Kübra Nur

Kübra Nur

Yazar
8.1/10
68 Kişi
·
138
Okunma
·
11
Beğeni
·
1.727
Gösterim
Adı:
Kübra Nur
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Van, 1994
1994 yılında Van’da doğdum.
Babamın mesleği dolayısıyla İstanbul, Balıkesir, Kastamonu gibi şehirler gezdim.
Şu an Yalova Üniversitesinde Endüstri mühendisliği okumaktayım.
Hikayelerimi yazmaya ise 14 yaşında başladım.
Dünya için güzel olmanıza gerek yoktu, sadece doğru insan için güzel olmalıydınız. Hepsi bu.
"Bunca yıldır hep yalnızım sanmıştım," dedim o konuşmamakta ısrar edince. "Ama senden haber alamadığım iki gece boyunca yalnızlığın kademeleri olduğunu anladım. Tek başına yalnız olmakla, kalbinde ve aklında birileri varken yalnız olmak arasında çok fark var. İlki sıkıntı verse dahi alışılabilir bir durum. İkincisi ise... İnsanın içini oyuyor."
"Ben burada durmuş bir çözüm üretmeye çalışıyorum ve sen dalga geçiyorsun!"
"Dalga falan geçmiyorum! Ben de senin kadar zor durumdayım!"
"En azından durumun zor olduğunu fark etmişsin. Eh bir sarışına göre fena sayılmaz doğrusu!"
"Sensin be sarışın! Doğru konuş benimle!"
"Konuşmazsam ne olur?"
"Kırarım senin o koca kafanı!"
"Koca kafamı mı?"
"Koca kafanı tabii ya. Zoruna mı gitti?"
"Asıl koca kafalı olan sens-"
"Allah aşkına ne yapıyorsunuz siz!"
"...Kalbim yine deliriyor. Sanki birileri karnımın içinde mısır patlatıyormuş gibi tuhaf kıpırtılar hissediyorum. Bu adamın cazibesi beni fena çarpıyor fena. Bir anda bütün her şeyi bir kenara bırakıp saatlerce onun suratını izlemek gibi anlamsız istekler duyuyorum. Zihnimde ikimizin yer aldığı pembe dizide romantik sahneler canlanıyor. Bana baktığı zaman, aylardır beğendiğim ayakkabıyı yüzde yetmiş beş indirimle almış gibi mesut oluyorum. Kendimden geçiyorum."
“Ee… Fener’in maçını izledin mi?”

“Hangi maçını?”

“Hangi maçını olacak canım son maçını.”

“Hayır izlemedim.”

“Ben de!”

“Mayıs, sen iyi misin?”

“Hayır, çok gerginim Arın. Nasıl davranacağımı bilmiyorum.”

“Futboldan bahsetme mesela.”

“Fıtbıldın bıhsitmi misili.”

“Evet, bu şekilde konuşarak ailemin kalbini fethedebilirsin.”
Bazı gerçekleri hangi renge boyarsanız boyayın acıtıyordu.
Kübra Nur
Sayfa 168 - Carpe Diem Kitap
Eğer şu an üç dilek hakkım olsa ilkini hiç doğmamış olmak için kullanırdım, o derece umutsuzum dostlar.
Sen bir insansın... Biliyorum türümüzün aşağılık örnekleri yüzünden sana insan denmesi moralini bozuyor ama ne yazık ki öylesin.
Kübra Nur
Sayfa 124 - Agapi Yayınları
İstanbul’da kalmak isteyen Nisan bir işe ihtiyaç duyar ve eniştesi sayesinde bir şirkette asistan olarak işe başlar ve patronu Yiğit Kuzey Erarslan ile tanışır. Olaylarda bu yolda gelişmeye devam eder.Ama gelişmeye devam eder dediğime bakmayın bu hikaye’de az da olsa olaylar değişiklik gösteriyor.
İyi okumalar...
Sürükleyici bi konusu var bikaç saat içinde bitirilecek bir roman ama etkisinden çıkılmayacak kadar da güzel değil. Yazarın sanırım ilk yazdığı roman .Uzunca bi deneme gibi.
Öncelikle kitap güzeldi. Eğlenceli ve güzel bir aşkı konu almıştı. Ama beğenmediğim bazı yerler yok değildi, bir iki de mantıksız bulduğum yerler vardı. Bir de kitap başlarken demiştim: Konusu klişe, diye ve öyleydi de ama bazı şeylerle özgünleştirilmiş diyebilirim.

Konu olarak adamın mükemmelliğine büyük yer verilmişti ve fazla göze batıcıydı ama zaten yazarın da amacı buydu. Adamın mükemmeliğinin bir iki nedenle bozulmasında, o nedenlerin birinin üstünde daha fazla durulması mantıksızdı.
Kitaptaki baş karakter Mayıs, ailesi Trabzonlu ve bir Trabzonlu olarak yazılan bazı şeyleri garipsedim.

Kızın karakterini, davranışları falan çok sevdim. Adamı da sevdim ama bazı şeyleri nedense ona yakıştıramadım yani kitapta adam öyle bahsediliyor ki bazı yaptığı şeyler üzerinde fazla çocuksu ve absürt durmuş.

Genel bakarsak kitap güzeldi. İlk defa bu yazarın kitaplarından birini okuyorum ve dilini de beğendim. Bu aralar eğlenceli kitaplara ihtiyacım varken bu kitap bana iyi geldi diyebilirim.

Kitabın konusu; Mayıs adında oldukça komik ama uzun zamandır işsiz bir kızımız var. Bir gün yine iş görüşmesinden çıktığında biri yanına gelir ve ona iş teklif eder. Bu iş teklifi oldukça ilginçtir; çünkü Akın Arıkan, Mayıs'tan, ağabeyi Arın Arıkan'ı takip ederek, ajanlık yapmasını ister.

Bu teklifi kabul eden Mayıs'ın başına gelenler ve yaşanan garip olaylar... Ve aşk.
Bu hikâye, şişman olduğu için çirkin damgası yiyen bir kadının zayıflama macerasını anlatmıyor. Bu hikâyede esas kızımız diş tellerini çıkarıp dünyanın en güzel kadınına dönüşmüyor ve birilerinden intikam almıyor. Hayır, bu hikâyede şişe dibi gözlükler takan bir karakter de yok. Bu bhikâyede yalnız ve yaralı bir kadın, bir de onun rengârenk iç dünyası var. Ayrıca bu hikâyede herhangi bir 'bad boy' yok. Bu hikâyedeki esas oğlan aşırı kaslı bir mafya babası da değil. Bu hikâyedeki esas oğlan kimsenin göremediğini gören bir kahraman.

Bu bir aşk hikâyesi de değil üstelik.
Bu bir kadının kendini bulma hikâyesi.
Bu, kuğuya dönüşmeyen bir ördeğin hikâyesi.A.
Yazarın okuduğum bu dördüncü kitabı. Kitaplarını sevdim fena değil, anlatımı yalın ve akıcı.
Kitabın konusuna gelince;
Damla, lise sonda iken yakın arkadaşından aldığı darbeden sonra kendini çok çirkin sanan ve yalnızlığa mahkum olduğuna inanan, işinde çok başarılı ama kendine güveni olmayan bir genç kız.
Damla fotoğrafçı, ünlü modellerinin fotoğraflarnı çekiyor. Ve Emre'de yakışıklı mı yakışıklı bir model. Damla uzaktan uzağa Emre'ye hayran
Meriç ise; tesadüflerle Damla ile tanışıyor hem komşusu Damla'nın hem de Emre'nin kuzeni ve Meriç Damla'nın kendine güveni kazanması için Emre ile Damla'nın arasını yapmaya çalışıyor. Ama o kadar da kolay değil...
Leylan, ailesini bir trafik kazasında kaybettikten sonra tek akrabası olan amcasının yanına Mardin'in bir köyüne yerleşir. Amcasının 9 nüfuslu evine bir sığıntı olarak yerleşir. Bir ay sonra amcası Onu bir ağanın oğlu ile evlendirir.
Cesur, ağa oğlu , İstanbul'da ailesi ve kuzeni ile bir yalıda yaşıyor. 2 yıl önce başlarına bir olay geldikten sonra yeğeniyle arası bozulmuş ve ikisi de çok değişmiş. Cesur, içine kapanmış, vurdum duymaz olmuş. Aynı şirkette çalışan biri ile ilişkisi var. Ama sevmiyor. Sorumsuzlukları yüzünden babası Onu evlendirmeye karar verir. İtiraz edemez, tek düşündüğü evlendikten sonra en kısa zamanda bu kızdan boşanıp kurtulmaktır. Tabi işler öyle olmaz.
Leylan, istemediği evliliği yapar ,aslında istediği tek şey üniversite okumaktır ve kocası eğer İstanbul kazanırsan olur deyince çok sevinir ve İstanbul'u kazanır.
Cesur ve Leylan çekişmeli geçen evlilikleri daha sonra birbirlerine aşık olmaları ile gerçek bir evliliğe döner
Hikaye güzel, güldürüyor. Yalnız yazarın dili pek hoşuma gitmedi. Hikayeyi beğensem de okumak için ben azim gösterdim. Yazarın dilinde bir ağırlık var. Sanki olaylar ağır bir hava içinde zor akıyormuş gibi. Hayal gücünüz güçlü olunca havanın ağırlığını aşabiliyorsunuz. Gülmek için okudum, katıla katıla güldürmese de güldüm, mutlu oldum. Keyiflenmek için okumak isteyenlere en azından bir göz atmalarını tavsiye ederim.
Ajan olmaya zorlanmış kız holding patronuna aşık olur.
Mayıs kızımız İstanbul'da işsiz geçirdiği günler sonucunda parkta yanına oturup ona abisini gözetleme işi veren Akın'ın dediklerini yapıyor. Ve Arın'ın kucağına düşüyor! Cidden düşüyor ... Hem de erkekler tuvaletinde ....
Yazar çok akıcı yazmış. Kitap elden düşmüyor....
Mayıs Arın'ın hayatına dokunuyor.......
İyi okumalar
Çok akıcı , okuması keyif veren , eğlenceli ve bir çırpıda biten bir kitap . Ben çok severek okudum . Baş karakteri çok sevdim ve kendimi ona benzettim . Bence şirin ve tatlı bir romandı , ben beğenerek okudum ve kapağını çok sevdim .

Yazarın biyografisi

Adı:
Kübra Nur
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Van, 1994
1994 yılında Van’da doğdum.
Babamın mesleği dolayısıyla İstanbul, Balıkesir, Kastamonu gibi şehirler gezdim.
Şu an Yalova Üniversitesinde Endüstri mühendisliği okumaktayım.
Hikayelerimi yazmaya ise 14 yaşında başladım.

Yazar istatistikleri

  • 11 okur beğendi.
  • 138 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 52 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.