Lena Diaz

Lena Diaz

Yazar
8.3/10
78 Kişi
·
149
Okunma
·
14
Beğeni
·
2.287
Gösterim
Adı:
Lena Diaz
Unvan:
Yazar
Doğum:
Kentucky
Kentucky eyaletinde doğan Diaz, asker olan babası vesilesiyle Amerika’nın birçok eyaletini gezdi. İlk kısa hikâyesini ortaokul zamanlarında yazan Diaz’ın ilk romanı olan Ölüm Falı, Ölüm Oyunları Serisi’nin ilk kitabı olarak basıldı. Seriye ait iki romanı daha olan yazarın yine romantik gerilim türünde üç romanı daha bulunmaktadır. Ayrıca yazdığı kitaplarla prestijli Daphne du Maurier ödülünü kazanmıştır.

Başarılı yazar, eyalet eyalet gezdiği çocukluğunun ardından şimdilerde, eşi ve iki çocuğu ile Kuzey Florida’da yaşamaktadır.
Matt onu tekrar öptü.bu defa az önceki koşuşturmanın sonrasında dudaklarının ve dillerinin uykulu ve masum çiftleşmesi gibiydi. Kollarını ona doladı ve onu kendine doğru çekti, vücutları hala kenetlenmiş vaziyetteydi. Tessa hayatında hiç bu kadar değer verildiğini, bu kadar özen gösterildiğini, bu kadar... Güvende olduğunu hissetmemişti.
Nabızları yavaşladığında Matt ikisininde kulaklıklarını çıkarıp diğer yatağa attı. Çarşafları üzerine çekti ve bu sefer Tessa uykusunda kabus görmedi.
Devlin'in gittiği ilk görevi okuyunca elleri öyle bir titredi ki sayfa hışırdamaya başladı. Kağıdı masanın üzerine koyup ellerini kucağında birleştirdi. Devlin o zaman daha yirmi bir yaşındaydı ve üniversitedeki ilk yılını yeni bitiriyordu. Emily, Arianna'nın fotoğrafının arkasındaki tarihin ne anlama geldiğini şimdi anlıyordu. Devlin'in onun öcünü aldığı tarihti bu. Bu görevdeki akıl hocası Gage'di, onu Arianna'nın katiline götürmüş ama adamın alnına silahı dayayıp beynini dağıtan kişi Devlin olmuştu.
Lena Diaz
Sayfa 324
Katil, önündeki savunmasız kadının karnına oturdu, elinde bir gül vardı. Gülün güzel parfümü, kanın metalik kokusuna karışıp etrafa tuhaf bir esinti gibi yayılıyordu. Gövdeden bir diken kopardı. "Beni öldürecek," Bir tane daha kopardı. "Beni öldürmeyecek."

Her dikeni koparıp tek tek kan bulaşmış karnına düşürdükçe çocukluk tekerlemesinin hastalıklı uyarlamasını sürdürdü. Tek diken kaldığında, siyah pis gözleri parladı. Zalim dudakları keyifle gülümsedi.
"Kötünün kazanabilmesi için gereken tek şey, iyi insanların oturup seyretmesidir. (Edmund Burke)"
Girişte karanlık bir gölge belirdi. Madison adamın dikkatini çekmek için el salladı ve o an nefesi kesildi. Pierce sert bir şekilde onu pencereden kenara aldı ve derhal silahını çekti, vücudunda gerilmeyen tek bir kas yoktu. "Ne?" Pencerenin kenarına yaklaştı. "Ne gördün? "Madison'ın boğazına bir yumruk gelip oturmuştu. Yutkundu. "Damon'ı. Sanırım az önce Damon'ı gördüm".
Eğer Owen da yıllar önce onunla birlikte kaçabilmiş olsaydı bugün nasıl biri olurdu acaba?
Lena Diaz
Sayfa 366 - Eksik Parça
352 syf.
·5/10
Bence yazılış tarzı historical romanlar gibiydi. Duygular, korkular yansıtılamamış.Cinayet stili farklı ve güzel bir konu olabilecekken saçma, çirkin bir aşk hikayesi moduna girmesi kitabı ucuzlaştırmaktan öteye gidememiş. Bir kadının bu tarz bir olay yaşayıp da böyle hissiz olması, önüne gelen ilk yakışıklı adamı hiçbir neden olmadan sevmesi olacak şey değil. Katilin baştan itibaren belli olması da ayrı bir konu... oraya hiç değinmiyorum bile...
336 syf.
·Beğendi·10/10
Yazarın diğer kitaplarını henüz okuma şansım olmadı ama ilk fırsatta diyorum. Yazarın anlatımı olsun, kurgu olsun gerçekten çok sürükleyici. Elinizden bırakamayacağınız türden bir kitap, okumak isteyenlere kesinlikle tavsiyemdir.
352 syf.
·Beğendi·9/10
Kitaba başladığım andan itibaren neredeyse tüm karakterlere katil damgası vurdum. Her geçen sayfada birilerini aklasam da şüphelerim devam etti. Yazarın anlatımı başdöndürücüydü, tek nefeste okudum diyebilirim ancak son kısımdaki duygu yoğunluğu beni rahatsız etti.
416 syf.
·4 günde·8/10
Yazar, serinin önceki hikayelerinde okuyucuyu tanıştırdığı karakterleri ile devam ediyor. Serinin diğer kitapları ile karşılaştırıldığında kesinlikle daha aksiyonlu ve gizemli. Sonu ise tahmin edilemez. Yazarın gelişimini izleyebileceğiniz serinin bu kitabında , yazar zirve yapmış.
352 syf.
·7 günde·8/10
Yazarın okuduğum ilk kitabı.Serinin de ilki olan kitapta bir seri katilin peşine düşen polis şefi ve katilin elinden kutulan tek kişinin olayı çözme çabaları anlatılıyor İçine romantizm ayrıntılarının da eklendiği, akıcı, insanı yormayan, keyifle okunacak bir kitap.
368 syf.
·7 günde·7/10
İlk kitaptaki baş kahramanımız Logan ve Amanda yerine bu sefer Logan'ın kız kardeşi(Madison) ve en yakın arkadaşı(Pierce) yer alıyor. Bu sefer ki katilimiz ise "Simon diyor ki" adlı bir çocuk oyunuyla kurbanlarını öldürüyor. Yani ilk kitaptaki katille öldürme yöntemi aynı. Sanırım bu seride beni en rahatsız eden şey;şüphelilerin az olup katilin gözünüze sokulması. Yani doğru dürüst 3-4 kişi arasında gidip gelmiyorsunuz. Sizi meraklandıracak,şüphelendirecek kadar çok seçenek yok önünüzde. Polisiye ve romantizm iç içe olduğundan dolayı kriminal olaylar fazla ön plandaymış gibi gözükmüyor. İlk kitaptan beri Madison'a nedense hiç ısınamamıştım bu yüzden kitaba ve yeni çifte odaklanmam,onları hemen kabullenmem kolay olmadı ama bir 100 sayfa sonra gayet akıcı ve ilgi çekici gelmeye başladı. Madison her ne kadar hareketli,cesur ve çılgınsa,Pierce de bir o kadar temkinli ve ciddi bir karakterdi ki bunu da FBI ajanı olmasına bağlıyorum. İkisinin uyumuna 5 üzerinden 3 verebilirim sanırım. Bu kitapta cinayetler üzerinde çok durmadı ve ilk kısım hariç katilin duygularını ve yaptıklarını kendi gözünden anlatan başka bir bölüm olmadı. İsterdim ki katilin gözünden de bir kaç şey okuyup kim olduğuna dair meraklanayım.Ama yinede katilin ortaya çıkması,geçmişinde neler yaptığı ve neden Madison'la bir bağlantısı olduğunun ortaya çıkması mantıklı ve tatmin ediciydi. Dediğim gibi cinayetler daha detaylı ve açık yazılsaydı daha güzel olabilirdi.Bunun dışında Logan ve Pierce'in kankalığı çok tatlıydı. Umarım bir şekilde serinin geri kalan iki kitabında onları tekrar görürüm. Eğer polisiyede,aşkın çok yoğun ve göz önünde olduğu romanları sevmiyorsanız pek ilginizi çekmez ama kurgusu ve karakterleri için okunabilir.
336 syf.
·Beğendi·5/10
Heyecanla kitabı okumaya başladım ama ilk başlarda sıkıldığım. Bir türlü hikaye kafama oturmadı ama ilerledikçe bir baktım kitabı elimden bırakamıyorum öyle bir sardı ki beni uyurken bile kafamda devam senaryosu yazıyordum. Acaba 'Kurtulabilecek mi?' 'Mason acaba vazgeçecek mi?' ve bunun gibi sorular. Kitabın konusu aynı bir domini taşına benziyor bir taş devrildi ve olaylar onun üzerinde gelişti. Şimdi kitabın konusu hakkında bilgi vereyim. Sabrina ve Mason baş karakterimiz. Sabrina'nın başına sıralı bir biçimde felaketler geliyor. Annesi, babası, kardeşi, büyükbabası?(Fazla detay vermeyeyim burada o yüzden soru işareti bırakıyorum.) Sabrina yaşadığı olaylar üzerine bunları çözmek araştırmak ve nedenlerini bulmak için elinden gelini yapıyor. Ama tabii 'bazıları' buna izin verir mi hiç? Vermez olay burada başlıyor. Sabrina'nın fotografik bir hafızası bu özellik ne işler açıyor başına.
Mason bir infazcı ama masumları koruyup, insanlara zarar verenleri öldüren bir infazcı ve asla masumlara dokumayan bir infazcı. En son ona gelen emir tam bir soru işaretiydi işler göründüğü gitmedi. O gibi eski infazcı sayesinde herşey gün yüzüne çıkıyor. Ve Sabrina'nın özel koruması gibi oluyor. Daha fazla detay vermiyorum okuyun ve sizi kitap alsın götürsün.
Mason hem dürüst, güvenilir ve akıl bir adam en sevdiğim karakterdi ama Sabrina ise favorim yazar bir kadının zeki ve güçlü her zorluğu aşabilceğini göstermiş. Bu yüzden yazarı tebrik ediyorum. Sabrina'nın ayakta kalışı, zekiliği ve vazgeçmeyişi. Mason'un ise duruşunu sevdim. Aşk romanlarını severim onları okumayı da. Ama bu kitapta olan aşkın yeri başka yani aksiyorn kitaplarında azda olsa yer verilen aşkların yeri farklı bende. Aralarındaki bağı, Mason'un ve Sabrina'nın duyguları içime kadar işledi.
Bence okuyun başlarda ve bazı yerlerde sıkıcı gelebilir ama okumaktan vazgeçmeyin.
352 syf.
·2 günde·7/10
Lena Diaz, polisiye okumayı seven bayan okurlar için birebir : aşk, ihtiras, cinayet... Serinin ilk kitabında yazar okurlarını diğer hikayelerde de görmeye devam edecekleri karakterlerle tanıştırıyor. Bu ilk hikayesinde yazar, daha iyi hikayeler çıkarabileceğini vaat ediyor. Zaman kaybı olmayacak bir hikaye.
344 syf.
·6 günde·7/10
Kitabın konusu çok ilgi çekici daha doğrusu katilin öldürme şekli. Katilimiz, bizim papatyaların yapraklarını"Seviyor,sevmiyor"diye tek tek koparıp aşk falına baktığımız gibi o da gülün dikenlerini"Beni öldürecek,beni öldürmeyecek"şeklinde koparıp kurbanın kaderini belirliyor. Davadan sorumlu polis şefi Logan ise en son öldürülen kurbandan sonra bu seri katilin elinden kurtulmuş tek kız olan Amanda ile görüşmeye başlıyor. Olayın iki kahramanı Logan ve Amanda. Bu zamana kadar hiç romantik ve polisiyeyi aynı anda okumamıştım. Tahmin edersiniz ki;bu polis şefi ile kurban arasında bir aşk yaşanıyor. Katilin hedefi kahverengi saçlı,mavi gözlü olan kızlar. Evet,katilimiz geçmişinde Kate adlı bir kızla yaşadığı trajediden sonra ona benzeyen kızları avlıyor ve hepsine Kate diyor hatta bir kadını öldürdükten sonra ona benzeyen başka birini görünce Kate geri döndü diyerekten onuda öldürüyor. Kısacası katilin sorunu bu. Baktığımızda katilin sorunuyla ilgili bir problem yok ama böyle biri benim aklımda direk psikolojisi bozuk,dengesiz biri olarak canlanıyor.Ama sonunda öğrendiğimiz katil çok başka biriydi. İki karakterde geçmişinde yaptığı hatalardan dolayı vicdan azabı çeken karakterler. Hikayede Amanda'nın katilin elinden nasıl kaçtığı bir türlü açıklanmadı ve ben bunun olmayışını eksik buldum açıkcası. Ayrıca sanki katil belliydi gibi ama yinede bu kitabın tadını kaçırmadı çünkü sayfalar ilerledikçe yeni birinden süpheleniyorsunuz. İlgi çekme ve meraklandırma yönünden eksik bir kitap değildi. Ben sadece romantizmin bazı kısımlarda fazla dahil olduğunu düşünüyorum yani Amanda sadece bir tanık gibi bir şeyken birden o da araştırmaya dahil oldu polislerle birlikte dosyaları gözden geçirip olası şüpheli katilleri bulmak için bilgisayar programı,algoritma bile yazdı. Yani bu normal şartlar altında ne kadar normal bilmiyorum. Her ne kadar her an aksiyon olmasada bence akıcıydı,sıkmadan okutturdu kendini. Zaten nabız son sayfalarda yükseliyor.Belkide ilk kez polisiyenin içinde romantizm okuduğum için bana yoğun geldi. Ama genel olarak beğendiğim bir kitap oldu.
336 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
#kitapyorum

Lena Diaz'ın yeni kitabı sizi ilk sayfasından itibaren esir alıyor ve sonuna kadar bırakmıyor. Kitap da tempo kesinlikle bitmiyor. 350 Sayfadan oluşuyor fakat, kitabın öyküsü akışı kolaylaştırıyor nasıl bittiğini anlamıyorsunuz. Kitap da diğer serisini okuyanlar bilir bu seride david buchanan ve eşi de var, ayrıca diğer kardeşlerden de bahsediliyor. Onları da görünce tanıdık bir dostu görmüş kadar çok sevindim. Lena Diaz yine harika bir iş çıkarmış. Serinin devamını dört gözle bekliyorum. Romantik gerilim sevenlere kesinlikle tavsiye edebilirim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Lena Diaz
Unvan:
Yazar
Doğum:
Kentucky
Kentucky eyaletinde doğan Diaz, asker olan babası vesilesiyle Amerika’nın birçok eyaletini gezdi. İlk kısa hikâyesini ortaokul zamanlarında yazan Diaz’ın ilk romanı olan Ölüm Falı, Ölüm Oyunları Serisi’nin ilk kitabı olarak basıldı. Seriye ait iki romanı daha olan yazarın yine romantik gerilim türünde üç romanı daha bulunmaktadır. Ayrıca yazdığı kitaplarla prestijli Daphne du Maurier ödülünü kazanmıştır.

Başarılı yazar, eyalet eyalet gezdiği çocukluğunun ardından şimdilerde, eşi ve iki çocuğu ile Kuzey Florida’da yaşamaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 14 okur beğendi.
  • 149 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 87 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.