterim
Adı:
Buradayız
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
180
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944494687
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alef
"Herhangi bir romanın konusu olabilecek o genç adamlardan biriydim ben de. Genç adam evinde oturur, genç adam hülyalara kapılır, genç adam sever, sevmez, sevmeyi bilmez, hayat ona yabancı gelir. Genç adam... Bıkıp usanmadan birbirinden sıkıcı sayfalarda dolaşır durur. O genç adamdan nefret ediyorum, dedim odamda oturmuş içimdeki kasveti dağıtmaya çalışırken, onun hayatını dolduran bütün o berbat ayrıntıların ne kadar sıkıcı olduğunu düşündüm. O ayrıntıların hiçbirinin romanımda yeri olmayacak, dedim, benim romanımda bütün olayların bir ağırlığı olacak."
180 syf.
·Puan vermedi
Kerem Eksen - Buradayız... Alef Yayınları'ndan. Tavsiye üzerine aldığım bir roman. Benden önce babam @cirakibrahim okumuş, ara tatilde memlekette. Kitap nasıl baba, diye sorduğumda; bir adam var, roman yazmak istiyor; ama nasıl yazacağını bilmiyor. Kitap bitti hala romanı yazacak; lakin insan merak ediyor, diye özetledi Keyifle okunan, antikahraman özellikleri taşıyan bir anlatıcıya sahip, insanı ters köşe yapacak ilginç bir kurgusu olmamasına rağmen, hayata, edebiyata, ilişkilere, aileye, romana dair söyledikleriyle okuyucuyu ayık tutan, güzel bir roman olmuş. Kerem Eksen bir felsefeci, bu kitap da sanırım onun ilk romanı. Romanın anlatıcısı antikahramanda her şeyi şıp diye anlayan, beceriksiz, sıkkın bir hal var. Bu ruh haliyle her gün "buradayız". İyi bir kitap... İyi okumalar...
180 syf.
·9 günde·6/10
Bir yayın evinde çalışan Edebi endişelerinin gölgesinde ilk romanını Yazmaya çalışan aynı zamanda romanın anlatıcısı olan Selim'in hikayesini anlatıyor Roman okumayı fazla sevmeyen ama Kitapçıya gidip romanlar satın alıp fikir sahibi olmak isteyen nasıl yazacağını bilmesede nasıl bir roman yazmayacağına dair ise birçok fikri olan çevresindeki insanları sürekli eleştiren Kolay kolay hiçbir şeyi beğenmeyen ama kendisi de hiçbir şey yapmayan selimin hikayesi Bir kitap yazamiyormus gibi gorunsede  hayatını dolduran bütün o berbat ayrıntıların da bir roman malzemesi olabileceğini kanıtlıyor.
180 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
“Romanımın konusunu açıkladığımda, Yurdaer’in yüzünde izini sürmekte zorlandığım bir tepki dalgası oluştu. Hafif gergin bir havası vardı sanki. Acaba konuyu beğenmemiş miydi? Kafasındakileri derleyip toparlaması için biraz zaman tanıdım dostuma; ancak o, bir dakika kadar düşündükten sonra sütlü kahve içmemizi önerdi (sütü de kahveyi de çok severmiş). Bu kadar mıydı yani? Onca emek verdiğim romanım üzerine söyleyebileceği hiçbir şey yok muydu? Roman yazmak isteyen bir adamı anlatan bir roman, insanda sadece sütlü kahve isteği mi uyandırıyordu?(s.137)”

Evet, roman yazmak isteyen bir adamı anlatan o romanı yani kahramanımız Selim’in yazamadığını Kerem Eksen çok güzel yazmış. Üstelik sadece sütlü kahve isteği de uyandırmıyor insanda.

Selim içimizden biri, mühim kararlar alıp pek uygulayamayan, biraz kitap okumuş fakat fikirleri oradan buradan ortaya karışık, kimseleri de beğenmeyen… Romandan çıkıp gelse, günlük ortamda bulunsa, kimse roman kahramanı demez (bu öteki karakterler için de geçerli); dediği gibi ne babasının ne de kendinin bir “trajedisi” var. Sıkıştığında veya işine gelmeyen durumlarda, sıyrılmak için kişiyi ya da hâdiseyi “önemsizleştiriyor” ve böylece öfkesini dizginliyor:

“Oysa bilgeliğe giden yolun sabırdan geçtiğini unutmamalı ve öfkemi yazacağım, evet, mutlaka yazacağım o romana saklamalıydım. Bu sıradan öfkemi ‘efsanevi’ bir öfkeye dönüştürmenin tek yolu buydu. Yurdaer elinde tepsiyle odaya girdiğinde muazzam bir aldırmazlık zırhı kuşanmıştım. Artık bana zarar veremezdi. Elindeki o aldırmazlık kılıcıyla istediği kadar saldırsın, benim aldırmazlık zırhımı delemezdi. Kahvelerimizi yudumlarken roman sanatı üzerine birkaç söz daha söyledi Yurdaer, aldırmadım.(s.138)”

Roman yalın diliyle çok akıcı ve eğlenceli; keyifle, bir çırpıda okunuyor. Selim’in nükteli Dostoyevski, Orhan Pamuk öykünmeleri biraz da okur ve yazarların bu iki isme olan hayranlık ve düşkünlüklerine gizli bir tebessüm uçuruyor sanki romandan. Sözün kısası: Sâde, güzel diliyle ve kendine has mizahıyla Buradayız, Selim’in tâbiriyle, bana “temas” etti.
"Bir bakıma hayranımdır Proust'a, çünkü fikirler, duygular, tecrübeler, hepsi kayalıklarda açılan oyuklara benzer ve Proust elinde sürahisiyle dolaşıp bu oyukları bir bir doldurur."
"Yeni bir düşüncenizi açıkladığınızda hayatınızı biraz daha tüketmiş olursunuz, çünkü binlerce hayattan birini seçmiş olursunuz, her yeni düşüncenizde yeni bir seçim,sonra bir daha, ölene kadar..."
Belki de sorun Balzac’ta, Balzac’ın benim yazarım olmamasındaydı. Sayfalarca o evden, Madam Vaquier’nin Paris’teki pansiyonundan bahsediyordu, sıkılıyordum. Pansiyonun bir duvarının bahçeye baktığını, girişte bir odanın ve odadan geçilerek girilen bir yemek odasının olduğunu, ortada bir yuvarlak masanın bulunduğunu, pansiyonda yedi kişinin kaldığını, akşam yemeği için dışarıdan gelen misafirlerin ayda 30 frank ödediklerini öğrendim okuduğum sayfalar boyunca, hiçbir heyecan hissetmedim. Bugün, burada, bu dünyayla baş etmeye çalışırken bu teferruatın hiç önemi yoktu. Bir süre gözlerimi kütüphanemde gezdirdim ve tamam, dedim, yazarımı okuyacağım ben, Dostoyevski’yi okuyacağım. Hemen Cinler’i aldım elime, Kirillov’un özgürleşmek için intihar etmek gerektiğini anlattığı o müthiş bölümü aramaya koyuldum. İşte bu kocaman, depderin, bir kitabı baştan sona doldurabilecek bir düşünceydi. Ancak Kirillov’u düşündükçe kendimi çaresiz hissettim. Böyle büyük bir düşüncem yoktu benim, bazı basit kararlarım, duygularım ve hareketlerim vardı, fakat kafamın bir köşesinde konuşmayı bekleyen bir Kirillov olmadığına neredeyse emindim. Bölümü aramaktan sıkıldım ve, çaresiz, romanın başından birkaç sayfa okudum, ancak beklediğim kadar sarsılmadım. Yorgundum. Bir bira açıp salona, Onur’un yanına gittim.
Onu bir roman kahramanı olarak düşünmeye çalıştım, olmadı. Şurası bir gerçekti ki babamın hiçbir trajedisi yoktu. Hatta insanların dönüp bakacağı ufacık, sıradan bir çelişkisi bile yoktu, sadece birtakım istekleri, tasarıları ve aptalca fikirleri vardı. Onur’u bunlarla oyalayabilirdi belki, ancak hiçbir ciddi okuru oyalayamazdı. Acaba, diye düşündüm, Goriot Baba’yı benim babamdan ayıran nedir? Belki de hayati bir soruydu bu. Ancak bu soruya cevap verebilmem için onu, yani Goriot Baba’yı biraz olsun tanımam gerekiyordu. Ne var ki Balzac buna müsaade etmemiş, beni Madam Vaquier’nin pansiyonuna tıkıvermişti.
Dünya boşluğa savrulmamak için üzerinde durmaya çalıştığımız bir kaya parçasıdır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Buradayız
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
180
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944494687
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alef
"Herhangi bir romanın konusu olabilecek o genç adamlardan biriydim ben de. Genç adam evinde oturur, genç adam hülyalara kapılır, genç adam sever, sevmez, sevmeyi bilmez, hayat ona yabancı gelir. Genç adam... Bıkıp usanmadan birbirinden sıkıcı sayfalarda dolaşır durur. O genç adamdan nefret ediyorum, dedim odamda oturmuş içimdeki kasveti dağıtmaya çalışırken, onun hayatını dolduran bütün o berbat ayrıntıların ne kadar sıkıcı olduğunu düşündüm. O ayrıntıların hiçbirinin romanımda yeri olmayacak, dedim, benim romanımda bütün olayların bir ağırlığı olacak."

Kitabı okuyanlar 10 okur

  • Volkan Yalçın
  • Özgür Çırak
  • yldrm.Abidin
  • Aziz Yıldız
  • Nurtaş ulaşoglu
  • Ferya Fertelli
  • Hakan Özer
  • muhammet marin
  • Ecem ALTUN
  • Dilara Odur

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (1)
9
%0
8
%50 (2)
7
%0
6
%25 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0